|
54 - ADİY BİN MÜSÂFİR
(Rahmetullahi Aleyh)
SÛ-İ ZAN HARAMDIR
Binyetmişdört
yılında, Musul’da doğan bu zât,
Seksenaltı
yaşında, bu yerde etti vefât.
“Osmân
ibni Affân”ın sülâlesinden gelir.
Kerâmetler
sâhibi, hâl ehli bir velîdir.
Aslâ
dokunmazlardı ona vahşî hayvanlar.
Duâsıyle,
sükûnet buluyordu dalgalar.
Bir gün,
hizmetçisine buyurdu ki: “Evlâdım!
Bir isteğin
var ise, edeyim sana yardım.”
Dedi:
“Ezberlemeyi istiyorum Kur'ânı.
Lâkin zayıf
hâfızam, var mı bunun imkânı?”
“Bu iş
kolay” buyurup, sonra da bir eliyle,
Göğsünün
üzerini mesh etti tamâmiyle.
Açıldı
hizmetçinin hâfızası tam o an.
Baktı ki,
ezberine girmiş hem bütün Kur'ân.
Bir gün de
buyurdu ki: “Filânca adaya git.
Oraya
vardığında, göreceksin bir mescit.
İçerdeki
kimseye, benden selâm söyle ve,
De ki, işine
baksın, karışmasın kimseye.”
“Peki”
dedi ise de o büyük evliyâya,
Lâkin nasıl
gidilir, bilmezdi bu adaya.
Böyle
düşündüğünü anlayıp, o bu sefer,
Buyurdu ki:
“Gözünü, az kapatıp açıver.”
Kapayıp
açtığında hizmetçi gözlerini,
Bir anda, o
adada buluverdi kendini.
O mescidi
bularak, içeri girdiğinde,
Gördü bir
ihtiyârı, hemen duvar dibinde.
Selâm verip
dedi ki: “Musul’dan geliyorum.
Adiyy bin
Müsâfir’den selâm getiriyorum.
Buyurdu ki:
“O baksın kendi vazîfesine.
Ve aslâ
karışmasın başkasının işine.”
O, bunları
duyunca, başladı ağlamaya.
Dedi:
Düşündüğümden tövbe ettim Allaha.
Şimdi, bir
müslümâna sû-i zan ediyordum.
“O kişi,
niçin böyle yapıyor ki?”
diyordum.
Henüz gelmiş
idi ki, bu düşünce yâdıma,
O anda seni
gördüm, yetiştin imdâdıma”.
Hizmetçi, o
velînin teblîğ edip sözünü,
Sonra, hiç
beklemeyip, yumdu iki gözünü.
Açtığında
gördü ki, bu defâ Musul’dadır.
"Adiyy bin
Müsâfir"in nûrlu huzûrundadır.
|