ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

55 - ALÎ BİN HEYTÎ (Rahmetullahi Aleyh)

BİR NAZARI KÂFÎYDİ

 

Bu büyük "Velî" zâtı, bir gün, bâzı âlimler,

Ziyâret maksadıyle, hânesine geldiler.

 

Onları, içeriye alarak bu büyük zât,

Uzun bir sohbet edip, eyledi çok nasîhat.

 

Çoğu, duygulandılar sohbetten fevkalâde.

Hikmetli sözlerinden, ettiler istifâde.

 

Ve lâkin birkaç kişi var idi ki onlardan,

Beğenmeyip, kalktılar ve gittiler oradan.

 

O ise, anlamıştı onların bu hâlini.

Zîrâ o görüyordu, her birinin kalbini.

 

Bu hareketlerine üzülmüştü be gâyet.

Ertesi gün onları, tek tek etti ziyâret.

 

Kapılarını çalıp, girmiyerek içeri,

Yüzlerine, bir defâ baktı ve döndü geri.

 

Lâkin o, herbirine dikkatle baktığında,

Onlar, bildiklerini unuttular ânında.

 

Yıllarca tahsîl edip, aldıkları "ilim"ler,

Onun bir nazariyle, bir anda silindiler.

 

"Kur'ân-ı kerîm"i de unuttular tamâmen.

Birden bire sıfıra indiler hepsi mânen.

 

Onlar, bu kötü halde doldurunca bir ayı,

Anladılar nihâyet yaptıkları hatâyı.

 

Dediler: “Affet bizi, hatâmızı anladık.

Bu fecî hâlimizden, halâs et bizi artık.”

 

Onların bu hâline, etti yine merhamet.

Bir yemek hazırlayıp, hepsini etti dâvet.

 

Vaktâ ki onlar henüz ilk lokmayı aldılar,

Eski bilgilerini, tekrar hâtırladılar.

 

Unutmuş oldukları bilcümle" ilim"leri,

O zâtın himmetiyle, tekrardan geldi geri.

 

Bir gün de, bu velî zât, bir yoldan gidiyordu.

Bir “Hurma ağacı”nın altına gelip durdu.

 

Lâkin hurma mevsimi değil idi o zaman.

Onun için, ağaçta hiç hurma yoktu o an.

 

Fakat teşrîf edince bu velî zât o yere,

Bu ağaç, “Hurma” ile donandı birden bire.

 

Hattâ dallardan biri, aşağıya eğildi.

O dahî birkaç hurma kolayca alıp yedi. 

 

Derdi ki: "Hâlis mü’min", kimseyi fenâ bilmez.

Ve kimsenin ardından konuşup gıybet etmez.

 

Târifi şöyledir ki hakîkî bir mü’minin:

“Elinden ve dilinden, insanlar olur emîn.”

 

Yanına, çekinmeden, rahatlıkla girilir.

Çünkü, ondan bir zarar gelmediği bilinir.

 

Böyle, kimin yanına rahatça gidilirse,

Bilmeli ki, indallah “İyi kul”dur o kimse.

 

Kime de, böyle rahat gidilmiyorsa şâyet,

Kötü kul” olduğuna, budur bâriz işâret. 

 

Ey insan, sen tövbeyi bir an geciktirme ki,

Tövbe etmeden önce, ölebilirsin belki.

 

Muhakkak pişmân olur, bunu geç bırakanlar.

Zîrâ ecel, çok vakit, ânî gelip yakalar.

 

Müsâit, uygun zaman bulunmaz bundan daha.

Öyleyse tövbe edip, bu günden dön Allaha.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan