ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

MAL, BÂKÎ DEĞİLDİR

 

Bir tüccar, geldi bir gün "Seyyid Ebül Vefâ"ya.

Dedi ki: (Ey Efendim, çok muhtâcım duâya.

 

Zât-ı âlîlerinden, var ise şâyet izin,

Sefere gideceğim, para kazanmak için.)

 

Ebül Vefâ, tüccara, “Sabır”dan bahsederek,

Dedi: (Başa gelene, tahammül etmek gerek.)

 

O, bir şey anlamayıp böyle buyurduğundan,

Gitti yine sefere, ayrılıp huzûrundan.

 

Çok mal ile dönerken, saldırıp eşkıyâlar,

Ne kadar malı varsa, yağma edip kaçtılar.

 

Üzülüp, geldi yine "Seyyid Ebül Vefâ"ya.

Dedi ki: (Şöyle şöyle uğradım bir belâya.

 

Asıl Hacca gitmekti lâkin benim niyetim.

Yoksa, dünyâ malına, yoktur pek muhabbetim.)

 

O böyle söyleyince, bu sefer Ebül Vefâ,

Buyurdu: (Gel benimle, edelim Haccı îfâ.)

 

Zîrâ “Arefe” idi, tam da o gün günlerden,

O, bir şey anlamadı onun bu sözlerinden.

 

Peşinden birkaç adım gitti "Ebül Vefâ"nın.

Baktı ki, tam yanına gelmişler "Beytullah"ın.

 

Hayret edip, başladı hemen haccı îfâya.

Gönülden tâbi oldu, "Seyyid Ebül Vefâ"ya.

 

Yine “Ebül Kays” diye, vardı ki talebesi,

Tüccardı, bu "Velî"yi tanımadan öncesi.

 

Bir gün mal getirirken, satmak için gemiyle,

Devrilip battı gemi, fırtına te'sîriyle.

 

Kendi de gemideydi, o dahî düştü suya.

Bir tahtaya tutunup, zorla çıktı kıyıya.

 

Mal ve para nâmına, kalmamıştı bir şeyi.

Lâkin alacaklılar, üzdüler bu kimseyi.

 

Anlayış göstermeyip, dediler: (Biz bilmeyiz.

Alacağımız neyse, tamâmını isteriz.)

 

En son evden kaçarak, gezip durdu dağlarda.

Acıkınca, çâresiz "Ot" yedi oralarda.

 

Lâkin bir gün,  bu zâtın alacaklılarından,

Bir kâfile, kervanla geçiyorken o dağdan,

 

Bu kimseyi tanıyıp, tekrar yakaladılar.

Kızarak dediler ki: (Hani bizim paralar?)

 

O, Allaha sığınıp, feryâd etti bu defâ.

Sıdk ile bağırdı ki: (Yetiş yâ Ebül Vefâ!)

 

Gerçi tanımıyordu bu zâtın kendisini.

Sâdece işitmişti “Ebül Vefâ” ismini.

 

Gözlerini açınca, hayrette kaldı bizzât.

Zîrâ gördü, yanında duruyor "nûrlu bir zât".

 

Buyurdu ki: (Ne kadar borcun vardır bunlara?)

“Bin dînârdır” deyince, o kadar verdi para.

 

Bin dînâr” da, ayrıca verdi kendi eline.

O dahî çok sevinip, döndü hemen evine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan