ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

57 - BEKÂ BİN BATÛ (Rahmetullahi Aleyh)

EVLİYÂYA SÛ-İ ZAN

 

Bekâ ibni Bâtû” ki, büyük bir evliyâdır.

Hâl ehli kimse olup, kerâmetleri vardır.

 

O devirde üç âlim, bir gün akşam üzeri,

Ziyârete geldiler evinde bu "Velî"yi.

 

Bir miktar sohbet edip, geçince birkaç saat,

Yatsı namâzı için, yaptılar bir cemâat.

 

Namâzda bu velî zât, onlara imâm oldu.

Yatsı olduğu için, yüksek sesle okudu.

 

Lâkin kırâatini dinleyip o âlimler,

Beğenmeyip, “Tecvîde uygun değil” dediler.

 

Sû-i zanda bulunup, düşündüler ki: “Bu zât,

Henüz tecvîde göre bilemiyor kırâat.”

 

Gece orada kalıp, yattılar o üç âlim.

Sabahleyin üçü de, ihtilâm oldu lâkin.

 

Ve gusl etmek üzere, çıktılar dışarıya.

Yakındaki nehirde, girdiler hepsi suya.

 

Onlar nehirde iken, çıktı koca bir "arslan".

Gelip, elbiselerin üstüne yattı o an.

 

Onlar, görüp şaşırdı ne yapacaklarını.

O anda anladılar dünkü hatâlarını.

 

Hava da, çok şiddetli soğuk idi o günde.

Göründü o velî zât birden kapı önünde.

 

"Arslan" onu görünce, koşup gitti yanına.

Ve sürmeye başladı yüzünü ayağına.

 

Onlar bunu seyredip, düştüler bir hayrete.

Eski sû-i zanları, dönüştü “Muhabbet”e.

 

Onun büyüklüğüne inandılar o günden.

Ve talebe oldular, ona cân-ü gönülden.

 

Kendi kendilerine dediler: “Ne yapmışız?

Bir “Allah adamı”nda, kabâhat aramışız.

 

Hiç kusur aranır mı o büyüklerde, heyhât!

Bizim bu yaptığımız, ne büyük bir kabâhat.

 

Hakkın bir "Velî"sine, bilmeden bir sû-i zan,

Edince, nasıl geldi üstümüze o hayvan.

 

Yâ bilerek olursa onlara muhâlefet,

Elbet gelir onlara, daha büyük bir âfet.”

 

Buyurdu: “Ey insanlar, biliniz ki muhakkak,

Sizi, “Âhiret için” yarattı cenâb-ı Hak.

 

Böyle iken bir mü’min, bırakıp âhiret'i,

"Dünyâ"ya sarılırsa, ne olur âkıbeti?

 

Ey bu alçak dünyâ'nın peşi sıra koşanlar!

Siz ona koşsanız da, o, sizden geri kaçar.

 

Dünyâ çok vefâsızdır, bir üzüntü, bir sevinç.

Böyle bir yalancıya, insan aldanır mı hiç?

 

Bak, ömrün azalıyor, “Ölüm”e gidiyorsun.

Bir hazırlık yapmayı, niçin düşünmüyorsun?

 

Şuna çok şaşarım ki,vardır bâzı kişiler.

"Âhiret"in, ebedî olduğunu bilirler.

 

Lâkin yaşayışları, uymaz inançlarına.

Koşarlar bir hırs ile dünyâ kazançlarına.

 

Hem de kötü bilmezler onlar bu fenâ hâli.

Yaşarlar gaflet ile, “Uyur gezer” misâli. 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan