|
53 - İMÂM-I ALÎ NAKÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ŞİMDİ GÜLERSİN, AMA....
“İmâm-ı Alî
Naki”,
âlim ve evliyâdır.
“Seyyid”
olup, Resûl’ün kerîm evlâdındandır.
Sekizyüzyirmidokuz yılında doğan bu zât,
Elli bir
yaşlarında, Bağdât’ta etti vefât.
Bir düğün
yemeğinde bulunduğu sırada,
Çok kalabalık
vardı Bağdât’ın Samarrâ’da.
Lâkin biri
vardı ki, gelmişti ziyârete.
Hürmet
göstermiyordu mâlesef o "Hazret"e.
Bir şeyler
konuşuyor, halkı güldürüyordu.
O büyük
evliyâya, saygı göstermiyordu.
İmâm, onu
kastedip, buyurdu ki: “Bu adam,
Biraz sonra,
âniden, çıkıp gider buradan.”
O anda biri
gelip, dedi ki o kimseye:
“Vâliden
damdan düşmüş, yetiş, ölmek üzere!”
O haber
üzerine, tek bir lokma yemeden,
Telâşla,
kendisini dışarı attı hemen.
"İmâm-ı
Alî Nakî", yine bir başka günde,
Bulunmuştu,
sultânın oğlunun düğününde.
Bu sefer de
genç biri, bir şeyler anlatarak,
Edebsizlik
ederdi, kahkahalar atarak.
Hazreti Alî
Nakî, dönüp o genç adama,
Buyurdu:
“Gülüyorsun, öleceksin sen ama.
Üç gün sonra,
evinde, ölürsün pek ansızın.
Bu sonsuz
yolculuğa, var mı bir hazırlığın?”
Ve lâkin
aldırmadı bu îkâza o adam.
Kahkahalar
atmaya, eyledi yine devam.
Nihâyet düğün
bitti, dağıldı herkes, fakat,
Üç gün sonra,
o kişi, evinde etti vefât.
Bir gün de,
biri gelip dedi ki: “Ey efendim!
Çocuğumuz
olacak, duâ talep ederim.
Bu bapta,
zevcem ile, arzumuz şudur ki hep
Doğacak
çocuğumuz, kız değil, olsun erkek.”
Hazreti Alî
Nakî buyurdu: “Hak teâlâ,
Ne nasîb eder
ise, odur iyi ve âlâ.
Nice kız
çocukları vardır ki çünkü evlât,
Erkek
çocuklarından, hayırlıdır kat be kat.”
“Peki” deyip,
ayrıldı yanından o büyüğün.
Baktı, bir “Kız
evlâdı” dünyâ'ya gelmiş o gün.
Bir gün de,
Hindistan’dan gelmişti bir sihirbâz.
Gösteriler
yaparak, ediyordu halka arz.
Ona
söylediler ki: “Burada bir kimse var.
Nedense,
herkes ona ediyor çok îtibâr.
Mahcup
edebilirsen eğer ki sen o zâtı,
Bin altın
vereceğiz, bu işin mükâfâtı.”
“Peki” deyip,
"İmâm"ı çağırdılar yemeğe.
İmâm,
“Bismillah” deyip, el uzattı ekmeğe.
Lâkin o
sihirbâzın sihriyle, uçtu ekmek.
Sofrada
bulunanlar, gülüştüler buna pek.
Bir divan
yastığında, "Arslan resmi" vardı ki,
Ona, “Şunu
yut!” diye, emretti Alî Nakî.
O resim,
canlanarak, yuttu o sihirbâzı.
Buyurdu:
“İşte budur bu kimsenin cezâsı.
Bir Allah
düşmanını, "Hak dostu"na musallat,
Etmeyin ki,
size de belâ gelir kat be kat.”
|