|
58 - EBÛ BEKR BİN HÜVÂRÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÇOCUĞUMU KURTARIN!
“Ebû Bekr
bin Hüvârâ”, büyük bir evliyâdır.
Hâl ehli
kimse olup, kerâmetleri vardır.
Bir gün, bir
kadın gelip arz etti ki şöylece:
“Oğlum, filân
nehirde boğuldu biraz önce.
Bu oğlumdan
başka da, hiç kimsem yoktur benim.
O da suda
boğuldu, şimdi ben ne ederim?
Azîz ve Celîl
olan, her şeye gücü yeten,
Allahü
teâlâ'ya yemîn ederim ki ben,
O, sana
vermiştir ki öyle kuvvet ve izin,
Oğlumu, bana
geri sen getirebilirsin.
Şimdi bu
iyiliği yapmazsan bana şâyet,
Seni, Hak
teâlâ'ya ederim bak şikâyet.
Derim ki:
“Yâ ilâhî, o gün, içim yanarak,
Gidip, ona
derdimi arz ettim yalvararak.
Lâkin o,
yanaşmadı oğlumu kurtarmaya.
Halbuki
muktedirdi o bu işi yapmaya.”
Bu velî zât,
hayretle o kadını dinledi.
Başını öne
eğip, murâkabe eyledi.
Sonra, ona
dönerek buyurdu ki: “Ey kadın!
Nerede, hangi
suda boğuldu o evlâdın?”
Kadın ile
birlikte, o nehire vardılar.
Gördü ki,
ileride, su üstünde biri var.
O çocuğun
cesedi, boğulduğu mahalde,
Su üstünde
dururdu, boğulmuş, "ölü" halde.
Su üstünden
yürüyüp, hemen İbni Hüvârâ,
Çocuğu
omuzlayıp, çıkardı bir kenara.
Annesine
götürüp, buyurdu: “Al oğlunu!”
Kadın, gördü
oğlunun ölmemiş olduğunu.
Bir gün de,
çok kuvvetli olmuştu bir "zelzele".
Her taraf
sallanmıştı, o deprem te'sîriyle.
O zaman,
buyurdu ki zelzeleye hitâben:
“Ey Allahın
mahlûku, sâkin ol şimdi hemen!”
Allahın izni
ile, dile gelip zelzele,
Konuşmaya
başladı gâyet açık dil ile.
Dedi:
“Ey Ebâ Bekr bin Hüvârâ hazretleri!
Sana itâat
ile emr olundum ben dahî.”
İşittiler bu
sesi orada olanlar da.
Peşinden,
zelzele de sâkin oldu o anda.
Bir gün de,
huzûruna biri geldi bir zaman.
Ve gördü ki,
önünde durur koca bir “Arslan”.
Ve sanki bir
derdini ona arz ediyordu.
O dahî bu
arslana bir şeyler söylüyordu.
Biraz sonra o
arslan, geri geri giderek,
Edeb ile
ayrılıp, o yeri eyledi terk.
O kimse merak
edip, yaklaştı bu velîye.
Sordu: “O
hayvan ile ne konuştunuz?” diye.
Buyurdu ki: O
arslan, şimdi bana gelerek,
Dedi ki:
“Üç gün oldu, yemedim hiç yiyecek.”
O böyle arz
edince, gâyet aç olduğunu,
"Hamâmiye
köyü"ne gönderdim ben de onu.
Dedim ki:
“Senin rızkın, Hamâmiye köyünde.
Bulunan bir
inektir, git onu ye bu gün de.”
O kimse merak
edip, o köye gitti hemen.
Gördü ki,
vukû bulmuş aynısı hakîkaten.
|