|
49 - AVN BİN ABDULLAH
(Rahmetullahi Aleyh)
YAZIK BANA! VÂH BANA!
"Avn ibni
Abdullah" ki, tâbiînden, büyük zât.
Rabbine, gece
gündüz yapıyordu çok tâat.
Geceleri
kalkar ve abdestini alırdı.
Sonra da, ev
halkını ayağa kaldırırdı.
Derdi ki:
(Gerçi zordur, gece kalkıp ibâdet.
Cehennemin
ateşi, çetindir daha gâyet.
Ey insanlar,
nasılsa göçersiniz dünyâ'dan.
O halde,
"göçmüş" bilin kendinizi şu andan.
Nasıl olsa
muhakkak, bir gün öleceksiniz.
Öyleyse,
kendinizi şimdi "ölmüş" biliniz.)
Bir gün,
günâhlarını düşünüp, üzülerek,
Ağladı göz
yaşıyle, şunları söyliyerek:
(Yazık bana,
vâh bana, ne zordur benim işim.
Ben, bu kadar
günâhı nasıl da işlemişim?
Halbuki ben
onları işlerken utanmadan,
Rabbimin
nîmetleri, yağıyordu durmadan.
Fenâ aldattı
beni günâhların lezzeti.
Şimdi gitti o
lezzet, kaldı mes'ûliyyeti.
Bir anlık
zevklerdi ki, kayboldu hepsi, ancak,
"Günâh
mes'ûliyyeti" aslâ kaybolmıyacak.
Zîrâ kayda
geçtiler hep amel defterime.
Bunun için
vâh bana, vâh şu kötü hâlime!
Ne yazık
nefse uydum, düşünmedim Rabbimi.
"Günâh"
pislikleriyle, hep kararttım kalbimi.
Ben "ölüm"den
kaçarım, "ölüm" beni kovalar.
Ne kadar
kaçsam dahî, bir gün beni yakalar.
Ben onu
unutsam da, unutmaz ölüm beni.
Ensemde
hissederim, her an onun elini.
Yazık bana,
var iken bu kadar çok günâhım,
Nasıl, "tövbe"
etmeden duruyorum Allah'ım!
Mahşer günü,
yüzüme bakmazsa eğer Allah,
Ne olur benim
hâlim, şu garip hâlime vâh!
O gün, şâhit
olunca ayaklarım, ellerim,
Rabbimin
huzûrunda, ne hallere girerim?
Ey nefsim,
unutmazsın kendi isteklerini.
Lâkin hep
unutursun, Rabbin emirlerini.
Günâh, haram
demeden, erersin her arzuna.
Lâkin yarın
çıkarsın, Rabbinin huzûruna.
Ey nefsim,
istersin ki, sıkıntıya girmeden,
"Cennet
nîmetleri"ne eresin ebediyyen.
Ânında
yaparsın da, her istek, arzunu hep,
“Tövbe”yi,
ne özürle geciktirirsin acep?
Sonra
bakıyorum ki, sıhhatin bozulsa az,
“Ölüm”ü,
sırf o zaman hâtırlarsın, bu olmaz.
Sıhhatli
anlarında, niçin gaflet edersin?
Ölüm,
sıhhatli iken gelmez mi zannedersin?
Niçin
namâzlarını kılarsın gaflet ile?
Halbuki o
namâzın, "Son namâz" dır belki de.
Öyle ise ey
nefsim, uyan da kendine gel!
Zîrâ bil ki,
insana, ânî gelir hep ecel.)
|