ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

55 - ALÎ BİN HEYTÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HEMEN GERİ DÖNÜN!

 

Bu mübârek "Velî"nin devrinde, Acem şâhı,

Bir gün, müslümânlarla istedi savaşmayı.

 

Ordu ve askerine emir verip ânında,

Kurdu karargâhını, Bağdat’ın yakınında.

 

Çünkü müslümânların pâdişâhı, o vakit,

Bağdat’ta otururdu, bu yerdi en müsâit.

 

Lâkin azdı askeri, üzüldü bundan sebep.

Gidip “Gavs-ül âzam”dan eyledi yardım, talep.

 

Abdülkâdir Geylânî hazretleri, o zaman,

"Alî bin Heytî" ile sohbetteydi tam o an.

 

Bu haberi duyunca, sohbeti bırakarak,

Ve Alî bin Heytî’ye buyurdu ki: “Hemen kalk!

 

Düşmanın tarafına gönder hemen birini.

Ki, sokmasın Bağdat’a düşman askerlerini.”

 

“Baş üstüne!” dedi ve kalkıp gitti evine.

Ve hemen emretti ki kendi hizmetçisine:

 

“Acem askerlerinin geldiği tarafa git.

Bir çardakta, “Üç kişi” göreceksin o vakit.

 

Onlar, Acem şâhının kumandanlarıdırlar.

Korkma, onlar sana hiç yapamazlar bir zarar.

 

Ve onlara söyle ki: “Kalkıp gidin buradan!

Zîrâ Alî bin Heytî böyle istiyor şu an.”

 

Onlar, eğer derse ki: “Gitmeyiz biz izinsiz”.

De ki: “Benden söylemek, artık siz bilirsiniz.”

 

Hizmetçi, “Peki” deyip, yola çıktı o günü.

Gidip gördü çardakta oturan o üçünü.

 

Dedi: “Emrediyor ki size Alî bin Heytî:

Toplanıp, terk ediniz derhal bu memleketi!”

 

Onlar, “Alî bin Heytî” ismini duyar duymaz,

Mecbûren “Peki” deyip, etmediler îtirâz.

 

Verip askerlerine, “Geri dön!” tâlîmâtı,

Acele toparlanıp, terk ettiler Bağdat’ı.

 

İşte "Alî bin Heytî", böyle yüksek velîydi.

"Büyük insan" olduğu, her hâlinden belliydi.

 

Güzel sîmâlı olup, yakışıklı idi pek.

Bir edebi bile o, ömründe etmedi terk.

 

Gâyet mütevâzıydı, hem de kibar ve zarîf.

Hiçbir işi, islâma olmamıştı muhâlif.

 

Zekî ve akıllıydı ve cömertti gâyetle.

Herkese davranırdı, şefkat ve merhametle.

 

Kendine lâzım olan bir şeyi, biri şâyet,

İsteseydi, verir ve zevk alırdı be gâyet.

 

Gayrinin rahatını düşünmekten o hattâ,

Kendi menfaatini unuturdu âdetâ.

 

Derdi ki: “Sinirlenme, dünyâlık bir şey için.

Çünkü aklı örtülür, öfkelenen kişinin.

 

Şeytân da fırsat bilip, bir “Yular” takar ona.

Ve iter kolaylıkla onu kendi yoluna.

 

Ey insan, "İyiler"le olmak için hep uğraş.

"Kötü kimseler" ile, sakın olma arkadaş.

 

Şu iki nasîhati bırakma ki hiç elden:

“İyilerle sohbet et, uzak dur câhillerden.”

 

Kendi kusurlarını gör ve üzül pek fazla.

Lâkin başkalarının aybını görme aslâ.

 

"Dünyâ muhabbeti"ni kalbine koyma sakın.

Zîrâ dünyâ sevgisi, başıdır her günâhın.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan