ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

55 - ALÎ BİN HEYTÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HAYÂ, ÎMÂNDANDIR

 

Bu mübârek "Velî"nin bir hizmetçisi vardı.

Ehl-i hâl biri olup, hasta olmuş yatardı.

 

Git gide hastalığı arttı ziyâdesiyle.

Artık öleceğini anladı kalp gözüyle.

 

O, Alî bin Heytî’ye dedi ki: “Ey üstâdım!

Tâze hurma yemeyi istiyor şu an canım.”

 

Lâkin hurma mevsimi henüz olmadığından,

Bu arzuyu, yerine getirmek zordu o an.

 

Ona, Alî bin Heytî buyurdu ki: “Ey evlât!

Bu zaman, tâze hurma bulunmaz gerçi, fakat,

 

Ketfan’da bolca vardır, olma hiç müteessir.

Çünkü şimdi orası, tam hurma mevsimidir.”

 

“Abdüsselâm” adında, bir zât vardı orada.

Altı aylık mesâfe vardı yalnız arada.

 

Ona, Alî bin Heytî seslendi ki odadan:

“Ey Abdüsselâm, bize, hurma getir oradan!”

 

Hizmetçi, alıyorken en son nefeslerini,

O, getirip bir anda bir hurma sepetini,

 

Dedi: “Niçin dünyâ'ya, böyle meylediyorsun?

Bak ömrün sona gelmiş, sen hurma istiyorsun.”

 

Hizmetçi çok üzülüp, dedi: “Bu, dünyâ değil.

Asıl sen, çok yakında edesin küfre meyil.

 

Hıristiyân olarak tam verirken canını,

Yine üstâdımızın görürsün imdâdını.”

 

Bu sözleri söyleyip, göç etti bu dünyâ'dan.

Döndü Abdüsselâm da, biraz sonra oradan.

 

Yolda, bir “Kadın” gördü, güzel ve açık saçık.

Gözü ona takılıp, bir anda oldu âşık.

 

Evlenmek isteyince, dedi ki ona kadın:

“Hıristiyân olmazsan, yanıma gelme sakın”.

 

Nefsine aldanmıştı, kabûl etti mâlesef.

Bir kadının uğruna, dînini etti telef.

 

Âniden hasta oldu bir müddet sonra dahî.

Hem Alî bin Heytî de, haber aldı bu hâli.

 

Birine buyurdu ki: “Su dolu bir testi al.

Ve git, Abdüsselâma ölmeden yetiş derhal.

 

En son nefeslerini almaktadır o hâlen.

O suyu, üzerine boşaltıver tamâmen”.

 

“Peki” deyip, bir anda vardı onun evine.

Götürdüğü o suyu, boşalttı üzerine.

 

O hasta vücûduna, su temas ettiği an,

Allah Allah!” diyerek fırladı yatağından.

 

Kelime-i şehâdet söyleyip, tekrar yine,

Hidâyete kavuşup, girdi islâm dînine.

 

Bu hâli görür görmez hanımı, çocukları,

Hidâyete geldiler hepsi de ayrı ayrı.

 

Buyurdu ki: Bir kimse, hayâ etse Allah’tan,

Allah da, hayâ eder ona azap yapmaktan.

 

O, Allaha ne kadar ederse çok itâat,

Ona da, o nisbette herkes eder iltifât.

 

O, ne kadar korkarsa Allahü teâlâ'dan,

Herkes de, o nisbette çekinir, korkar ondan.

 

Kim azîz tutar ise Rabbinin her emrini,

Allah da, azîz tutar mahşerde kendisini.

 

Kim hizmet eder ise yaşlılara genç iken,

Yaşlanınca, ona da bulunur hizmet eden.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan