|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
BÜYÜKLERE DANIŞMAK
"Seyyid
Ebül Vefâ"ya, bir tüccar geldi bir gün.
Sefer için,
iznini istedi bu büyüğün.
Buyurdu: (İyi
olur, yarın çık bu niyetle.
İnşallah çok
kazanıp, dönersin âfiyetle.)
Tüccar kalktı
ve gitti, “Peki efendim” deyip.
Lâkin
başkasının da fikrini sordu gidip.
O ise, tam
aksine, etmedi müsâade.
Dedi ki: (Görmüyorum,
bunda sana fâide.)
Bu cevâbı
alınca, şaşkına döndü o zât.
Zîrâ iki
cevapta, vardı açık bir tezât.
En son "Ebül
Vefâ"ya tâbi olup o tüccar,
O ticârî
sefere, gitmeye verdi karar.
Pek çok para
kazandı, hem de kısa zamanda.
Dönüp şehre
girerken, konakladı bir handa.
Ve lâkin
rüyâsında, gördü ki gece yatıp,
Haydutlar,
her şeyini gasbettiler saldırıp.
Üzüldü, çok
sıkıldı uykusunda o kimse.
Uyandı ki, "Rüyâ"ymış
meğerse bu hâdise.
Sevinip,
sürûr ile devam etti yoluna.
Geldi "Ebül
Vefâ"nın mübârek huzûruna.
Girince, Ebül
Vefâ buyurdu ki: (Sen, niçin,
Gidip,
başkasına da danıştın o iş için?
Lâzım olan
cevâbı, söylemiştik biz sana.
Sen niçin
aynı şeyi, sordun bir başkasına?
Dünyâ'da en
zor iştir, bir şeye karar vermek.
Lâkin
büyükler için, basit ve kolaydır pek.
Tereddütlü
işlerde, bir “Allah adamı”na,
Danışıp
yapılırsa, o iş girer yoluna.
Artık bir
başkasına sormamalı o işi.
Zîrâ
şaşırtabilir, sizi belki o kişi.
Bir şey
sorulduğunda, bir "Allah adamı"na,
O şeyin
cevâbını, bildirir Allah ona.
O cevap, o
kimsenin muhakkak “Hayrına”dır.
Çünkü ona, o
şeyi ilhâm eden Allahtır.
Hattâ o iş,
“Hayırsız” olacak olsa bile,
“Hayr”a
tebdîl olunur, ihsân-ı ilâhîyle.
Çünkü Allah,
o kadar sever ki o zâtları,
Onlar için, “Nîmet"e
döndürür “Âfât”ları.
Ağızlarından
çıkan, “Hayır” olur muhakkak.
Çünkü mahcûb
eylemez onları cenâbı Hak.
Sen o handa
yatıp da, bir rüyâ görmüştün ya,
Hani sana,
âniden saldırmıştı eşkıyâ.
Ne kadar
malın varsa, almışlardı büsbütün.
Uyanınca
gördün ki, "Rüyâ" imiş gördüğün.
Bu işler,
aynen vâki olacak idi, fakat,
İhsân-ı
ilâhîyle olmadılar hakîkat.
Bizimle
yaptığından gelip istişâreyi,
Hak teâlâ, “Hayır”a
tebdîl etti o şeyi.)
|