|
24
- DÂVUD-İ TÂÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ...
İsmi, "Ebû Süleymân
Dâvud bin Nâsır" idi.
Ve “İmâm-ı âzam”ın
hâlis talebesiydi.
Kanâat ehli olup,
yapardı çok ibâdet.
Nefsini kırmak için,
eyledi çok riyâzet.
“Habîb-i Acemî”nin
halîfesi idi hem.
Yoktu onun gözünde para,
dînâr ve dirhem.
“Hârun Reşîd”den
gelen türlü hediyeleri,
Aslâ kabûl etmeyip,
gönderirdi hep geri.
Haram ve şüpheliden,
kaçınırdı pek fazla.
Rabbine ibâdete
sarılmıştı ihlâsla.
"Hangi güzel yüzdür ki,
sonra toprak olmadı?
Hangi tatlı gözdür ki,
sonra yere akmadı?"
Bir şarkıcı kadından bu
beyti işitince,
Şuûru alt üst oldu ve
ağladı bir nice.
Ve “İmâm-ı âzam”ın
huzûruna bu defâ,
Gitti ki, bu derdine
bulsun çâre ve devâ.
Dedi ki:
(Ey efendim, bir söz
duydum birinden.
Şuûrum alt üst oldu, ne
yapayım şimdi ben?
Hâlimi anlatmaya, yok
bilgi ve kudretim.
Emir ve tavsiyeniz,
nedir bana efendim?)
“İmâm”ın emri
ile, bütün ilmihâlini,
Öğrenip, buna göre
düzeltti her hâlini.
Yirmi sene “İmâm”ın
dersine etti devam.
Zâhirî ilimlerde
mütehassıs oldu tam.
“Dünyâ muhabbeti”ni
tamâmen terk ederek,
Allah'a ibâdetten,
alırdı sâdece zevk.
Ve öyle kuvvetlice
sarıldı ki islâma,
Örnek oldu hayâtı
bilcümle müslümâna.
Evine çekilerek, tercîh
etti uzleti.
Evde, yalnız olarak,
yaptı her ibâdeti.
Lâkin “İmâm-ı âzam”
teşrîf edip evine,
Buyurdu ki:
(İnsanlar arasına gir
yine.
Talebe kardeşlerin
arasına gel, fakat,
Hiç konuşma, sâdece
dersine eyle dikkat.
Fıkhî meseleleri iyi
dinle, tam öğren.
Kendini tam ilme ver,
budur senin vazîfen.)
"Peki efendim" deyip,
ondan sonra bir sene,
Konuşmadan, İmâm'ın
devam etti dersine.
“İmâm-ı Ebû Yûsüf” ve
“İmâm-ı Muhammed”,
Ve “İmâm-ı Züfer”le
kurdu tam münâsebet.
Çalıştı onlar ile, durup
dinlenmeksizin.
Ve hiç konuşmuyordu, yok
idi çünkü izin.
“İmâm”ın bu
emrine edince muvâfakat,
Mânevî derecesi yükseldi
hem de kat kat.
Buyurdu ki: (Bir
sene sabredince buna
ben,
Otuz yıllık tâate, denk
oldu hemen hemen.)
“Habîb-i Acemî”yle
tanıştı daha sonra.
Ondan da feyz alarak,
kavuştu tam huzûra.
Tamâmiyle keserek
halktan ilişkisini,
Rabbine ibâdete verdi
tam kendisini. |