|
22
- BEHLÜL DÂNÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
DAMDA NE ARIYORSUN?
"Behlül Dânâ"
devrinde var idi ki bir
kişi,
Dînin emirlerine
uymuyordu gidişi.
Yâni namâz kılmaz ve
yapmazdı pek ibâdet.
Ahkâm-ı dîniyyeye, etmez
idi riâyet.
Lâkin gece yatarken,
derdi ki:
(Yâ ilâhî!
Ebedî Cennetini ihsân et
bana dahî)
Bir gece, yine böyle duâ
edip uyudu.
Az sonra dam üstünde,
bir tıkırtılar duydu.
Uyanıp, merak ile
fırlayıp çıktı dama.
Rastladı dam üstünde
dolaşan bir adama.
Dedi: (Ne arıyorsun
orada be hey insan?)
“Hazreti Behlül” idi
halbuki damda olan.
Dedi:
(Devem kayboldu,
arıyorum devemi.
Bu dama da çıktım ki,
acabâ bu yerde mi?)
Dedi ki: (Ey arkadaş,
kusûra bakma ama,
Kaybolan deve için,
çıkılır mı hiç dama?)
O zaman “Behlül Dânâ”
buyurdu ki:
(Kardeşim,
Evet, uygun değildir şu
anda benim işim.
Lâkin senin işin de,
değildir hiç münâsip.
Çalışmıyan insana, olur
mu Cennet nasîb?
Sen, ibâdet etmeden
Cenneti istiyorsun.
Bu, benimkinden dahî
abestir, bilgin olsun.)
Bir gün “Hârun Reşîd”le
“Behlül Dânâ”, dışarda,
Sohbet ediyorlardı
islâmî mevzûlarda.
“Behlül Dânâ” sordu ki:
(Ey Emîr-el mü'minîn!
Sana bir suâlim var,
bakalım var mı bilgin?
Şu toprağın altında ve
bu yerin üstünde,
En ziyâde ne vardır, bir
de şu gök yüzünde?)
Hârun Reşîd düşünüp,
yordu buna fikrini.
Şöyle cevaplandırdı onun
bu suâlini.
Dedi ki: (Yer altında
"Ölüler"dir çok olan.
Yerin üstünde ise,
çoktur "Bitki" ve
"Hayvan".
Göklerde, en ziyâde çok
olan, "Melekler"dir.
Zîrâ sayılarını, sâdece
Allah bilir.)
“Behlül Dânâ”
dedi ki: (Bilemedin sen
bunu.
Ben sana söyliyeyim
cevâbın doğrusunu.
Ey Hârun, yer altında
çok olan, "Ölü" değil,
Lâkin ölülerdeki "Pişmânlık"tır,
iyi bil.
Derler: "Keşke daha çok
ibâdet eyleseydim.
Ve keşke daha fazla dîne
hizmet etseydim."
Üzülürler "Bu ömür hep
boşa geçti" diye.
Ve lâkin yok faydası,
dönüş yoktur geriye.)
Duyunca bu cevâbı Hârun
Reşîd "Behlül"den,
Daldı bir tefekküre, yaş
aktı gözlerinden.
“Behlül” devam
etti ki: (Yer üstünde
çok olan,
Senin sandığın gibi
değildir bitki, hayvan.
Çok olan, insanların "Hırs”
ve “Tama"larıdır.
Ve "Uzun emel"lere
sâhip olmalarıdır.
Göklerde, meleklerden
daha ziyâde şu var.
Âdil hükümdârların
kazandığı "Sevap"
lar. |