|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
DÜNYÂYI KALBİNE SOKMADI
"İmâm-ı
âzam Ebû Hanîfe" hazretleri,
Ticâretle
iştigâl eder idi ekseri.
Onun güzel
ahlâkı ve kanâatkârlığı,
Her işinde,
kendini gösterirdi devamlı.
"Zengin"
olduğu gibi, “Cömert” idi be gâyet.
Ve aslâ
emânete, hiç etmezdi hiyânet.
Çok dikkat
eder idi, helâlden kazanmaya.
Haramın
zerresinden, kaçardı çok uzağa.
Öyle “Allah
korkusu” var idi ki içinde,
Her an, takvâ
üzere olurdu her işinde.
Şüpheli olsa
idi, az bir kısmı kârının,
Fukarâya
verirdi, tamâmını o kârın.
Kendi
talebesinin ihtiyâçlarını da,
Kendi te'mîn
ederdi, giyim, kuşam ve gıdâ.
Ayrıca “Para”
verip, derdi ki: (Bu nîmetler,
Benim değil,
Rabbimden bende emânettirler.
Benim size
verdiğim bu şeyler, Rabbimizin.
Benimle
gönderdiği rızkınızdır hep sizin.)
Onlar, maddî
bakımdan bir şey düşünmeyince,
İlme
çalışırlardı, devamlı gündüz gece.
Çok olmasına
rağmen malı, mülkü, serveti,
Onlara, zerre
kadar yoktu bir muhabbeti.
Ders veriyor
idi ki, bir gün talebesine,
Bir kimse, şu
haberi getirdi kendisine:
(Efendim,
sizin malı götüren gemi var ya,
Duyduk ki,
fırtınadan batıp gitmiş deryâya.)
Bu haberi
duyunca, başını öne eğdi.
Biraz durup,
peşinden “Elhamdülillah” dedi.
Az sonra,
aynı adam gelerek huzûruna,
Bu sefer, tam
aksine bir haber verdi ona.
Dedi: (O
batan gemi, size âit değilmiş.
Biz yanlış
işitmişiz, batan, başka gemiymiş.)
Bunda da
büyük İmâm, tefekkür edip yine,
“Elhamdülillah”
deyip, şükreyledi Rabbine.
Lâkin
talebeleri, merak etti bu hâli.
Birisi sordu
hemen İmâm’a şu suâli:
(Geminin
battığını duyunca siz ilk defâ,
“Elhamdülillah” deyip, şükrettiniz Allaha.
Batmamış
olduğunu öğrenince, yine siz,
Niçin
“Elhamdülillah” diyerek şükrettiniz?)
O an "Ebû
Hanîfe" ara verip dersine,
Şöyle cevap
buyurdu hemen talebesine:
(İlkinde,
düşünmedim mallarımın hâlini.
Bilâkis merak
ettim, kalbimin ahvâlini.
“Üzüntü
var mı?” diye, nazar ettim kalbime.
Gördüm ki
üzüntü yok, şükreyledim Rabbime.
İkinci
haberde de, kalbime ettim nazar.
Gördüm ki,
bir “Sevinç yok”, şükrettim buna tekrar.)
|