ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

DÜNYÂ, ÜÇ ŞEYDİR

 

Sultân ricâ etti ki, bir gün Ebül Vefâ’ya:

(Efendim, benim kalbim çok düşkün bu dünyâ'ya.

 

Bana, öyle nasîhat ediniz ki, artık ben,

Onun çirkinliğini anlıyayım yakînen.)

 

Buyurdu ki: (Dünyâ'nın zevki “Üç”ten ibaret.

Bunlar, Yemek, giyinmek ve mâlum münâsebet.

 

Yiyecekler içinde, en lezzetlisi “Bal”dır.

Onu îmâl eden de, bir küçücük hayvandır.

 

O, “Bal arısı”dır ki, zaif, âciz, ufacık.

İstese, onu insan öldürür kolaycacık.

 

Giyeceklerin ise, en iyisi “İpek”tir.

Bunu da îmâl eden, bir ufacık böcektir.

 

Bu dahî, gâyet zaif ve âcizdir ki öyle,

Hattâ ölür bu hayvan, bir gök gürültüsüyle.

 

Sonuncuya gelince, bir anlık zevktir ancak.

Nesi vardır bunların, kalbini bağlıyacak?)

 

Sonra, bir “İnci” alıp, çıkardı çantasından.

Aydınlandı orası, onun parıltısından.

 

Sultân onu görünce, çok hoşuna giderek,

Aldı kendi avcuna, müsâde istiyerek.

 

Lâkin o, çıkar çıkmaz o "Velî"nin elinden,

Sultânın avucunda, “Âdî taş” oldu birden.

 

Şaşırıp, verdi hemen onu "Ebül Vefâ"ya.

Taş, yine “İnci” olup, başladı parlamaya.

 

Yine izin isteyip, eline aldı onu.

Lâkin hayret içinde, gördü “Taş” olduğunu.

 

Sonra Ebül Vefâ’ya iâde ettiğinde,

Gördü ki, “İnci” oldu yine onun elinde.

 

Bu kerâmeti görüp, sevdi onu gönülden.

Sâdık bir talebesi oldu artık o günden.

 

"Ebül Vefâ", yurduna dönmek gâyesi ile,

Yola çıkmak istedi, cümle talebesiyle.

 

Sultân bunu duyunca, bir hayli üzülerek,

Ve hemen kâtibini, yanına getirterek,

 

Dedi ki: (Falan falan köylerin herbirini,

Kaydet Ebül Vefâ’ya cümle gelirlerini.)

 

Fermân”ı imzâlayıp, koydu kendi cebine.

Sonra Ebül Vefâ’nın, yanına döndü yine.

 

En yakın talebeye, onu “Gizli” vererek,

Dedi ki: (Bunu ona, gösterme gidene dek.)

 

Ve yolcular ayrılıp, bindiler bir gemiye.

Lâkin gemi gitmedi, bir santim ileriye.

 

Anladı Ebül Vefâ, niçin gitmediğini.

O kimseye dedi ki: (Çıkar cebindekini.)

 

Peki” deyip, fermânı verdi "Ebül Vefâ"ya.

O alıp okuyunca, yırttı ve attı suya.

 

O anda, gemileri başladı harekete.

Talebeler, o zaman düştüler bir hayrete.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan