|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
BİR BARDAK SU
Sultân, "Ebül
Vefâ"dan etti ki birgün niyâz:
(Efendim,
benim için nasîhat edin biraz.)
Buyurdu ki:
(Ey sultân, sen, bu halka “Çoban”sın.
Onun için
tab’ana, zulmetme aman sakın!
İnsâf ve
adâletle hükmedersen sen eğer,
Allah,
saltanatını “Uzun ömürlü” eder.
Ve eğer
milletine, yaparsan ezâ, cefâ,
Hak teâlâ bu
mülkü, senden alır bu defâ.
Ey emîrel
mü’minîn, düşün ve aç gözünü.
Beyhûde
şeyler ile, geçirme şu ömrünü.
Hiç şüphen
olmasın ki, bir gün sen de ölürsün.
Yaptığın her
amele, bir karşılık görürsün.
Öyleyse öyle
amel icrâ et ki bu günde,
Göresin
faydasını, yarın "Mahşer günü"nde.
Bu gün her ne
yaparsan, yarın çıkar karşına.
Allaha gizli
yoktur, O, her şeye âşinâ.
Sonra hiç
unutma ki, bir damla "Su”dur aslın.
Sonra ölüp,
bir avuç "Toz toprak" olacaksın.
İstifâde
ettiğin şu güzelim âzâlar,
Allahü
teâlâ'nın, sana ihsânıdırlar.
Akıl, şuûr ve
idrâk, el ayak, göz ve kulak.
Hepsini,
senin için bahşetti cenâbı Hak.
Hepsi, âhenk
içinde çalışır muntazaman.
Bu nîmetin
şükrünü, yapabilir mi insan?
Hak teâlâ
sana hem, ayrıca da bir nîmet,
Verdi ki,
senin emrin altındadır şu millet.
Lâkin bu
insanların hesâbı, âhiret'te,
Tek be tek,
hepsi senden sorulacak elbette.)
Başladı
ağlamaya, sultân duygulanarak.
İçi yanıp, o
ara “Su” istedi bir bardak.
Getirilen o
suyu tam içerken, bu defâ,
(Dur, hemen
içme!)
dedi, sultâna Ebül Vefâ.
Buyurdu: (Bir
sahrâda, farz et bulunuyorsun.
İçmeye, bir
damla su bile bulamıyorsun.
Susuzluğun o
kadar çoğalsa ki sonra da,
Ölecek gibi
olsan nihâyet o sahrâda.
Son anda biri
gelse ve elinde şu bardak.
Geçip senin
karşına, o bardağı tutarak,
Dese ki:
"Servetinin yarısını verirsen,
Suyu sana
veririm, ne cevap verirsin sen?")
Dedi: (İstediğini
veririm hemen elbet.
Zîrâ ben
ölüyorken, neye yarar o servet?)
Buyurdu ki:
(Öyleyse, şu bir bardak su kadar,
Değeri
bulunmıyan bir servet neye yarar?
Ârif olan, bu
mala verir mi değer, kıymet?
Hiç kalbinde
besler mi, ona sevgi, muhabbet?)
Sultân, Ebül
Vefâ’nın öperek ellerini,
Dedi: (Çok
haklısınız, affedin lütfen beni.)
|