ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

ÜSTÂDIN VAZÎFESİ

 

"Seyyid Ebül Vefâ"nın bir talebesi vardı.

Bu kişi, üstâdına sık sık şunu sorardı:

 

(Talebenin hocaya, hocanın talebeye,

Karşı vazîfeleri, acabâ nedir?) diye.

 

O da buyururdu ki: (Evlâdım, sen bu şeyi,

Yaşamak sûretiyle anlarsın daha iyi.)

 

İşte bu, bir iş için girmişti ki huzûra,

Buyurdu ki: (Evlâdım, sen hemen git Mısır’a.

 

Bir kimse, benim için “Bin dînâr” etmiş nezir.

Gidip o bin dînârı, ondan al, bana getir.)

 

Hocasının emrine, hemen “Peki” diyerek,

Çıktı yola, hiçbir şey suâl eylemiyerek.

 

Mısır’a varır varmaz, gördü onu birisi.

Dedi: (Ebül Vefâ’yı, tanır mısın ey kişi?)

 

(Üstâdımdır) deyince, dedi ki: (Bak kardeşim,

Benim, halledilecek var idi zor bir işim.

 

"Seyyid Ebül Vefâ"nın himmetiyle nihâyet,

Halloldu o meselem, kolayca hem de gâyet.

 

Bin dînâr” nezr etmiştim Ebül Vefâ ismine.

Lütfen al, bunu götür, teslim et kendisine.)

 

“Bin dînâr”ı alarak, geriye döner iken,

Bir yerde, gâyet güzel “Bir kadın” gördü birden.

 

Ve baktı uzun uzun, aldanarak nefsine.

Kadın, haber gönderdi biriyle kendisine.

 

Dedi: (Bana kavuşmak isterse eğer nefsin,

Cebine, "Bin dînâr"ı koyup da gelmelisin.)

 

Geceleyin ikisi, buluştular nihâyet.

Yemeklerini yiyip, ederlerken muhabbet,

 

O sırada gâibten, bir "El” peydâh oldu ve,

İkisi de, korkudan bayılıp düştü yere.

 

Vaktâ ki kendisine gelir gelmez o hemen,

Hızla çıktı dışarı, hiçbirşey söylemeden.

 

Kadın da, arkasından koşturup etti suâl.

Dedi ki: (Gördüğümüz ne idi, nedir bu hâl?)

 

(O, hocamın eliydi) diyerek o kadına,

Gidip, hemen katıldı köyünün kervanına.

 

Kadın da, terk ederek cümle mâl-ü mülkünü,

Gelip, aynı kervanla, o da gitti o günü.

 

"Ebül Vefâ", onlara, birisiyle bir haber,

Gönderdi ki: (Gelsinler her ikisi berâber.)

 

Onlar, korku içinde, içeriye girince,

Buyurdu ki: (Evlâdım, yaklaş bana iyice.

 

Hani sen, zaman zaman bana bir şey sorardın.

İşte bu seyâhatte, ona bir cevap aldın.)

 

Kadın da, o mübârek "Evliyâ"yı görerek,

Çok sâliha bir hâtun oldu tövbe ederek.

 

Onların bu hâlini, görünce "Ebül Vefâ",

Nikâhlarını kıyıp, evlendirdi bu defâ.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan