ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

HALK, DEHŞETE KAPILDI

 

Sultânın baş vezîri, bu “Gönül sultânı”na,

Bağlanınca, sultân da yakınlık duydu ona.

 

Ve lâkin fitneciler, gelip dediler ki: (Bak!

Teker teker o zâta bağlanıyor cümle halk.

 

Hattâ en güvendiğin ve sâdık adamların,

Ayrılıp, hizmetine giriyorlar o zâtın.

 

Bu yüzden, onu daha tutmayın ki bu yerde,

Yoksa, dertsiz başınız, derde girer ilerde.)

 

O sultân, yine kanıp, çağırdı ulemâyı.

Dedi ki: (Ne yapalım, şimdi Ebül Vefâyı?)

 

Dediler: (Öyle ise, imtihân eyliyelim.

En güç meseleleri, ona suâl edelim.

 

Cevaplandırır ise, bırakalım peşini.

Yok, cevap veremezse, bitirelim işini.)

 

Sultân bunu beğenip, dedi ki ulemâya:

(Gidip haber veriniz bunu Ebül Vefâ’ya.)

 

Onlar dahî giderek, ona haber verdiler.

(Falan gün, filân yerde imtihân var) dediler.

 

Buyurdu: (Öyle ise, filân yeri kazınız.

O yerde, "demirden bir minber" bulacaksınız.

 

Çıkarıp, etrâfına “Ateş” yakın bir hayli.

Bekleyin, tamâmiyle kızarsın “Kor” misâli.

 

O zaman ben gelir ve çıkarım o minbere.

Ordan cevap veririm, sorulan suâllere.)

 

Hakîkaten o yerde, o "minber"i buldular.

Güçlükle çıkararak, bir meydana koydular.

 

Sonra, odun yığdılar etrâfına bir nice.

Ateşleyip yaktılar, onu üç gün, üç gece.

 

Ateşin te'sîriyle, kızdı ki öyle fazla,

Ona, yaklaşmak bile, mümkün değildi aslâ.

 

Cümle halk, o meydanı doldurmuştu lebâleb.

Herkes merak içinde, onu bekliyordu hep.

 

Sultân gelip oturdu, husûsî mahalline.

Kırk âlim” de geçtiler, hepsi kendi yerine.

 

İş, onun gelmesine kalmıştı ki bu defâ.

O anda teşrîf etti meydana "Ebül Vefâ".

 

Ve çıktı o minbere, “Besmele” söyliyerek.

Halk dehşete kapıldı, bu hâli seyrederek.

 

Vakar ve heybet ile, bakındı etrâfına.

Buyurdu: “Ey âlimler, buyurun, sorun bana!”

 

Kırk âlimin hepsi de, şaşkınlık ve hayretten,

Soracakları şeyi, unutmuşlardı hepten.

 

Bu sefer, her birinin suâllerini, tek tek,

Söyleyip, cevâbını verdi îzâh ederek.

 

Bu kerâmeti gören âlimler ve cümle halk,

Gelip tövbe ettiler, yanında toplanarak.

 

Sultân da bunu görüp, yumuşadı pek fazla.

O da, "Ebül Vefâ"ya tâbi oldu ihlâsla.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan