ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

ATEŞ, PAMUK, KAR

 

Sultânın emri ile, Bağdat’a "Ebül Vefâ",

Gelince, bir câmiye giriverdi ilk defâ.

 

Namâzı müteâkip, kalkmayınca cemâat,

O kalkıp, insanlara etti va’z-ü nasîhat.

 

Öyle te'sîr etti ki cemâate sözleri,

Hepsinin de, bir anda açıldı kalp gözleri.

 

Sultân merak ederek, tebdîl-i kıyâfetle,

Gelip, nûra gark olmuş gördü onu hayretle.

 

Lâkin nefsine uyup, sürdürdü inâdını.

Tahkîkata başladı, hemen Bağdat halkını.

 

Sonunda, söylendi ki: (Neler olmuş bu halka?

Bunlara, onun nûru te'sîr etmiş mutlaka.)

 

Oradan, sarayına geldi çok şaşırarak.

En yakın adamını, yanına çağırarak,

 

Dedi ki: (İki kaba, “Hamur” koyup bir miktar,

Sonra, Ebül Vefâ'nın, acele yanına var.

 

Ve de ki: “Sultânımız, sana selâm ediyor.

Erkek ve kadınlardan, bir meclis kursun” diyor.)

 

"Muhammed Kâdirî"ydi  ismi bu gelen zâtın.

Çıkıp geldi yanına, "Seyyid Ebül Vefâ"nın.

 

Ve lâkin görür görmez onun azametini,

Korkudan, diyemedi sultânın dediğini.

 

Fakat o, buyurdu ki: (Yakın gel ey müslümân!

Biliyorum, yağ ve bal gönderdi bize sultân.)

 

Sonra da, o kaplara dokununca eliyle,

Hamurlar, “Yağ” ve “Bal”a döndü kerâmetiyle.

 

Buyurdu ki: (Kardeşim, sultân ne emrediyor?

"Erkek ve kadınlardan, meclis mi kursun" diyor?

 

Ona, cevap olarak, bir şey söylemiyorum.

Yalnız ona, seninle, bir "kap" gönderiyorum.

 

O sultân, görür görmez götürdüğün bu kabı,

Çok iyi anlıyacak, diyeceğim cevâbı.)

 

Bir miktar “Ateş” koydu, kabın bir kenarına.

Biraz da “Pamuk” alıp, koydu öbür yanına.

 

İkisi ortasına, koyarak bir küme “Kar”,

Buyurdu ki: (Al bunu, sultânın yanına var.)

 

Demek istemişti ki bununla yâni ona:

(Erkeklerin şehveti, benzer "Ateş koru"na.

 

Kadınlarınki ise, sanki “Pamuk” gibidir.

Bir yerde durmaları, gâyet tehlikelidir.

 

Eğer ki “Kar” konursa, ikisi arasına,

Mâni olur, ateşin, pamuğu yakmasına.

 

Bunun gibi, arada bir "Velî"nin himmeti,

Olursa, işliyemez insan bir ma'siyyeti.)

 

Sultân, açıp içini görür görmez bu kabın,

Gâyet güzel anladı, merâmını o zâtın.

 

Bu kerâmetlerini, gördüğü halde bile,

Yine de, inâdından vazgeçmedi az bile.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan