|
55 - ALÎ BİN HEYTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
HEMEN GERİ DÖNÜN!
Bu mübârek "Velî"nin
devrinde, Acem şâhı,
Bir gün,
müslümânlarla istedi savaşmayı.
Ordu ve
askerine emir verip ânında,
Kurdu
karargâhını, Bağdat’ın yakınında.
Çünkü
müslümânların pâdişâhı, o vakit,
Bağdat’ta
otururdu, bu yerdi en müsâit.
Lâkin azdı
askeri, üzüldü bundan sebep.
Gidip “Gavs-ül
âzam”dan eyledi yardım, talep.
Abdülkâdir
Geylânî hazretleri, o zaman,
"Alî bin
Heytî" ile sohbetteydi tam o an.
Bu haberi
duyunca, sohbeti bırakarak,
Ve Alî bin
Heytî’ye buyurdu ki: “Hemen kalk!
Düşmanın
tarafına gönder hemen birini.
Ki, sokmasın
Bağdat’a düşman askerlerini.”
“Baş üstüne!”
dedi ve kalkıp gitti evine.
Ve hemen
emretti ki kendi hizmetçisine:
“Acem
askerlerinin geldiği tarafa git.
Bir çardakta,
“Üç kişi” göreceksin o vakit.
Onlar, Acem
şâhının kumandanlarıdırlar.
Korkma, onlar
sana hiç yapamazlar bir zarar.
Ve onlara
söyle ki: “Kalkıp gidin buradan!
Zîrâ Alî bin
Heytî böyle istiyor şu an.”
Onlar, eğer
derse ki: “Gitmeyiz biz izinsiz”.
De ki:
“Benden söylemek, artık siz bilirsiniz.”
Hizmetçi,
“Peki” deyip, yola çıktı o günü.
Gidip gördü
çardakta oturan o üçünü.
Dedi:
“Emrediyor ki size Alî bin Heytî:
Toplanıp,
terk ediniz derhal bu memleketi!”
Onlar, “Alî
bin Heytî” ismini duyar duymaz,
Mecbûren “Peki”
deyip, etmediler îtirâz.
Verip
askerlerine, “Geri dön!” tâlîmâtı,
Acele
toparlanıp, terk ettiler Bağdat’ı.
İşte "Alî
bin Heytî", böyle yüksek velîydi.
"Büyük insan"
olduğu, her hâlinden belliydi.
Güzel sîmâlı
olup, yakışıklı idi pek.
Bir edebi
bile o, ömründe etmedi terk.
Gâyet
mütevâzıydı, hem de kibar ve zarîf.
Hiçbir işi,
islâma olmamıştı muhâlif.
Zekî ve
akıllıydı ve cömertti gâyetle.
Herkese
davranırdı, şefkat ve merhametle.
Kendine lâzım
olan bir şeyi, biri şâyet,
İsteseydi,
verir ve zevk alırdı be gâyet.
Gayrinin
rahatını düşünmekten o hattâ,
Kendi
menfaatini unuturdu âdetâ.
Derdi ki:
“Sinirlenme, dünyâlık bir şey için.
Çünkü aklı
örtülür, öfkelenen kişinin.
Şeytân da
fırsat bilip, bir “Yular” takar ona.
Ve iter
kolaylıkla onu kendi yoluna.
Ey insan, "İyiler"le
olmak için hep uğraş.
"Kötü
kimseler" ile, sakın olma arkadaş.
Şu iki
nasîhati bırakma ki hiç elden:
“İyilerle
sohbet et, uzak dur câhillerden.”
Kendi
kusurlarını gör ve üzül pek fazla.
Lâkin
başkalarının aybını görme aslâ.
"Dünyâ
muhabbeti"ni kalbine koyma sakın.
Zîrâ dünyâ
sevgisi, başıdır her günâhın.
|