|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
ARSLANIN SAYGISI
"Abdülvehhâb"
adında, vardı ki bir müslümân,
Şiddetli
hastalığa yakalandı bir zaman.
Nezr etti ki:
(Bu dertten kavuşursam şifâya,
"Bin dînâr"
vereceğim, Seyyid Ebül Vefâ’ya.)
Birkaç gün
geçmişti ki o günden îtibâren,
O zâtın
hürmetine, iyileşti tamâmen.
Ve hemen nezr
ettiği “Bin dînâr”ı alarak,
Seyyid Ebül
Vefâ’ya, verdi hibe olarak.
Hazreti Ebül
Vefâ, bir “Mendil” çıkardı ve,
Mübârek eli
ile, etti ona hediye.
Buyurdu:
(Bu mendili, ayırmazsan yanından,
Muhâfaza
olursun, inşallah her belâdan.)
O dahî, o
mendili alıp koydu cebine.
Sonra da vedâ
edip, gitti memleketine.
Ve lâkin bir
ormandan geçerdi ki ürkerek,
Bir “Arslan”,
üzerine yürüdü kükriyerek.
Korkudan
“Şehâdet”i söylerken artık dili,
Hâtırladı son
anda, aldığı o "Mendil"i.
Cebinden
çıkararak, tuttu ona hemence.
Durdu ve
sâkinleşti, hayvan onu görünce.
Başını öne
eğip, edeb ile yaklaştı.
O mendile yüz
sürüp, oradan uzaklaştı.
Bir gün de "Ebül
Vefâ", bâzı talebesiyle,
Dicle’ye
gitmiş idi, sohbet gâyesi ile.
O sırada
karşıdan, bir gemi geliyordu.
İçinde bâzı
gençler, gülüp eğleniyordu.
Talebe arz
etti ki: (Efendim, şu insanlar,
Ne derece
gâfil ve ne de çok hayâsızlar.
Siz duâ
buyurun da, onları, Allah şu an,
Kahhâr sıfâtı
ile, etsin kahr-ü perîşân.)
O zaman Ebül
Vefâ, kaldırdı ellerini.
Dedi: (Yâ
Rab, onların, affeyle her birini.
Nasıl
neş'elilerse şu anda o insanlar,
Âhiret'te de
yine, hep neş'eli olsunlar.)
Biraz sonra
gemiden, insanlar, akın akın,
Gelip tövbe
ettiler, huzûrunda bu zâtın.
Sordular ki:
(Az önce, eğlenirken hepiniz,
Ne için
ağlıyarak, gelip tövbe ettiniz?)
Dediler: (Biz
uzaktan, onu gördüğümüzde,
“Su”ya
tebdîl olundu, “İçkiler” önümüzde.
"Çalgı
âletlerimiz", ne kadar varsa eğer,
Onu
gördüğümüzde, bozuldu birer birer.
Daha sonra,
geminin her yeri "Nûr"la doldu.
Baktık ki,
hep o nûrlar, ondan yayılıyordu.
Biz dahî
ibret alıp, olan bu hâdiseden,
Dedik ki:
“Bütün bunlar, oluyor şu kimseden.”
Kalbimizde, “Pişmânlık”
hâsıl oldu nihâyet.
Sâyesinde
bize de nasîb oldu hidâyet.
|