ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - HABÎB-İ ACEMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

SABREYLE BİRAZ DAHA

 

Habîb-i Acemî” ki, henüz tövbe etmeden,

Zengin olup, “Fâiz”le uğraşırdı önceden.

 

Fırat nehri yanında bir kulübe yaparak,

Kendini, "ibâdet"e vermişti tam olarak.

 

Öyle haz alırdı ki ibâdet ve sohbetten,

İhmâl etti birkaç gün evini bu sebepten.

 

Hanımı, kendisine dedi ki o günlerde:

(Ey Habîb, erzâkımız kalmadı, bitti evde.)

 

Hiç bir şey söylemedi o zaman zevcesine.

O sabah çıktı evden, geldi kulübesine.

 

Ve hattâ, (Çalışmaya gidiyorum) diyerek,

İbâdet etti yine, sabahtan akşama dek.

 

Akşam eve gelince, dedi ki zevcesine:

(Ey hanım sen üzülme, huzur gelsin içine.

 

Zîrâ öyle bir “Zât”a ediyorum ki hizmet,

Çok cömert, pek kerîmdir, şefkati boldur gâyet.

 

Bu gün, hiç ayrılmadım ben O’nun hizmetinden.

Bir şey istemeye de, utandım kereminden.

 

Ümit ediyorum ki, gönderecek O fakat.

Zîrâ hizmet edene, lütfediyor kat be kat.

 

Ey hanım, biraz daha sabredersen sen eğer,

Umarım, o kerîm “Zât”, bize dahî lütfeder.)

 

Çok sevindi hanım da, bunları işitince.

O dahî, "ibâdet"e bel bağladı iyice.

 

Habîb”, gündüz sohbetle, gece de ibâdetle,

Geçirip, bir kaç gün de geçmişti bu sûretle.

 

Bir gün öğle üzeri, geldi ki hâtırına:

"Akşam eve gidince, ne desin hanımına?"

 

Nihâyet akşam oldu, yöneldi eve yine.

Mahzun ve mahcup halde, yaklaşırken evine,

 

O üzüntülü hâli, kayboldu, gitti birden.

Zîrâ "güzel kokular" geliyordu evinden.

 

Dikkat etti, “Yemek” ve “Et” kokusuydu bunlar.

Düşündü ki: "Bu işte, ilâhî bir hikmet var".

 

O, kapıyı çalmadan, karşıladı zevcesi.

Gördü ki, yerindeydi hanımının neş'esi.

 

Dedi ki: (Ey efendi, hizmet ettiğin o “Zât”,

Ne kerîm ve ne cömert bir zât imiş hakîkat.

 

Zîrâ öğle üzeri, geldi ki birileri,

Hepsi beyaz giyinmiş, parlıyordu biri.

 

Sırtlanmıştı hepsi de, erzak yüklü çuvallar.

Un”dan, tâ “Et”e kadar, ne lâzımsa hepsi var.

 

Dediler ki: Beyinin hizmet ettiği o zât,

Bunları, bizim ile gönderdi size bizzât.

 

Dedi ki: "Arttırırsa Habîb bu hizmetini,

Biz dahî arttırırız onun bu ücretini."

 

Hakîkaten ne kerîm, ne cömert “Zât”mış meğer.

Gönderdiği bu erzâk, aylarca bize yeter.

 

O “Zât”ın hizmetinden sakın ayrılmıyasın.

Zîrâ böyle kerîm zât, bir daha bulamazsın.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan