|
55 - ALÎ BİN HEYTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BİR NAZARI KÂFÎYDİ
Bu büyük "Velî"
zâtı, bir gün, bâzı âlimler,
Ziyâret
maksadıyle, hânesine geldiler.
Onları,
içeriye alarak bu büyük zât,
Uzun bir
sohbet edip, eyledi çok nasîhat.
Çoğu,
duygulandılar sohbetten fevkalâde.
Hikmetli
sözlerinden, ettiler istifâde.
Ve lâkin
birkaç kişi var idi ki onlardan,
Beğenmeyip,
kalktılar ve gittiler oradan.
O ise,
anlamıştı onların bu hâlini.
Zîrâ o
görüyordu, her birinin kalbini.
Bu
hareketlerine üzülmüştü be gâyet.
Ertesi gün
onları, tek tek etti ziyâret.
Kapılarını
çalıp, girmiyerek içeri,
Yüzlerine,
bir defâ baktı ve döndü geri.
Lâkin o,
herbirine dikkatle baktığında,
Onlar,
bildiklerini unuttular ânında.
Yıllarca
tahsîl edip, aldıkları "ilim"ler,
Onun bir
nazariyle, bir anda silindiler.
"Kur'ân-ı
kerîm"i de unuttular tamâmen.
Birden bire
sıfıra indiler hepsi mânen.
Onlar, bu
kötü halde doldurunca bir ayı,
Anladılar
nihâyet yaptıkları hatâyı.
Dediler:
“Affet bizi, hatâmızı anladık.
Bu fecî
hâlimizden, halâs et bizi artık.”
Onların bu
hâline, etti yine merhamet.
Bir yemek
hazırlayıp, hepsini etti dâvet.
Vaktâ ki
onlar henüz ilk lokmayı aldılar,
Eski
bilgilerini, tekrar hâtırladılar.
Unutmuş
oldukları bilcümle" ilim"leri,
O zâtın
himmetiyle, tekrardan geldi geri.
Bir gün de,
bu velî zât, bir yoldan gidiyordu.
Bir “Hurma
ağacı”nın altına gelip durdu.
Lâkin hurma
mevsimi değil idi o zaman.
Onun için,
ağaçta hiç hurma yoktu o an.
Fakat teşrîf
edince bu velî zât o yere,
Bu ağaç, “Hurma”
ile donandı birden bire.
Hattâ
dallardan biri, aşağıya eğildi.
O dahî birkaç
hurma kolayca alıp yedi.
Derdi ki: "Hâlis
mü’min", kimseyi fenâ bilmez.
Ve kimsenin
ardından konuşup gıybet etmez.
Târifi
şöyledir ki hakîkî bir mü’minin:
“Elinden ve
dilinden, insanlar olur emîn.”
Yanına,
çekinmeden, rahatlıkla girilir.
Çünkü, ondan
bir zarar gelmediği bilinir.
Böyle, kimin
yanına rahatça gidilirse,
Bilmeli ki,
indallah “İyi kul”dur o kimse.
Kime de,
böyle rahat gidilmiyorsa şâyet,
“Kötü kul”
olduğuna, budur bâriz işâret.
Ey insan, sen
tövbeyi bir an geciktirme ki,
Tövbe etmeden
önce, ölebilirsin belki.
Muhakkak
pişmân olur, bunu geç bırakanlar.
Zîrâ ecel,
çok vakit, ânî gelip yakalar.
Müsâit, uygun
zaman bulunmaz bundan daha.
Öyleyse tövbe
edip, bu günden dön Allaha.
|