ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

50 - SEYYİD AHMED RIFÂÎ (Kuddise Sirruh)

EVLÂD-I RESÛL İDİ

 

Büyük bir velî olup, “Evlâd-ı Resûl”dür hem.

Onun irşâdı ile, nûrlandı cümle âlem.

 

Teşrîf etmemişti ki dünyâ'ya henüz bu zât,

Dayısı, rüyâsında Resûl'ü gördü bizzât.

 

Peygamber Efendimiz, buyurdu ki: (Ey Mensûr!

Yakında, hemşîrenin bil ki bir oğlu olur.

 

Adını "Ahmed" koyup, iyi yetiştiriniz.

Zîrâ o, Hak katında olacaktır pek azîz.)

 

Nihâyet kırk gün sonra, teşrîf etti dünyâ'ya.

Onunla yol buldular herkes Hak teâlâ'ya.

 

Buna rağmen, pek fazla korkuyordu "Allah"tan.

Gözyaşları, yüzünde iz yaptı ağlamaktan.

 

Namâza durduğunda, benzi sararırdı hep.

Allahtan, pek ziyâde korkardı bundan sebep.

 

Öyle gün olurdu ki, bu korkuyla o hattâ,

Güneşte "buz" misâli, eriyordu âdetâ.

 

Orta boylu, nûr yüzlü ve buğday benizliydi.

Alnı açık ve geniş, hep güler yüzlü idi.

 

Va'zında, hasta kalpler, geçerdi harekete.

Kötü yolda olanlar, gelirdi hidâyete.

 

O vâza başlayınca, uzaktakiler dahî,

İşitirdi rahatça, yakındakiler gibi.

 

İnsanlar, evlerinin üzerine çıkarak,

Dinlerlerdi va’zını, olsalar da çok ırak.

 

O, yavaş konuşsa da, alçaltsa da sesini,

Aynen işitirlerdi, her bir kelimesini.

 

Hattâ az işitenler, "Sağır" olanlar bile,

İşitip, anlarlardı, onun kerâmetiyle.

 

Çok "mütevâzı" olup, yolda kime rastlasa,

Önce selâm verirdi, "küçük çocuk" da olsa.

 

İhtiyâra, hastaya, ederdi çok merhamet.

Böylelere yardımı, bilirdi büyük nîmet.

 

Derdi ki: (Hizmet eden, hizmet görür muhakkak.

Merhamet gösterene, acır hem cenâb-ı Hak.)

 

Resûlullahın aşkı, onu öyle ihâta,

Etmişti ki, bu aşkla yanıyordu âdetâ.

 

Bir sene hacca gidip, haccı îfâ eyledi.

Sonra, kalbi yanarak Medîneye yöneldi.

 

Ravda-i mübârek'in, diz çökerek önüne,

Şu şiiri söylemek uygun geldi gönlüne:

 

Uzaktım, toprağını öpmek için efendim.

Kendim gelemesem de, rûhumu gönderirdim.

 

Şimdi, ziyâretinle şereflendim ey Habîb!

O mübârek elini, ver de öpsün bu garip.”

 

O, böyle söyleyince, kabr-i şerîflerinden,

Mübârek "Nûrlu eli" görünüverdi birden.

 

Fırlayıp, son derece tâzim ve hürmet ile,

Öptü Resûlullahın elini muhabbetle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan