|
51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
TANIDIN MI BU YERİ?
Evliyânın
büyüğü, “Esseyyid Ebül Vefâ”,
"Tâc-ül
ârifîn" diye, ün saldı her tarafa.
Babası da o
zaman, büyük evliyâdandı.
Hastalanıp,
eceli geldiğini anladı.
Hanımını
çağırıp, buyurdu ki: (Ey hanım!
Öyle
zannederim ki, yakınlaştı vefâtım.
Benden sonra,
bir "Çocuk" getirirsin dünyâ'ya.
Bu çocuk
büyüyünce, olur büyük "Evliyâ".
Henüz
doğmadan önce, görülür kerâmeti.
Sâyesinde,
çok insan bulurlar hidâyeti.)
Bu vasıyyeti
yapıp, ayrıldı bu dünyâ'dan.
Bir ay sonra,
köy halkı, göç ettiler oradan.
O hanım da
toplanıp, gitmişti o halk ile.
Bir bostan
kenarında, mola verdi kâfile.
Birkaç kişi,
izinsiz bir "kavun" kopardılar.
Kesip, kervan
halkının hepsine dağıttılar.
Verdiler bir
parça da, bu zâtın zevcesine.
Yedi, lâkin
bir "Ağrı" saplandı mîdesine.
Sonra istifrâ
edip, çıkardı yediğini.
Hâtırladı
beyinin en son vasiyyetini.
Düşündü ki:
“Bilmeden yedim haram kavunu.
Oğlum,
kerâmetiyle çıkarttı bana onu”.
İki ay
geçmişti ki, bu hâdiseden sonra,
Hazreti "Ebül
Vefâ", teşrîf etti dünyâ'ya.
O sene
Ramazânda, henüz “İki aylık”ken,
Gündüzün,
annesinden, süt emmezdi kat'iyyen.
Yürüyecek bir
yaşa gelince "Ebül Vefâ",
Yolculuğa
çıktılar, annesiyle bir defâ.
O bostanın
yanından geçerlerken ileri,
Sordu ki:
(Anneciğim, tanıdın mı bu yeri?)
(Tanımadım)
deyince, dedi: (Siz, bir seferde,
Yorulup,
biraz mola vermiştiniz bu yerde.
Bâzısı, bu
bostandan "kavun" çalıp kestiler.
Herkes ile
birlikte, sana da yedirdiler.
Onun
çalındığını, gerçi sen bilmiyordun.
Yedin, lâkin
karnında şiddetli "Ağrı" duydun.
O zaman, ben
vermiştim o ızdırâbı sana.
Zîrâ haram
bir lokma girmişti boğazına.
Sonra ben, “İki
aylık” bebek idim ki henüz,
Senden süt
emmez idim, Ramazânda hiç gündüz.
Sen beni "Hasta"
sanıp, üzülüyordun içten.
Lâkin akşam
içince, gülüyordun sevinçten.)
Annesi,
hayret ile sordu ona: (Ey oğlum!
Bunları ne
bilirsin, ben zor hâtırlıyorum.)
Dedi ki:
(Anneciğim, Rabbimiz verdi haber.
Zîrâ cenâbı
Hakkın, her şeye gücü yeter.)
|