|
56 - ALÎ BİN VEHB-İ
SİNCÂRÎ(Rahmetullahi Aleyh)
RÜYÂDA EMİR ALDI
Irak’ta hayat
süren büyük bir evliyâdır.
Hâl ehli
kimse olup, kerâmetleri vardır.
“Sincar”
adlı sahrâda dünyâ'ya gelen bu zât,
Seksen
yaşında iken, bu yerde etti vefât.
Hep ilim
öğrenmekle geçiyordu her ânı.
Yedi yaşında
iken, ezberledi "Kur'ân"ı.
Onüç yaşında
ise, Bağdat’a etti rıhlet.
Çok derin
âlimlerden, ders okudu bir müddet.
Fıkıh,
tefsîr, tasavvuf, usûl, hadîs ve kelâm,
Bütün bu
ilimleri, okuyup yetişti tam.
Bir gece
rüyâsında, "Ebû Bekr-i Sıddîk"ı,
Görünce, daha
arttı ilme olan bu sıdkı.
O, bir takke
giydirdi eliyle kendisine.
Uyanıp, o
takkeyi başında buldu yine.
Birkaç gün
sonra ise, "Hızır aleyhisselâm",
Rüyâda,
kendisine görünüp verdi selâm.
Buyurdu ki:
“Yâ Alî, gidip şu insanlara,
Dînin
emirlerini söyle, anlat onlara.”
Sonra,
Resûlullahı rüyâda gördü bizzât.
O dahî
buyurdu ki: “Halka eyle nasîhat.”
Bu mânevî
îkâzlar üzerine, o dahî,
Nasîhate
başladı halka çok fâideli.
Ayrıca
zirâatle uğraşırdı ki bu zât,
Çift sürer,
tohum eker, yapardı hem de hasat.
Çift sürüyor
idi ki tarlasında o bir gün,
Düştü ve
ölüverdi bir tânesi öküzün.
Hayvanı,
boynuzundan tuttu hemen o vakit,
Şöyle niyâz
etti ki: “Yâ Rabbî, bunu dirilt!”
Günâhsız ağız
ile duâyı yaptığından,
İndallah
kabûl olup, dirilip kalktı hayvan.
Bu zâtın
zamanında, var idi ki bir kimse,
"Melekût
âlemi"ni görürdü kalp gözüyle.
Lâkin o, bu
hâlini kaybedince bir ara,
Çok üzülüp,
başladı tövbe ve istiğfâra.
Kavuşabilmek
için o hallerine tekrar,
Bir “Allah
adamı”nı aradı diyâr diyâr.
Bu büyük
evliyâyı öğrenip en nihâyet,
Hemedân’dan
gelerek, etti onu ziyâret.
Himmet ve
yardımını etti ricâ, istirhâm.
O dahî,
kendisine eyledi izzet, ikrâm.
Sonra da
buyurdu ki: “Üzülme buna zinhâr.
Daha
ziyâdesine, olursun şimdi mazhar”.
Ve sonra
buyurdu ki: “Biraz yum gözlerini.”
Yumunca,
gördü yine melekût âlemini.
Buyurdu ki:
“Evvelki hâlin idi bu senin.
Yine yum ki,
bu sefer bak neler göreceksin.”
Kapatınca, bu
defâ, yerden tâ Arş’a kadar,
Olan cümle
âlemler, oldu ona âşikâr.
Ve en son
buyurdu ki: “Aç gözünü evlâdım!
Şehrine
gitmek için, at sâdece bir adım.”
Kalkıp, bir
adımını ileri attığında,
Kendini,
Hemedân’da buluverdi ânında.
|