ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

56 - ALÎ BİN VEHB-İ SİNCÂRÎ(Rahmetullahi Aleyh)

DUÂ ALMAYA BAKIN

 

Kerâmetleri olan, hâl ehli bir velîydi.

Büyük insan” olduğu, hallerinden belliydi.

 

Hatâları affeder, kimseye kızmazdı hiç.

Onu gören kimseyi, kaplardı neş’e, sevinç.

 

O, bir gün buyurdu ki: “Bakın duâ almaya.

İnsan, duâ alarak yakın olur Allaha.

 

Evliyâ-yı kirâmdan, "Ubeydullah-ı Ahrâr",

Çok duâ istemeyi, etmişti âdet, şiâr.

 

Her kimle, ne iş için görüşseydi meselâ,

Duâ talep etmeyi, ihmâl etmezdi aslâ.

 

Buğday satın almıştı, bir gün de bir kimseden.

Ayrılıp gitti sonra, bir duâ istemeden.

 

Üç günlük bir mesâfe gitmişti ki o fakat,

Duâ almadığını hâtırlardı o saat.

 

Dedi: “Eyvâh, ben ondan duâ talep etmedim.

Onun duâsındaydı belki de seâdetim”.

 

Üç günlük mesâfeden, geriye döndü yine.

Geldi buğday aldığı o köylünün evine.

 

Köylü onu görünce, suâl etti pür telâş:

“Yoksa bozuk mu çıktı buğdaylar ey arkadaş?”

 

Dedi ki: “Hayır hayır, iyi çıktı buğdaylar.

Ve lâkin istemeyi unuttuğum bir şey var.”

 

“Nedir?” diye sorunca, dedi ki: “Birâderim,

Ben, gördüğüm herkesten duâ talep ederim.

 

Lâkin senin duânı unuttum istemeyi.

Yolda hâtırladım da, bu yüzden döndüm geri.”

 

Köylü, hayret içinde, dedi: “Yâni şimdi sen,

Yalnız bunun için mi döndün hiç üşenmeden?”

 

Evet, sırf bunun için geldim” dedi o Hazret.

Köylünün şaşkınlığı, fazlalaştı be gâyet.

 

Ellerini kaldırıp, dedi ki: “Yâ ilâhî!

Aç bunun kalp gözünü, velî olsun bu dahî.”

 

Ânında kabûl oldu onun bu hâlis sözü.

"Hâce Ubeydullah"ın açıldı gönül gözü.

 

Yine bir defâsında buyurdu: "Hayâ", "edeb",

Hayâtın her ânında lâzımdır insana hep.

 

Her hangi bir mü’mini görürseniz siz eğer,

Mütevâzı davranıp, mutlaka verin değer.

 

Zîrâ hiç belli olmaz, o gördüğün, kim bilir,

Allahın çok sevdiği bir “Velî” olabilir.

 

Vaktiyle "bir talebe", yürürken yolda bir gün,

Öteden geldiğini,  farketti bir büyüğün.

 

Durdu ve edebinden, yol verdi ihtiyâra.

O öne geçsin diye, çekildi az kenara.

 

Lâkin o yaşlı zât da, durdu ve dedi: “Ey genç!

Ne için yürümezsin, yol senin, önce sen geç.”

 

Çocuk, çok edebliydi, dedi ki: “Ey efendim!

Ben, sizin önünüze nasıl geçebilirim?

 

Siz, yaşlı bir zâtsınız, ben, küçük bir talebe.

Önünüzden yürümek, yakışır mı edebe?”

 

Evliyâdan bir zâtmış meğerse o ihtiyâr.

Dönüp o talebeye, eyledi tek bir nazar.

 

O nazarla, çocuğa bir hâl oldu o anda.

Kalp gözü açılarak, “Evliyâ” oldu o da.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan