ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

58 - EBÛ BEKR BİN HÜVÂRÂ (Rahmetullahi Aleyh)

ÇOCUĞUMU KURTARIN!

 

Ebû Bekr bin Hüvârâ”, büyük bir evliyâdır.

Hâl ehli kimse olup, kerâmetleri vardır.

 

Bir gün, bir kadın gelip arz etti ki şöylece:

“Oğlum, filân nehirde boğuldu biraz önce.

 

Bu oğlumdan başka da, hiç kimsem yoktur benim.

O da suda boğuldu, şimdi ben ne ederim?

 

Azîz ve Celîl olan, her şeye gücü yeten,

Allahü teâlâ'ya yemîn ederim ki ben,

 

O, sana vermiştir ki öyle kuvvet ve izin,

Oğlumu, bana geri sen getirebilirsin.

 

Şimdi bu iyiliği yapmazsan bana şâyet,

Seni, Hak teâlâ'ya ederim bak şikâyet.

 

Derim ki: “Yâ ilâhî, o gün, içim yanarak,

Gidip, ona derdimi arz ettim yalvararak.

 

Lâkin o, yanaşmadı oğlumu kurtarmaya.

Halbuki muktedirdi o bu işi yapmaya.”

 

Bu velî zât, hayretle o kadını dinledi.

Başını öne eğip, murâkabe eyledi.

 

Sonra, ona dönerek buyurdu ki: “Ey kadın!

Nerede, hangi suda boğuldu o evlâdın?”

 

Kadın ile birlikte, o nehire vardılar.

Gördü ki, ileride, su üstünde biri var.

 

O çocuğun cesedi, boğulduğu mahalde,

Su üstünde dururdu, boğulmuş, "ölü" halde.

 

Su üstünden yürüyüp, hemen İbni Hüvârâ,

Çocuğu omuzlayıp, çıkardı bir kenara.

 

Annesine götürüp, buyurdu: “Al oğlunu!

Kadın, gördü oğlunun ölmemiş olduğunu.

 

Bir gün de, çok kuvvetli olmuştu bir "zelzele".

Her taraf sallanmıştı, o deprem te'sîriyle.

 

O zaman, buyurdu ki zelzeleye hitâben:

“Ey Allahın mahlûku, sâkin ol şimdi hemen!”

 

Allahın izni ile, dile gelip zelzele,

Konuşmaya başladı gâyet açık dil ile.

 

Dedi: “Ey Ebâ Bekr bin Hüvârâ hazretleri!

Sana itâat ile emr olundum ben dahî.”

 

İşittiler bu sesi orada olanlar da.

Peşinden, zelzele de sâkin oldu o anda.

 

Bir gün de, huzûruna biri geldi bir zaman.

Ve gördü ki, önünde durur koca bir “Arslan”.

 

Ve sanki bir derdini ona arz ediyordu.

O dahî bu arslana bir şeyler söylüyordu.

 

Biraz sonra o arslan, geri geri giderek,

Edeb ile ayrılıp, o yeri eyledi terk.

 

O kimse merak edip, yaklaştı bu velîye.

Sordu: “O hayvan ile ne konuştunuz? diye.

 

Buyurdu ki: O arslan, şimdi bana gelerek,

Dedi ki: “Üç gün oldu, yemedim hiç yiyecek.”

 

O böyle arz edince, gâyet aç olduğunu,

"Hamâmiye köyü"ne gönderdim ben de onu.

 

Dedim ki: “Senin rızkın, Hamâmiye köyünde.

Bulunan bir inektir, git onu ye bu gün de.”

 

O kimse merak edip, o köye gitti hemen.

Gördü ki, vukû bulmuş aynısı hakîkaten.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan