ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ HANÎFE  (Rahmetullahi Aleyh)

BİR DEHRÎ’YE CEVÂBI

 

Allaha inanmıyan, var idi ki bir "Dehrî",

Fikrini yaymak için, dolaşırdı her yeri.

 

“Bu dünyâ, böyle gelmiş böyle gider” diyordu,

Hâşâ “Allah yok” diye, iddiâ ediyordu.

 

Bu kâfir dolaşırken, geldi Kûfe şehrine.

Bunu yaymak istedi, o yer ahâlisine.

 

Lâkin halk, bu kişinin, bir "Kâfir" olduğunu,

Anlayıp, rezîl etmek istediler hep onu.

 

Dediler ki: (Burada, bir âlim kimse vardır.

Yaşı küçük ise de, ilimde bir deryâdır.

 

Sen, bu saçmalarını, söyle ki ona önce,

Bakalım ne diyecek, o seni dinleyince?)

 

Yaşı küçük o âlim, “Nûmân bin Sâbit” idi.

"On" yaşındaydı, fakat, ilimde pek derindi.

 

Dehrî, “Olur” diyerek halkın bu teklîfine,

Dedi: (Münâzaraya hazırım onun ile.)

 

Bunun için, bir yer ve zaman tâyin ettiler.

Sonra, küçük "Nûmân"a bir haber ilettiler.

 

O gün "Dehrî" gelerek, başladı beklemeye.

Lâkin "Nûmân", bilerek az geç geldi o yere.

 

Dehrî kızıp dedi ki: (Benim gibi bir bilgin,

Böyle bekletilir mi, söyle, niçin geciktin?)

 

Dedi ki: (Gelecektim bir köprüden geçerek.

Sel yıkmış o köprüyü, geldim az gecikerek.)

 

Dehrî dedi: (Ey çocuk, köprü yıkılmış dedin.

Köprü yıkık olunca, peki sen nasıl geldin?)

 

Dedi: (Bâzı ağaçlar, kendi kendilerine,

Biçilip yontularak, eklendi birbirine.

 

Sonra, kendi kendine oldu güzel bir kayık.

Nehri onunla geçtim ve geciktim azıcık.)

 

Dehrî dedi: (Ey çocuk, sen neler söylüyorsun.

"Ağaçlar, hiç ustasız kayık oldu" diyorsun.

 

Senin bu söylediğin sözlere, güler herkes.

Ve senin bu iddiân, ne mantıksız ve abes.

 

Buna, olmaz dünyâ'da bir kimse inanacak.

Aklı noksan olanlar, inanır buna ancak.)

 

"Nûmân bin Sâbit" ise, dedi ki o dehrîye:

(Şu koskoca kâinât, senin aklına göre,

 

Öyle kendi kendine, ustasız oluyor da,

Bizim kayık ne için olmasın, ne var bunda?)

 

Dehrî çok şaşırarak, dedi ki: (Mâdem öyle,

Allah vardır diyorsun, nerdedir, haydi söyle.)

 

"Nûmân", ordakilerden bir bardak "Süt" istedi.

Dehrîye göstererek, (Bunda yağ var mı?) dedi.

 

(Elbette var) deyince, dedi ki: (Öyle ise,

Bu sütün içindeki şu yağı göster bize.)

 

Dehrî mahcup bir halde, başını eğdi öne.

"Şehâdet"i getirip, girdi islâm dînine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan