ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

49 - AVN BİN ABDULLAH (Rahmetullahi Aleyh)

YAZIK BANA! VÂH BANA!

 

"Avn ibni Abdullah" ki, tâbiînden, büyük zât.

Rabbine, gece gündüz yapıyordu çok tâat.

 

Geceleri kalkar ve abdestini alırdı.

Sonra da, ev halkını ayağa kaldırırdı.

 

Derdi ki: (Gerçi zordur, gece kalkıp ibâdet.

Cehennemin ateşi, çetindir daha gâyet.

 

Ey insanlar, nasılsa göçersiniz dünyâ'dan.

O halde, "göçmüş" bilin kendinizi şu andan.

 

Nasıl olsa muhakkak, bir gün öleceksiniz.

Öyleyse, kendinizi şimdi "ölmüş" biliniz.)

 

Bir gün, günâhlarını düşünüp, üzülerek,

Ağladı göz yaşıyle, şunları söyliyerek:

 

(Yazık bana, vâh bana, ne zordur benim işim.

Ben, bu kadar günâhı nasıl da işlemişim?

 

Halbuki ben onları işlerken utanmadan,

Rabbimin nîmetleri, yağıyordu durmadan.

 

Fenâ aldattı beni günâhların lezzeti.

Şimdi gitti o lezzet, kaldı mes'ûliyyeti.

 

Bir anlık zevklerdi ki, kayboldu hepsi, ancak,

"Günâh mes'ûliyyeti" aslâ kaybolmıyacak.

 

Zîrâ kayda geçtiler hep amel defterime.

Bunun için vâh bana, vâh şu kötü hâlime!

 

Ne yazık nefse uydum, düşünmedim Rabbimi.

"Günâh" pislikleriyle, hep kararttım kalbimi.

 

Ben "ölüm"den kaçarım, "ölüm" beni kovalar.

Ne kadar kaçsam dahî, bir gün beni yakalar.

 

Ben onu unutsam da, unutmaz ölüm beni.

Ensemde hissederim, her an onun elini.

 

Yazık bana, var iken bu kadar çok günâhım,

Nasıl, "tövbe" etmeden duruyorum Allah'ım!

 

Mahşer günü, yüzüme bakmazsa eğer Allah,

Ne olur benim hâlim, şu garip hâlime vâh!

 

O gün, şâhit olunca ayaklarım, ellerim,

Rabbimin huzûrunda, ne hallere girerim?

 

Ey nefsim, unutmazsın kendi isteklerini.

Lâkin hep unutursun, Rabbin emirlerini.

 

Günâh, haram demeden, erersin her arzuna.

Lâkin yarın çıkarsın, Rabbinin huzûruna.

 

Ey nefsim, istersin ki, sıkıntıya girmeden,

"Cennet nîmetleri"ne eresin ebediyyen.

 

Ânında yaparsın da, her istek, arzunu hep,

Tövbe”yi, ne özürle geciktirirsin acep?

 

Sonra bakıyorum ki, sıhhatin bozulsa az,

Ölüm”ü, sırf o zaman hâtırlarsın, bu olmaz.

 

Sıhhatli anlarında, niçin gaflet edersin?

Ölüm, sıhhatli iken gelmez mi zannedersin?

 

Niçin namâzlarını kılarsın gaflet ile?

Halbuki o namâzın, "Son namâz" dır belki de.

 

Öyle ise ey nefsim, uyan da kendine gel!

Zîrâ bil ki, insana, ânî gelir hep ecel.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan