|
55 - ALÎ BİN HEYTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KUTB-ÜL AKTÂB İDİ
Irak’ta hayat
süren "evliyâ"dan biridir.
Yıllarca
insanları, gafletten etti tenvîr.
Henüz yedi
yaşında, açıldı kalp gözleri.
Hem de pek
te'sîrliydi nasîhat ve sözleri.
İnsanlar,
sohbetinde bulurdu çok menfaat.
“Yüzyirmi”
yaşlarında, Irak’ta etti vefât.
Bu zât, “Ebül
Vefâ”nın en baş talebesiydi.
Onun en çok
sevdiği, kıymetli gözdesiydi.
“Alî bin
Heytî” idi, o devrin kutb’u hattâ.
Her şey, onun
feyziyle gelirdi mahlûkâta.
Yâni her bir
canlıya rızık gönderilmesi,
Dertlerin,
belâların hemen giderilmesi,
Bilcümle
hastaların şifâ bulması bile,
Olurdu, o
zamanlar, onun vâsıtasiyle.
“Kutb-u
aktâb”, lâzımdır her devirde muntazam.
Çünkü âlem,
onunla bulur âhenk ve nizâm.
Biri ölse,
yerine, getirilir başkası.
Çünkü onsuz,
âlemin, olmaz nizâm bulması.
Seyyid “Abdülkâdir-i
Geylânî” de, onu hep,
Över ve
gösterirdi saygı, hürmet ve edeb.
Hattâ
buyururdu ki: “Bilcümle evliyâlar,
Bizim
sohbetimizden, feyiz ve nûr aldılar.
Biz de, onun
feyzinden istifâde ederiz.
Çünkü ondan,
herkese, yayılır nûr ve feyiz.”
O da, “Gavs-ı
âzam”a pek çok hürmet ederdi.
Ona gidecek
olsa, muhakkak gusl ederdi.
Talebesine
dahî emrederdi bunu hep.
Derdi ki:
“Gösteriniz, ona çok saygı, edeb.
Hattâ
kalbinizi de, her kirden pâk ediniz.
Sultânın
huzûruna gidiyoruz zîrâ biz”.
Kapısında
bekler ve girmezdi “Gir!” demeden.
Ve tir tir
titrer idi, içeriye girmeden.
O, buyurur
idi ki. “Ne için titriyorsun?
Sen, Irak
beldesinin âsâyiş me’murusun.”
Hep derdi ki:
“Ölüm”e hazır ise birisi,
Ölünce, onun
kabri olur "Cennet bahçesi".
Kim de “Mevt”i
yâdına getirmiyorsa zinhâr,
"Cehennemden
bir çukur" olur ona o mezar.
Ey insan,
biri sana “Ne mübâreksin” dese.
Başkası da,
bil’akis tam aksini söylese.
Birinci söz,
daha çok gidiyorsa hoşuna,
Sen, “Kötü”
bir kişisin, al aklını başına.
Çünkü "İyi"
bir insan, “İyi” bilmez kendini.
Kusurlu,
bozuk görür hattâ her amelini.
Aynaya
baktığında, iğrenir kendisinden.
Küçük görür
kendini, mü’minlerin hepsinden.
"Kötü"
olan kul ise, İyi görür kendini.
Günâhına
aldırmaz, beğenir amelini.
Bir kimse onu
övüp, eylese çok iltifât,
Sevinir,
memnun olur, bilir onu hakîkat.
|