|
55 - ALÎ BİN HEYTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
HAYÂ, ÎMÂNDANDIR
Bu mübârek "Velî"nin
bir hizmetçisi vardı.
Ehl-i hâl
biri olup, hasta olmuş yatardı.
Git gide
hastalığı arttı ziyâdesiyle.
Artık
öleceğini anladı kalp gözüyle.
O, Alî bin
Heytî’ye dedi ki: “Ey üstâdım!
Tâze hurma
yemeyi istiyor şu an canım.”
Lâkin hurma
mevsimi henüz olmadığından,
Bu arzuyu,
yerine getirmek zordu o an.
Ona, Alî bin
Heytî buyurdu ki: “Ey evlât!
Bu zaman,
tâze hurma bulunmaz gerçi, fakat,
Ketfan’da
bolca vardır, olma hiç müteessir.
Çünkü şimdi
orası, tam hurma mevsimidir.”
“Abdüsselâm”
adında, bir zât vardı orada.
Altı aylık
mesâfe vardı yalnız arada.
Ona, Alî bin
Heytî seslendi ki odadan:
“Ey
Abdüsselâm, bize, hurma getir oradan!”
Hizmetçi,
alıyorken en son nefeslerini,
O, getirip
bir anda bir hurma sepetini,
Dedi: “Niçin
dünyâ'ya, böyle meylediyorsun?
Bak ömrün
sona gelmiş, sen hurma istiyorsun.”
Hizmetçi çok
üzülüp, dedi: “Bu, dünyâ değil.
Asıl sen, çok
yakında edesin küfre meyil.
Hıristiyân
olarak tam verirken canını,
Yine
üstâdımızın görürsün imdâdını.”
Bu sözleri
söyleyip, göç etti bu dünyâ'dan.
Döndü
Abdüsselâm da, biraz sonra oradan.
Yolda, bir “Kadın”
gördü, güzel ve açık saçık.
Gözü ona
takılıp, bir anda oldu âşık.
Evlenmek
isteyince, dedi ki ona kadın:
“Hıristiyân
olmazsan, yanıma gelme sakın”.
Nefsine
aldanmıştı, kabûl etti mâlesef.
Bir kadının
uğruna, dînini etti telef.
Âniden hasta
oldu bir müddet sonra dahî.
Hem Alî bin
Heytî de, haber aldı bu hâli.
Birine
buyurdu ki: “Su dolu bir testi al.
Ve git,
Abdüsselâma ölmeden yetiş derhal.
En son
nefeslerini almaktadır o hâlen.
O suyu,
üzerine boşaltıver tamâmen”.
“Peki” deyip,
bir anda vardı onun evine.
Götürdüğü o
suyu, boşalttı üzerine.
O hasta
vücûduna, su temas ettiği an,
“Allah
Allah!” diyerek fırladı yatağından.
Kelime-i
şehâdet söyleyip, tekrar yine,
Hidâyete
kavuşup, girdi islâm dînine.
Bu hâli görür
görmez hanımı, çocukları,
Hidâyete
geldiler hepsi de ayrı ayrı.
Buyurdu ki:
Bir kimse, hayâ etse Allah’tan,
Allah da,
hayâ eder ona azap yapmaktan.
O, Allaha ne
kadar ederse çok itâat,
Ona da, o
nisbette herkes eder iltifât.
O, ne kadar
korkarsa Allahü teâlâ'dan,
Herkes de, o
nisbette çekinir, korkar ondan.
Kim azîz
tutar ise Rabbinin her emrini,
Allah da,
azîz tutar mahşerde kendisini.
Kim hizmet
eder ise yaşlılara genç iken,
Yaşlanınca,
ona da bulunur hizmet eden.
|