|
57 - BEKÂ BİN BATÛ
(Rahmetullahi Aleyh)
EVLİYÂYA SÛ-İ ZAN
“Bekâ ibni
Bâtû” ki, büyük bir evliyâdır.
Hâl ehli
kimse olup, kerâmetleri vardır.
O devirde üç
âlim, bir gün akşam üzeri,
Ziyârete
geldiler evinde bu "Velî"yi.
Bir miktar
sohbet edip, geçince birkaç saat,
Yatsı namâzı
için, yaptılar bir cemâat.
Namâzda bu
velî zât, onlara imâm oldu.
Yatsı olduğu
için, yüksek sesle okudu.
Lâkin
kırâatini dinleyip o âlimler,
Beğenmeyip, “Tecvîde
uygun değil” dediler.
Sû-i zanda
bulunup, düşündüler ki: “Bu zât,
Henüz tecvîde
göre bilemiyor kırâat.”
Gece orada
kalıp, yattılar o üç âlim.
Sabahleyin
üçü de, ihtilâm oldu lâkin.
Ve gusl etmek
üzere, çıktılar dışarıya.
Yakındaki
nehirde, girdiler hepsi suya.
Onlar nehirde
iken, çıktı koca bir "arslan".
Gelip,
elbiselerin üstüne yattı o an.
Onlar, görüp
şaşırdı ne yapacaklarını.
O anda
anladılar dünkü hatâlarını.
Hava da, çok
şiddetli soğuk idi o günde.
Göründü o
velî zât birden kapı önünde.
"Arslan"
onu görünce, koşup gitti yanına.
Ve sürmeye
başladı yüzünü ayağına.
Onlar bunu
seyredip, düştüler bir hayrete.
Eski sû-i
zanları, dönüştü “Muhabbet”e.
Onun
büyüklüğüne inandılar o günden.
Ve talebe
oldular, ona cân-ü gönülden.
Kendi
kendilerine dediler: “Ne yapmışız?
Bir “Allah
adamı”nda, kabâhat aramışız.
Hiç kusur
aranır mı o büyüklerde, heyhât!
Bizim bu
yaptığımız, ne büyük bir kabâhat.
Hakkın bir "Velî"sine,
bilmeden bir sû-i zan,
Edince, nasıl
geldi üstümüze o hayvan.
Yâ bilerek
olursa onlara muhâlefet,
Elbet gelir
onlara, daha büyük bir âfet.”
Buyurdu: “Ey
insanlar, biliniz ki muhakkak,
Sizi, “Âhiret
için” yarattı cenâb-ı Hak.
Böyle iken
bir mü’min, bırakıp âhiret'i,
"Dünyâ"ya
sarılırsa, ne olur âkıbeti?
Ey bu alçak
dünyâ'nın peşi sıra koşanlar!
Siz ona
koşsanız da, o, sizden geri kaçar.
Dünyâ çok
vefâsızdır, bir üzüntü, bir sevinç.
Böyle bir
yalancıya, insan aldanır mı hiç?
Bak, ömrün
azalıyor, “Ölüm”e gidiyorsun.
Bir hazırlık
yapmayı, niçin düşünmüyorsun?
Şuna çok
şaşarım ki,vardır bâzı kişiler.
"Âhiret"in,
ebedî olduğunu bilirler.
Lâkin
yaşayışları, uymaz inançlarına.
Koşarlar bir
hırs ile dünyâ kazançlarına.
Hem de kötü
bilmezler onlar bu fenâ hâli.
Yaşarlar
gaflet ile, “Uyur gezer” misâli.
|