ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

BİR BARDAK SU

 

Sultân, "Ebül Vefâ"dan etti ki birgün niyâz:

(Efendim, benim için nasîhat edin biraz.)

 

Buyurdu ki: (Ey sultân, sen, bu halka “Çoban”sın.

Onun için tab’ana, zulmetme aman sakın!

 

İnsâf ve adâletle hükmedersen sen eğer,

Allah, saltanatını “Uzun ömürlü” eder.

 

Ve eğer milletine, yaparsan ezâ, cefâ,

Hak teâlâ bu mülkü, senden alır bu defâ.

 

Ey emîrel mü’minîn, düşün ve aç gözünü.

Beyhûde şeyler ile, geçirme şu ömrünü.

 

Hiç şüphen olmasın ki, bir gün sen de ölürsün.

Yaptığın her amele, bir karşılık görürsün.

 

Öyleyse öyle amel icrâ et ki bu günde,

Göresin faydasını, yarın "Mahşer günü"nde.

 

Bu gün her ne yaparsan, yarın çıkar karşına.

Allaha gizli yoktur, O, her şeye âşinâ.

 

Sonra hiç unutma ki, bir damla "Su”dur aslın.

Sonra ölüp, bir avuç "Toz toprak" olacaksın.

 

İstifâde ettiğin şu güzelim âzâlar,

Allahü teâlâ'nın, sana ihsânıdırlar.

 

Akıl, şuûr ve idrâk, el ayak, göz ve kulak.

Hepsini, senin için bahşetti cenâbı Hak.

 

Hepsi, âhenk içinde çalışır muntazaman.

Bu nîmetin şükrünü, yapabilir mi insan?

 

Hak teâlâ sana hem, ayrıca da bir nîmet,

Verdi ki, senin emrin altındadır şu millet.

 

Lâkin bu insanların hesâbı, âhiret'te,

Tek be tek, hepsi senden sorulacak elbette.)

 

Başladı ağlamaya, sultân duygulanarak.

İçi yanıp, o ara “Su” istedi bir bardak.

 

Getirilen o suyu tam içerken, bu defâ,

(Dur, hemen içme!) dedi, sultâna Ebül Vefâ.

 

Buyurdu: (Bir sahrâda, farz et bulunuyorsun.

İçmeye, bir damla su bile bulamıyorsun.

 

Susuzluğun o kadar çoğalsa ki sonra da,

Ölecek gibi olsan nihâyet o sahrâda.

 

Son anda biri gelse ve elinde şu bardak.

Geçip senin karşına, o bardağı tutarak,

 

Dese ki: "Servetinin yarısını verirsen,

Suyu sana veririm, ne cevap verirsin sen?")

 

Dedi: (İstediğini veririm hemen elbet.

Zîrâ ben ölüyorken, neye yarar o servet?)

 

Buyurdu ki: (Öyleyse, şu bir bardak su kadar,

Değeri bulunmıyan bir servet neye yarar?

 

Ârif olan, bu mala verir mi değer, kıymet?

Hiç kalbinde besler mi, ona sevgi, muhabbet?)

 

Sultân, Ebül Vefâ’nın öperek ellerini,

Dedi: (Çok haklısınız, affedin lütfen beni.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan