|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
BİR DEHRÎ’YE CEVÂBI
Allaha
inanmıyan, var idi ki bir "Dehrî",
Fikrini
yaymak için, dolaşırdı her yeri.
“Bu dünyâ,
böyle gelmiş böyle gider” diyordu,
Hâşâ “Allah
yok” diye, iddiâ ediyordu.
Bu kâfir
dolaşırken, geldi Kûfe şehrine.
Bunu yaymak
istedi, o yer ahâlisine.
Lâkin halk,
bu kişinin, bir "Kâfir" olduğunu,
Anlayıp,
rezîl etmek istediler hep onu.
Dediler ki:
(Burada, bir âlim kimse vardır.
Yaşı küçük
ise de, ilimde bir deryâdır.
Sen, bu
saçmalarını, söyle ki ona önce,
Bakalım ne
diyecek, o seni dinleyince?)
Yaşı küçük o
âlim, “Nûmân bin Sâbit” idi.
"On"
yaşındaydı, fakat, ilimde pek derindi.
Dehrî, “Olur”
diyerek halkın bu teklîfine,
Dedi: (Münâzaraya
hazırım onun ile.)
Bunun için,
bir yer ve zaman tâyin ettiler.
Sonra, küçük
"Nûmân"a bir haber ilettiler.
O gün "Dehrî"
gelerek, başladı beklemeye.
Lâkin "Nûmân",
bilerek az geç geldi o yere.
Dehrî kızıp
dedi ki: (Benim gibi bir bilgin,
Böyle
bekletilir mi, söyle, niçin geciktin?)
Dedi ki: (Gelecektim
bir köprüden geçerek.
Sel yıkmış o
köprüyü, geldim az gecikerek.)
Dehrî dedi:
(Ey çocuk, köprü yıkılmış dedin.
Köprü yıkık
olunca, peki sen nasıl geldin?)
Dedi: (Bâzı
ağaçlar, kendi kendilerine,
Biçilip
yontularak, eklendi birbirine.
Sonra, kendi
kendine oldu güzel bir kayık.
Nehri onunla
geçtim ve geciktim azıcık.)
Dehrî dedi:
(Ey çocuk, sen neler söylüyorsun.
"Ağaçlar, hiç
ustasız kayık oldu" diyorsun.
Senin bu
söylediğin sözlere, güler herkes.
Ve senin bu
iddiân, ne mantıksız ve abes.
Buna, olmaz
dünyâ'da bir kimse inanacak.
Aklı noksan
olanlar, inanır buna ancak.)
"Nûmân bin
Sâbit" ise, dedi ki o dehrîye:
(Şu koskoca
kâinât, senin aklına göre,
Öyle kendi
kendine, ustasız oluyor da,
Bizim kayık
ne için olmasın, ne var bunda?)
Dehrî çok
şaşırarak, dedi ki: (Mâdem öyle,
Allah vardır
diyorsun, nerdedir, haydi söyle.)
"Nûmân",
ordakilerden bir bardak "Süt" istedi.
Dehrîye
göstererek, (Bunda yağ var mı?) dedi.
(Elbette var)
deyince, dedi ki: (Öyle ise,
Bu sütün
içindeki şu yağı göster bize.)
Dehrî mahcup
bir halde, başını eğdi öne.
"Şehâdet"i
getirip, girdi islâm dînine.
|