|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
BU ÜMMETİN IŞIĞIDIR
"Allahın
rızâsı"ydı onun tek düşüncesi.
Yok idi
bundan başka, bir maksat ve gâyesi.
Hak ve doğru
ne ise, söyler idi "İhlâs"la.
Bu babta,
hiçbir şeyden çekinmezdi o aslâ.
Onun
fetvâlarına, herhangi siyâsî bir,
Düşünce, güç
ve baskı, kat'iyyen girmemiştir.
Şahsî
dostluk, düşmanlık ve nefsânî arzular,
Dünyâlık bir
menfaat, karışmamıştır zinhâr.
Doğruyu, "Allah
için" söyler idi ihlâsla.
Zerre kadar
bir tâviz, vermezdi bunda aslâ.
İlim, heybet
ve vakar, tatlı dil ve güleryüz,
O, bunlarda
fazlaca eylemişti temâyüz.
Muârızlara
bile, sükûnetle davranır,
Güzel ahlâkı
ile, gösterirdi hep sabır.
O, aslâ
kapılmazdı heyecan ve telâşa.
İknâ yoluna
gidip, yapmazdı münâkaşa.
Kuvvetli
şahsiyyeti ve keskin zekâsıyla,
Aklı, ilmi,
heybeti ve güzel ahlâkıyla,
İnsanların
içine, sanki nüfûz ederdi.
Herkese
te'sîr eder, kalpleri cezbederdi.
Dînî
meseleleri, misâller göstererek,
Öyle
anlatırdı ki güzel îzâh ederek,
Nice peşin
hükümlü muârızları bile,
İknâ
oluyorlardı, bu îzâhları ile.
Bütün
müslümânları, îmân ve îtikadda,
Birleştirip,
onlara “Baba” oldu âdetâ.
Dîni bozmak
istiyen, bozgunculuk çıkaran,
Kimseleri de
sezip, vermedi fırsat, emân.
Doğru'yu,
onlara da güzelce anlatarak,
"Îtikâd"da,
birliği sağladı tam olarak.
Koyup o fıkha
dahî, birçok esas ve düstûr,
İkinci hicrî
asrın, "Müceddid"i olmuştur.
Bâzı
hadîslerinde, yine Resûl-i ekrem,
Şöyle meth
eylemiştir kastederek onu hem:
(Nasıl
öğünüyorsa Âdem Nebî, benimle,
Ben dahî
öğünürüm, ümmetimden biriyle.
İsmi “Nûmân”,
künyesi "Ebû Hanîfe"dir ki,
Ümmetimin
ışığı, o zâttır elbette ki.)
(Nasıl
öğünürlerse, Peygamberler benimle,
Ben de
öğünüyorum, Ebû Hanîfe ile.
Onu seven bir
kimse, beni de sevmiş olur.
Onu sevmiyen
ise, beni sevmemiş olur.)
(Ümmetimden
birisi, diriltir şerîatı.
Nûmân ibni
Sâbit’tir, o âlim zâtın adı.)
(Ümmetimden,
yükselen olacak her asırda.
En çok, Ebû
Hanîfe yükselir zamanında.)
Bu hadîs-i
şerîfler, onu kastetmektedir.
Onun
büyüklüğüne, en kuvvetli senettir.
|