ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

53 - İMÂM-I ALÎ NAKÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ŞİMDİ GÜLERSİN, AMA....

 

“İmâm-ı Alî Naki”, âlim ve evliyâdır.

“Seyyid” olup, Resûl’ün kerîm evlâdındandır.

 

Sekizyüzyirmidokuz yılında doğan bu zât,

Elli bir yaşlarında, Bağdât’ta etti vefât.

 

Bir düğün yemeğinde bulunduğu sırada,

Çok kalabalık vardı Bağdât’ın Samarrâ’da.

 

Lâkin biri vardı ki, gelmişti ziyârete.

Hürmet göstermiyordu mâlesef o "Hazret"e.

 

Bir şeyler konuşuyor, halkı güldürüyordu.

O büyük evliyâya, saygı göstermiyordu.

 

İmâm, onu kastedip, buyurdu ki: “Bu adam,

Biraz sonra, âniden, çıkıp gider buradan.”

 

O anda biri gelip, dedi ki o kimseye:

“Vâliden damdan düşmüş, yetiş, ölmek üzere!”

 

O haber üzerine, tek bir lokma yemeden,

Telâşla, kendisini dışarı attı hemen.

 

"İmâm-ı Alî Nakî", yine bir başka günde,

Bulunmuştu, sultânın oğlunun düğününde.

 

Bu sefer de genç biri, bir şeyler anlatarak,

Edebsizlik ederdi, kahkahalar atarak.

 

Hazreti Alî Nakî, dönüp o genç adama,

Buyurdu: “Gülüyorsun, öleceksin sen ama.

 

Üç gün sonra, evinde, ölürsün pek ansızın.

Bu sonsuz yolculuğa, var mı bir hazırlığın?”

 

Ve lâkin aldırmadı bu îkâza o adam.

Kahkahalar atmaya, eyledi yine devam.

 

Nihâyet düğün bitti, dağıldı herkes, fakat,

Üç gün sonra, o kişi, evinde etti vefât.

 

Bir gün de, biri gelip dedi ki: “Ey efendim!

Çocuğumuz olacak, duâ talep ederim.

 

Bu bapta, zevcem ile, arzumuz şudur ki hep

Doğacak çocuğumuz, kız değil, olsun erkek.”

 

Hazreti Alî Nakî buyurdu: “Hak teâlâ,

Ne nasîb eder ise, odur iyi ve âlâ.

 

Nice kız çocukları vardır ki çünkü evlât,

Erkek çocuklarından, hayırlıdır kat be kat.”

 

“Peki” deyip, ayrıldı yanından o büyüğün.

Baktı, bir “Kız evlâdı” dünyâ'ya gelmiş o gün.

 

Bir gün de, Hindistan’dan gelmişti bir sihirbâz.

Gösteriler yaparak, ediyordu halka arz.

 

Ona söylediler ki: “Burada bir kimse var.

Nedense, herkes ona ediyor çok îtibâr.

 

Mahcup edebilirsen eğer ki sen o zâtı,

Bin altın vereceğiz, bu işin mükâfâtı.”

 

“Peki” deyip, "İmâm"ı çağırdılar yemeğe.

İmâm, “Bismillah” deyip, el uzattı ekmeğe.

 

Lâkin o sihirbâzın sihriyle, uçtu ekmek.

Sofrada bulunanlar, gülüştüler buna pek.

 

Bir divan yastığında, "Arslan resmi" vardı ki,

Ona, “Şunu yut!” diye, emretti Alî Nakî.

 

O resim, canlanarak, yuttu o sihirbâzı.

Buyurdu: “İşte budur bu kimsenin cezâsı.

 

Bir Allah düşmanını, "Hak dostu"na musallat,

Etmeyin ki, size de belâ gelir kat be kat.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan