|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÜSTÂDIN VAZÎFESİ
"Seyyid
Ebül Vefâ"nın bir talebesi vardı.
Bu kişi,
üstâdına sık sık şunu sorardı:
(Talebenin
hocaya, hocanın talebeye,
Karşı
vazîfeleri, acabâ nedir?) diye.
O da
buyururdu ki: (Evlâdım, sen bu şeyi,
Yaşamak
sûretiyle anlarsın daha iyi.)
İşte bu, bir
iş için girmişti ki huzûra,
Buyurdu ki: (Evlâdım,
sen hemen git Mısır’a.
Bir kimse,
benim için “Bin dînâr” etmiş nezir.
Gidip o bin
dînârı, ondan al, bana getir.)
Hocasının
emrine, hemen “Peki” diyerek,
Çıktı yola,
hiçbir şey suâl eylemiyerek.
Mısır’a varır
varmaz, gördü onu birisi.
Dedi: (Ebül
Vefâ’yı, tanır mısın ey kişi?)
(Üstâdımdır)
deyince, dedi ki: (Bak kardeşim,
Benim,
halledilecek var idi zor bir işim.
"Seyyid Ebül
Vefâ"nın himmetiyle nihâyet,
Halloldu o
meselem, kolayca hem de gâyet.
“Bin dînâr”
nezr etmiştim Ebül Vefâ ismine.
Lütfen al,
bunu götür, teslim et kendisine.)
“Bin dînâr”ı
alarak, geriye döner iken,
Bir yerde,
gâyet güzel “Bir kadın” gördü birden.
Ve baktı uzun
uzun, aldanarak nefsine.
Kadın, haber
gönderdi biriyle kendisine.
Dedi: (Bana
kavuşmak isterse eğer nefsin,
Cebine, "Bin
dînâr"ı koyup da gelmelisin.)
Geceleyin
ikisi, buluştular nihâyet.
Yemeklerini
yiyip, ederlerken muhabbet,
O sırada
gâibten, bir "El” peydâh oldu ve,
İkisi de,
korkudan bayılıp düştü yere.
Vaktâ ki
kendisine gelir gelmez o hemen,
Hızla çıktı
dışarı, hiçbirşey söylemeden.
Kadın da,
arkasından koşturup etti suâl.
Dedi ki: (Gördüğümüz
ne idi, nedir bu hâl?)
(O,
hocamın eliydi) diyerek o kadına,
Gidip, hemen
katıldı köyünün kervanına.
Kadın da,
terk ederek cümle mâl-ü mülkünü,
Gelip, aynı
kervanla, o da gitti o günü.
"Ebül Vefâ",
onlara, birisiyle bir haber,
Gönderdi ki:
(Gelsinler her ikisi berâber.)
Onlar, korku
içinde, içeriye girince,
Buyurdu ki:
(Evlâdım, yaklaş bana iyice.
Hani sen,
zaman zaman bana bir şey sorardın.
İşte bu
seyâhatte, ona bir cevap aldın.)
Kadın da, o
mübârek "Evliyâ"yı görerek,
Çok sâliha
bir hâtun oldu tövbe ederek.
Onların bu
hâlini, görünce "Ebül Vefâ",
Nikâhlarını
kıyıp, evlendirdi bu defâ.
|