ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - HABÎB-İ ACEMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HER GECE AĞLIYORDU

 

Habîb-i Acemî”'nin vardı bir kulübesi.

Rabbine ibâdetle geçerdi her gecesi.

 

Yırtık elbisesini, bir gece dikiyorken,

Düşürdü iğnesini, birdenbire elinden.

 

Arayıp bulmak için, lâzım oldu "bol ışık".

Ve lâkin yoktu o an, o kadarcık aydınlık.

 

Ne zaman ki elinden iğnesi düştü yere,

"Gün" gibi aydınlandı kulübe birden bire.

 

Hemen o, elleriyle kapatarak yüzünü,

Allahü teâlâ'dan hayâ etti o günü.

 

Bir komşusu vardı ki evinin yakınında,

O der ki: Her gün akşam, ben eve vardığımda,

 

Ağlama seslerini işitirdim komşunun.

Hep merak ederdim ki: "Ne derdi var ki onun?"

 

Sabah uyandığımda, bakardım yine ağlar.

Evinden sordurdum ki: “Komşunun ne derdi var?”

 

Dediler ki: (Bizim bey, ölümü düşünür hep,

Akşam der ki: “Sabaha çıkar mıyım ben acep?”

 

Sabah olduğunda da, düşünür bunu yine.

Der ki: “Ben çıkar mıyım, bu gün akşam vaktine?”)

 

Kalbinde, bu “Dünyâ”nın yoktu hiç muhabbeti.

Zîrâ o, düşünürdü sâdece “Âhiret”i.

 

Bir gün de, biri geldi “Habîb-i Acemî”ye.

(Benim, sende yüz dirhem alacağım var) diye.

 

Buyurdu ki: (Ben bunu, hiç hâtırlıyamadım.

Sen yarın yine gel de, çâresine bakalım.)

 

Ve o gece, kılarak iki rekât bir namâz,

Ellerini kaldırıp, eyledi şöyle niyâz:

 

“Yâ ilâhî, bu kişi doğru diyorsa eğer,

Bu borcu ödememde, sen bana kolaylık ver.

 

Şâyet borcum yok ise, yalansa bu söz yâni,

Sana havâle ettim, sen bilirsin ilâhî.”

 

O sabah, o kişinin “Felç” geldi bedenine.

“Habîb” dahî işitip, gitti ziyâretine.

 

O, “Habîb”i görünce, dedi ki: (Affet beni.

Hiç yoktan nefse uydum, kırdım senin kalbini.

 

Aslında yoktu benim, senden bir alacağım.

Hak ettim bu cezâyı, şimdi ne yapacağım?

 

Ey Habîb, sen hakkını helâl et yine bana.

Şifâ vermesi için, duâ et Yaradan'a.)

 

Ona merhametinden, duâ etti Rabbine.

Dedi ki: (Yâ ilâhî, şifâ ver ona yine.)

 

Mübâreğin ağzından çıkınca böyle duâ,

Bir şey olmamış gibi, kalktı hemen ayağa.

 

Derdi ki: (Ey insanlar, mahşerde, cenâb-ı Hak,

Herkes gibi, bana da soracaktır muhakkak.

 

Bana derse: "Ey Habîb, şu kadar vardı ömrün.

Benim emrime göre yaşadın mı hiç bir gün?"

 

Bu suâle cevâbım, "Evet" olmaz elbette.

Habîb, bu hâli ile ne yapar âhiret'te?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan