|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
KILI KIRK YARARDI
"İmâm-ı
âzam Ebû Hanîfe" hazretleri,
Tâbiîn’in en
yüksek âlimlerinden biri.
Maîşet
sebebiyle, yapıyordu ticâret.
Kumaş alıp
satardı, "Zengin" idi begâyet.
Bir gün evden
çıkarak, dükkâna gidiyordu.
Karşıdan
gelen biri, onu gördü ve durdu.
Çok mahcup
vaziyette, yüzünü örttü ondan.
Yolunu
değiştirip, yürüdü başka yoldan.
"İmâm",
farketti onun yol değiştirdiğini.
Yanına
çağırarak, suâl etti derdini.
O dedi: (Onbin
akçe, borcum var benim size.
Bu yüzden çok
mahcûbum, ben zât-ı âlînize.)
Buyurdu ki:
(Silmiştim ben senin o borcunu.
Kalbin
müsterîh olsun, düşünme artık onu.
Lâkin beni
görünce, sıkıldı birden için.
Hakkını helâl
eyle bana sen bunun için.)
Sokmazdı
kazancına, "Haram"ın zerresini.
Şüpheliyse, o
kârın dağıtırdı hepsini.
Bir defâ
ortağına dedi ki tekrar tekrar:
(Son gelen
mal içinde, kusurlu elbise var.
Bugün o
elbiseyi, satacak olur isen,
Özrünü
söylemeyi, ihmâl etme sakın sen.)
Lâkin unuttu
yine, o bunu söylemeyi.
Bulmak da çok
zor idi, onu alan kimseyi.
"İmâm" bunu
duyunca, dedi ki ortağına:
(Karıştı onun kârı, tamâmının kârına.
O partiden,
ne kadar kâr elde edildiyse,
Hep dağıt da,
o kârdan kalmasın bir şey bize.)
“Doksanbin”
akçe kârın, dağıtarak hepsini,
O şüpheli
kazancın, almadı zerresini.
Müşteri,
fakir ise, ahbâbı ise veyâ,
Kârsız,
mâliyetine verirdi ekseriyâ.
Dükkânına,
fakir bir kadın geldi bir sefer.
Dedi: (Şu
elbiseyi, şu fiyâta bana ver.)
Buyurdu:
(Para verme, al götür, helâl olsun.)
Kadın dedi:
(Benimle alay mı ediyorsun?)
Buyurdu ki: (Ey
kadın, bir elbise nihâyet.
Al götür,
hediyemdir, giy de bana duâ et.)
Mal satın
alırken de, titiz davranıyordu.
“Kul hakkı”
korkusundan, kılı kırk yarıyordu.
Bir tüccar,
mal getirdi "İmâm"ın dükkânına.
Fiyâtını
sorunca, çok düşük geldi ona.
Buyurdu: (Bu
mal için, çok ucuzdur bu fiyât.
Ya bunu geri
götür, ya da pahalıya sat.)
Râzı olduğu
halde, sâhibi o fiyâta,
O, daha
fazlasını takdîm etti o zâta.
Haramlar
karşısında, böyleydi onun hâli.
Haram korkusu
ile, terk etti çok helâli.
|