|
55 - ALÎ BİN HEYTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
SENİ KİM ÖLDÜRDÜ?
Bir gün “Alî
bin Heytî”, bir yere gidiyordu.
İlerde, kavga
eden bir topluluğu gördü.
Yanlarına
gidince, baktı ki, iki gurup,
Dövüşüp,
birini de öldürmüş biri vurup.
Hem kimin
öldürdüğü meçhuldü o kişiyi.
Birbirleri
üstüne atarlardı bu işi.
O ölene
yaklaşıp, sordu ki bu büyük zât:
“Kim seni
böyle vurup öldürdü, söyle bizzât.”
O an, ölen
kimsenin aralandı gözleri.
Onu görüp
doğruldu, oturdu diz üzeri.
Ve kavga
yapanlardan birini göstererek,
Dedi ki:
“Şu öldürdü, boğazımı keserek.”
O şahsın,
ismini de beyân edip âşikâr,
Toprağın
üzerine düşerek öldü tekrar.
Bir gün de,
bu büyük zât, Irak’ın bir köyüne,
Giderek,
geldi sonra bir hânenin önüne.
Kapısını
çalınca, çıktı biri içerden.
Buyurdu:
“Evinize geldim misâfireten.”
Adam,
tanımıyordu bu velî zâtı fakat.
Yine içeri
alıp, eyledi hem iltifât.
Bu zât girdi
içeri ve baktı pencereden.
Bahçede, bir
“Tavuğu” gösterip ona hemen,
Dedi:
“Şu tavuk var ya, bak, duvarın yanında.
Git onu kes
bakalım, ne vardır kursağında?”
Adam gidip
kesince, hayrete düştü birden.
Zîrâ “Altın
gerdanlık” çıktı onun içinden.
Ev halkı,
gerdanlığın çıktığını görünce,
Derecesiz
olarak gark oldular sevince.
Meğer ev
sâhibinin kızınınmış gerdanlık.
Nasılsa kız
da onu, kaybetmiş bir aralık.
Beyi buna çok
kızıp, demiş ki en nihâyet:
“Bak seni
öldürürüm, bulmazsan onu şâyet”.
Kadın, çok
arayıp da ümîdini kesince,
Adam da,
öldürmeye karar vermiş o gece.
Lâkin tavuk
içinden çıkınca o gerdanlık,
Kadıncağız
ölümden kurtulmuş oldu artık.
Onlara
buyurdu ki: “Hak teâlâ, bu hâli,
Bana da
bildirince, ben de oldum muttali.
Sizi, bu
felâketten kurtarmak gâyesiyle,
Acele yola
çıkıp, yetiştim gece ile.”
|