|
22
- BEHLÜL DÂNÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
YOL VERİN! YOL VERİN!
“Hârun Reşîd”,
bir sene, Hac için çıktı
yola.
Dönüşünde Kûfe'de, bir
müddet verdi mola.
Sonra yola çıkınca
bilcümle Kûfe'liler,
Onu uğurlamaya, yollara
döküldüler.
"Hazreti Behlül"
dahî, o zaman
Kûfe'deydi.
Çocuklar, onun ile gülüp
eğlenirlerdi.
Göründü o sırada o
muhteşem kâfile,
Gelirdi “Hârun Reşîd”
bütün ihtişâmiyle.
Çocuklar onu görüp, “Behlül”ü
bıraktılar.
O, debdebeyle gelen
kâfileye baktılar.
Hârun Reşîd, az sonra
geçerken önlerinden,
Behlül, "Ey Hârun!"
diye seslendi ona
birden.
Yüzündeki perdeyi
kaldırarak hükümdâr,
Dedi:
(Buyur ey Behlül, bizden
bir arzun mu var?)
Buyurdu ki: (Ey Hârun,
bil ki Hakk’ın Habîbi,
Beytullah'tan dönerken,
yapmazdı senin gibi.
Bir tek kızıl deveye
biner idi O ancak.
Gelirdi başı önde,
mütevâzı olarak.
Sen dahî bu usûle eder
isen riâyet,
Bulursun Hak indinde,
daha fazla bir kıymet.
Zîrâ kullara karşı,
yakışmaz gurur, kibir.
"Alçak gönüllü” olmak,
daha fâidelidir.)
Hârun onu dinleyip,
dedi:
(Ey Behlül Dânâ!
Devam et, bu sözlerin
ferahlık verdi bana.)
Buyurdu ki: (Ey Hârun,
Bağdat'a gidiyorsun.
Halkına, ne hediye alıp
götürüyorsun?
Bağdat ve etrâfını
aydınlatacak olan,
Hediyeler aldın mı peki
sen Beytullah'tan?)
Hârun Reşîd sordu ki:
(Bunlar ne olabilir?)
Buyurdu: (Bu, Allah ve
Resûl’ün sevgisidir.
Eğer verebilirsen onlara
sen bu şeyi,
Götürmüş sayılırsın en
güzel hediyeyi.)
“Hârun”, çok duygulanıp,
başladı ağlamaya.
Ve dedi ki: (Ey
Behlül, devam et
anlatmaya.)
Buyurdu ki: (Ey Hârun,
sen ki bir hükümdârsın.
"Adâlet"i,
elinden sakın
bırakmayasın.
Bir mazlum, zulüm görse
eğer senin mülkünde,
Onu senden sorarlar,
yarın mahşer gününde.
Orada iki yer var, ya “Cehennem”,
ya “Cennet”.
Öyleyse azığını şimdiden
tedârik et.)
Hârun çok memnun olup,
bir kese dolu altın,
Verip, ricâ etti ki: (Lutfedip
şunu alın.)
Lâkin kabûl etmeyip,
buyurdu: (Ey hükümdâr!
İhtiyâcı olana ver onu,
bizim çok var.)
Hârun Reşîd dedi ki:
(Peki ey Behlül Dânâ!
Varsa bir ihtiyâcın,
bâri onu de bana.)
Buyurdu: (Hak teâlâ,
Rabbinse senin eğer,
Benim dahî Rabbimdir, O
bana ihsân eder.)
Bu cevap üzerine, ağladı
Hârun Reşîd.
Devam etti yoluna,
olarak çok müstefît. |