|
23
- HABÎB-İ ACEMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
NİÇİN GÖREMEDİLER?
“Habîb-i Acemî”
ki, hâl ehli bir
kişiydi.
Hak teâlâ indinde,
kıymetli birisiydi.
Bir gün emreyledi ki
“Haccac”, adamlarına:
(O Hasan-ı Basrî'yi,
bulup getirin bana.)
Adamlar, köşe bucak
aradılar her yeri.
Lâkin onu bulmaktan,
âciz kaldı her biri.
Aramadıkları yer kalmadı
o beldede.
Lâkin bulamadılar
kendisini yine de.
“Habîb-i Acemî”nin
bir kulübesi vardı.
Geceleri orada, hep
ibâdet yapardı.
Fırat kıyısındaydı
kulübesi “Habîb”in.
Buraya saklanmıştı “Hasan-ı
Basrî” o gün.
Haccâc'ın adamları, onu
bulamayınca,
Dediler ki:
(Habîbin yeri kaldı
yalnızca.
Zîrâ bakmadığımız,
kalmadı şehirde yer.
Olsa olsa nihâyet o
kulübeye girer.)
Onu, o kulübede bulmak
ümîdi ile,
Gelip suâl ettiler, “Habîb-i
Acemî”ye.
Dediler ki: (Ey Habîb,
acabâ bu günlerde,
Sen, Hasan-ı Basrî'yi
gördün mü bu yerlerde?)
“Habîb”, o adamlara sert
nazarla bakarak,
Hiddetle buyurdu ki:
(Evet gördüm, n'olacak?)
Adamlar sevinerek,
dediler ki: (Ey Habîb!
Çabuk söyle yerini,
bulalım onu gidip.)
Dedi:
(Arıyorsanız siz Hasan-ı
Basrî'yi,
O, şu kulübemdedir,
girip bakın içeri.)
Adamlar, bir sevinçle
daldılar içeriye.
Lâkin me'yûs olarak,
çıktılar hep geriye.
Dediler ki: (Ey Habîb,
yalan mı söylüyorsun?
Hasan yok kulübede,
niçin böyle diyorsun?)
Buyurdu ki:
(Şu anda, o içerdedir,
fakat,
Siz göremiyorsanız,
bende midir kabâhat?)
Adamlar, hayret ile
bakıştı birbirine.
Dediler: (Göremedik,
bakalım mâdem yine.)
Tekrar bir ümit ile, hep
girdiler içeri.
Lâkin kızgın olarak,
çıktılar tekrar geri.
Dediler ki: (Ey Habîb,
ya yalan söylüyorsun.
Yâhut da, sen bizimle
istihzâ ediyorsun.)
Netîcede adamlar, onu
bulamıyarak,
Terk ettiler o yeri,
üzgün, me'yûs olarak.
“Hasan-ı Basrî”
dahî, gittiklerini
bilip,
Çıktı hemen dışarı ve
sordu ki: (Ey Habîb!
İyi biliyorum ki,
bereketinle senin,
Görmedi onlar beni, ne
yaptın bunun için?)
Dedi:
(Âyet-el kürsî ve İhlâs
sûresini,
Okuyup, Rabbimize emânet
ettim seni.
Dedim ki: "Yâ ilâhî,
sûreler hürmetine,
Gösterme üstâdımı,
onların gözlerine.")
Buyurdu: (Hakîkaten,
adamların elleri,
Bana değiyordu da,
görmüyordu gözleri.) |