ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - DÂVUD-İ TÂÎ (Rahmetullahi Aleyh)

NİÇİN EVLENMİYORSUN?

 

Her an kendi nefsiyle ederek mücâdele,

"Evliyâlık" yolunda, gelmişti tam kemâle.

 

Namâz için, câmiye çıkardı sırf evinden.

Kılınca, çok acele dönerdi eve hemen.

 

Bir gün, yine dönerken evine aceleyle,

Dediler: (Niçin böyle ediyorsun acele?)

 

Buyurdu ki: (Şu anda bekliyenler var beni.)

Dediler ki: (Hayrola, kim bekliyor ki seni?)

 

Buyurdu: (Kabristanda, kabir ehli bekliyor.

Bu sonsuz yolculuğa, hazırlık gerekiyor.)

 

Bir gün câmiden çıkmış, acele gidiyordu.

(Bu aceleniz nedir?) diye bir kimse sordu.

 

Buyurdu ki: (Dünyâ'ya, çok bağlanmış insanlar.

Ben onları görünce, oluyor mânen zarar.

 

“Dünyâ”ya meyl ediyor benim de hemen kalbim.

Hızlı gidiyorum ki, onları görmiyeyim.)

 

Dediler ki: (Efendim, insanların içine,

Hiç karışmıyorsunuz, acabâ hikmeti ne?)

 

Buyurdu ki: (Kiminle konuşayım ki acep?

Kimisi, bu “Dünyâ”ya kaptırmış kendini hep.

 

Onlar ile konuşmak, kalbimi karartıyor.

Onlar gibi, dünyâ'ya muhabbetim artıyor.

 

Akıllı kimseler de, yanıma geldiğinde,

Konuşmuyor onlar da "Âhiret" üzerinde.

 

Emir ve yasakları, hiç hâtırlatmıyorlar.

Hatâ ve kusûrumu, bana anlatmıyorlar.

 

Hattâ, kusurlarımı sayıyorlar fazîlet.

Bana, bu insanlardan fâide gelmez elbet.)

 

(Niçin evlenmiyorsun?) diye sorduklarında,

Dedi: (Mes'ûliyyeti, gâyet çoktur onun da.

 

Sâliha bir hanımla evlenecek olursam,

Korkarım, hukûkuna riâyet edemem tam.

 

Evlilikte, erkeğin çoktur mes'ûliyyeti.

Onun, benden sorulur dünyâ ve âhiret'i.

 

Riâyet kolay değil, zevcenin hukûkuna.

Bu sebepten, cesâret edemiyorum buna.

 

Kalbini incitirsem, haram ve "Kul hakkı"dır.

Bunu, mahşer gününde ödemek çok ağırdır.

 

Üstünde zerre kadar “Kul hakkı” bulunanlar,

Cennetin kokusundan bile mahrum olurlar.

 

Ya helâllaşacaktır dünyâ'da o kişiyle,

Yâhut öder mahşerde, "sevap" ve "ecri" ile.

 

Lâkin çok pahalıya mal olur bu ödemek.

Ve hattâ ödemenin, imkânı bulunmaz pek.

 

Zîrâ bir "Dank" miktarı, yâni ufak, cüz'î bir,

Hak için, "yetmiş yıllık namâz ecri" verilir.

 

Yâni bir ömür boyu kıldığı namâzların,

Sevâbı, alınarak verilir ona yarın.

 

Kılınmış olmalıdır bunlar da "cemâat"le.

O gün bunun te’mîni, çetin olur gâyetle.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan