|
23
- HABÎB-İ ACEMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KAÇIN! KAÇIN!
Hidâyete ermeden çok
zengindi bir ara.
Parasını, “Fâiz”le
verirdi insanlara.
Hanımı, bir gün yemek
getirmişti sofraya.
Yemeye başlamadan, biri
geldi kapıya.
Kalkıp açtı kapıyı, bir
“Fakir” gelmiş
gördü.
Allah rızâsı için,
sadaka istiyordu.
Derhal örttü kapıyı,
"Çekilip gitsin" diye.
Fakir, mahzun olarak
dönüp gitti geriye.
Yemek yemek üzere
sofraya geldiğinde,
“Yemek” değil, "Kan"
vardı tabağının içinde.
Şaşırdı, duygulandı,
düşündürdü bu onu.
Anladı bir “Îkâz-ı
ilâhî” olduğunu.
Kapladı kendisini bir
nedâmet, pişmânlık.
Bu sebepten, yerinde
duramaz oldu artık.
"Hasan-ı Basrî"nin
de, büyük zât olduğunu,
Öğrenip, tuttu onun
hânesinin yolunu.
Hâlis bir niyet ile
gidiyorken, bir ara,
Rastladı yol üstünde
oynıyan çocuklara.
“Habîb”i, tâ
uzaktan görünce o
çocuklar,
Oyunu bırakarak, kaçmaya
başladılar.
Hem de, birbirlerine
derlerdi:
(Kaçın! kaçın!
Fâizcidir şu gelen,
olmayın ona yakın.
Ayağından kalkan toz,
gelirse üstümüze,
Onun o bedbahtlığı,
bulaşır sonra bize.)
Bu sözler, bir “Ok” gibi
saplandı sînesine.
Vardı “Hasan Basrî”nin
mübârek hânesine.
Daha ilk sohbetinde, çok
feyz aktı kalbine.
Ve derhal pişmân oldu
uygunsuz hallerine.
Dedi ki: (Yâ
ilâhî, günâhım çoktur,
lâkin,
Sonsuzdur senin dahî
affın ve mağfiretin.
Her şeyden ümit kesip,
geldim senin kapına.
Pişmânım, boyun eğdim ne
ise fermânına.
Her şeye gücün yeter,
affına yok nihâyet.
Sana teslim olmuşum,
eyle beni mağfiret.)
Oradan ayrılarak,
dönüyorken evine,
Oynayan çocuklara
rastladı yolda yine.
“Habîb”i, tâ
uzaktan görünce o
çocuklar,
Yine eskisi gibi kaçmaya
başladılar.
Derlerdi:
(Kaçın kaçın,
tövbekârdır bu gelen.
Ona toz bulaşmasın,
bizim sebebimizden.)
Onların bu sözünü işitti
“Habîb” dahî.
Sevindi, duygulandı,
dedi ki:
(Yâ ilâhî!
Ne merhametlisin ki,
bunca günâha rağmen,
Bir tövbeyle, ismimi
eyledin iyilerden.)
Az ilerde “Habîb”i,
gördü borçlu olanlar.
Başka yola sapmaya
çalıştı hemen onlar.
Onların bu hâlini, tâ
uzaktan fark edip,
Seslendi ki: (Kaçmayın,
bu gelen başka Habîb.
Nasıl kaçardınızsa siz
ondan daha önce,
O kaçar bundan sonra,
sizi böyle görünce.) |