ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

51 - SEYYİD EBÜL VEFÂ (Rahmetullahi Aleyh)

TANIDIN MI BU YERİ?

 

Evliyânın büyüğü, “Esseyyid Ebül Vefâ”,

"Tâc-ül ârifîn" diye, ün saldı her tarafa.

 

Babası da o zaman, büyük evliyâdandı.

Hastalanıp, eceli geldiğini anladı.

 

Hanımını çağırıp, buyurdu ki: (Ey hanım!

Öyle zannederim ki, yakınlaştı vefâtım.

 

Benden sonra, bir "Çocuk" getirirsin dünyâ'ya.

Bu çocuk büyüyünce, olur büyük "Evliyâ".

 

Henüz doğmadan önce, görülür kerâmeti.

Sâyesinde, çok insan bulurlar hidâyeti.)

 

Bu vasıyyeti yapıp, ayrıldı bu dünyâ'dan.

Bir ay sonra, köy halkı, göç ettiler oradan.

 

O hanım da toplanıp, gitmişti o halk ile.

Bir bostan kenarında, mola verdi kâfile.

 

Birkaç kişi, izinsiz bir "kavun" kopardılar.

Kesip, kervan halkının hepsine dağıttılar.

 

Verdiler bir parça da, bu zâtın zevcesine.

Yedi, lâkin bir "Ağrı" saplandı mîdesine.

 

Sonra istifrâ edip, çıkardı yediğini.

Hâtırladı beyinin en son vasiyyetini.

 

Düşündü ki: “Bilmeden yedim haram kavunu.

Oğlum, kerâmetiyle çıkarttı bana onu”.

 

İki ay geçmişti ki, bu hâdiseden sonra,

Hazreti "Ebül Vefâ", teşrîf etti dünyâ'ya.

 

O sene Ramazânda, henüz “İki aylık”ken,

Gündüzün, annesinden, süt emmezdi kat'iyyen.

 

Yürüyecek bir yaşa gelince "Ebül Vefâ",

Yolculuğa çıktılar, annesiyle bir defâ.

 

O bostanın yanından geçerlerken ileri,

Sordu ki: (Anneciğim, tanıdın mı bu yeri?)

 

(Tanımadım) deyince, dedi: (Siz, bir seferde,

Yorulup, biraz mola vermiştiniz bu yerde.

 

Bâzısı, bu bostandan "kavun" çalıp kestiler.

Herkes ile birlikte, sana da yedirdiler.

 

Onun çalındığını, gerçi sen bilmiyordun.

Yedin, lâkin karnında şiddetli "Ağrı" duydun.

 

O zaman, ben vermiştim o ızdırâbı sana.

Zîrâ haram bir lokma girmişti boğazına.

 

Sonra ben, “İki aylık” bebek idim ki henüz,

Senden süt emmez idim, Ramazânda hiç gündüz.

 

Sen beni "Hasta" sanıp, üzülüyordun içten.

Lâkin akşam içince, gülüyordun sevinçten.)

 

Annesi, hayret ile sordu ona: (Ey oğlum!

Bunları ne bilirsin, ben zor hâtırlıyorum.)

 

Dedi ki: (Anneciğim, Rabbimiz verdi haber.

Zîrâ cenâbı Hakkın, her şeye gücü yeter.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan