|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
DÜNYÂ, GÖLGE GİBİDİR
"Esseyyid
Ebül Vefâ", Buhârâ’ya giderek,
Zâhirî
ilimleri, tahsîl etti tek be tek.
Oradan,
hocasının yanına döndü tekrar.
"Şenbekî"
hazretleri, eyledi çok îtibâr.
Kendi
talebesine, verince böyle kıymet,
Orada
bulunanlar, şaşırıp etti hayret.
Üstâdı,
farkedince halkın bu hayretini,
İstedi ki,
onlar da bilsinler kıymetini.
Düşünüp, bir
ziyâfet tertîb etti millete.
Ve çağırdı
herkesi, bu büyük ziyâfete.
Çünkü "Ebül
Vefâ"yı, kimse tanımıyordu.
Onu, bu
insanlara tanıtmak istiyordu.
"Dicle"nin
kenarında olmuştu bu ziyâfet.
Buna,
yüzlerce insan eylemişti icâbet.
"Şenbekî"
hazretleri, yemek yendikten sonra,
Şöyle hitâb
eyledi toplanan insanlara:
Buyurdu:
(Ey insanlar, düşünün, ibret alın.
Bu gün, öyle
kulları var ki Hak teâlâ'nın,
Bıraksa
hırkasını, şu suyun üzerine,
Ne batar, ne
ıslanır, durur aynı yerinde.)
Sonra da,
attı suya hırkasını çıkarıp.
Durdu su
üzerinde, ne ıslanıp, ne batıp.
Sonra suda
yürüyüp, hırkaya vardı bizzât.
Namâz kıldı
hırkanın üstünde iki rekât.
Kalktı ve
hırkasını silkeledi bu defâ.
Hırkadan, su
yerine “Toz” saçıldı etrâfa.
"Hazreti
Şenbekî"yi tanıyordu insanlar.
Onun için,
bunlara, fazla şaşırmadılar.
Lâkin "Ebül
Vefâ"yı hiç tanımıyorlardı.
Onu tanıtmak
idi, onun asıl murâdı.
Şenbekî
hazretleri, o binlerce insana,
Onu, şu
sözleriyle eyledi methü senâ.
(Talebeye,
seâdet, üstâdından verilir.
Benim
seâdetimse, Ebül Vefâdan gelir.)
"Esseyyid
Ebül Vefâ", didinip senelerce,
İnsanları,
Hak yola çağırdı gündüz gece.
Buyurdu: (Ey
insanlar, az yiyin, az uyuyun.
Seher
vakitlerinde, bilhassa âgâh olun.
“Çok yemek”,
insanları uyuşuk, tembel yapar.
Bildiğini
unutup, Allahtan gâfil yaşar.
Sizi, nerde
olsanız “Allah görür” elbette.
Öyleyse
yaklaşmayın günâha kat'iyyetle.
Dünyâ, “Gölge”
gibidir, vermeyin ona kıymet.
Ona gönül
kaptıran, pişmân olur âkıbet.
Ne ki
uzaklaştırır sizi Hak teâlâ'dan,
İşte o, “Dünyâ”dır
ki, kaçın onun yanından.
Unutturmuyor
ise, bir şey size "Allah"ı,
Ona dünyâ
denilmez, çok fazla olsa dahî.
|