|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
KOMŞUSUNUN HİDÂYETİ
İçkici bir
komşusu var idi ki "İmâm"ın,
Evi çok yakın
olup, yanındaydı dergâhın.
Her gece,
meyhâneden gelip sarhoş olarak,
Rahatsızlık
verirdi, bağırıp çağırarak.
Hem ayrıca
saz çalar ve şarkılar söylerdi.
"İmâm",
bir şey demeyip, devamlı sabrederdi.
Bu adam,
meyhânede çok içki içip yine,
Gece, sarhoş
olarak geliyorken evine,
Vazîfeli
memurlar, onu yakaladılar.
"Suçlu"
olduğu için, hemen hapse attılar.
Ertesi gün,
adamın hiç sesi gelmeyince,
Bunu, "İmâm-ı
âzam" merak etti iyice.
Dedi ki:
(Gelmez oldu sesi o komşumuzun.
Başına bir
musîbet gelmesin sakın onun.)
Dediler: (O,
dün gece, gelirken meyhâneden,
Bekçiler
yakalayıp, atmışlar hapse hemen.)
"İmâm" buna
üzülüp, derhal gitti vâlîye.
Ki, desin:
“Komşumuzu hapisten çıkar” diye.
Vâlî onu
görünce, ayağa kalktı derhal.
Büyük bir
hürmet ile, etti onu istikbâl.
Dedi: (Acep
nedendir buraya teşrîfiniz?
Yerine
getirelim, var ise bir emriniz.)
Buyurdu:
(Komşumuzu, hapse atmış bekçiler.
Geldim ki
çıkarasın, imkânı varsa eğer.)
Dedi ki: (Ey
efendim, böyle ehemmiyetsiz,
İş için, bana
kadar niçin zahmet ettiniz?
Bir haber
verseydiniz, kâfîydi bize bunu.)
Deyip,
çıkarttı hemen hapisten komşusunu.
Komşu gencin
koluna girerek sonra "İmâm",
Vâlîye vedâ
edip, ayrıldılar oradan.
Buyurdu ki: (Ey
komşu, bakma kusûrumuza.
Biraz geç
vâkıf olduk, sizin durumunuza.)
Bir kese
“Para” verip, buyurdu: “Al bunları.
Eve bir
şeyler al da, sevindir çocukları.”
Yine, büyük
"İmâm"ın, ilimde ehliyyeti,
Ve Kur'ân-ı
kerîme olan vukûfiyyeti,
Öyle derin
idi ki, bir gün çıktı evinden.
Bir yere
gitmek için, çözdü atı yerinden.
Koydu bir
ayağını bir üzengiye, ama,
O anda bir
genç gelip, bir şey sordu "İmâm"a.
"İmâm",
o halde iken, ata binene kadar,
Bu dînî
meseleyi, düşündü az bir miktar.
Yâni birkaç
sâniye içinde, bunu hemen,
Düşünüp,
şöyle dedi o kimseye cevâben:
(Kur'ânı,
baştan sona düşündüm de evlâdım,
Bu suâle,
Kur'ânda bir cevap bulamadım.
Yarın gel,
cevâbını al)
diyerek o gence,
İçtihât
buyurarak, cevapladı hemence.
|