ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - BEHLÜL DÂNÂ (Rahmetullahi Aleyh)

YOL VERİN!  YOL VERİN!

 

Hârun Reşîd”, bir sene, Hac için çıktı yola.

Dönüşünde Kûfe'de, bir müddet verdi mola.

 

Sonra yola çıkınca bilcümle Kûfe'liler,

Onu uğurlamaya, yollara döküldüler.

 

"Hazreti Behlül" dahî, o zaman Kûfe'deydi.

Çocuklar, onun ile gülüp eğlenirlerdi.

 

Göründü o sırada o muhteşem kâfile,

Gelirdi “Hârun Reşîd” bütün ihtişâmiyle.

 

Çocuklar onu görüp, “Behlül”ü bıraktılar.

O, debdebeyle gelen kâfileye baktılar.

 

Hârun Reşîd, az sonra geçerken önlerinden,

Behlül, "Ey Hârun!" diye seslendi ona birden.

 

Yüzündeki perdeyi kaldırarak hükümdâr,

Dedi: (Buyur ey Behlül, bizden bir arzun mu var?)

 

Buyurdu ki: (Ey Hârun, bil ki Hakk’ın Habîbi,

Beytullah'tan dönerken, yapmazdı senin gibi.

 

Bir tek kızıl deveye biner idi O ancak.

Gelirdi başı önde, mütevâzı olarak.

 

Sen dahî bu usûle eder isen riâyet,

Bulursun Hak indinde, daha fazla bir kıymet.

 

Zîrâ kullara karşı, yakışmaz gurur, kibir.

"Alçak gönüllü” olmak, daha fâidelidir.)

 

Hârun onu dinleyip, dedi: (Ey Behlül Dânâ!

Devam et, bu sözlerin ferahlık verdi bana.)

 

Buyurdu ki: (Ey Hârun, Bağdat'a gidiyorsun.

Halkına, ne hediye alıp götürüyorsun?

 

Bağdat ve etrâfını aydınlatacak olan,

Hediyeler aldın mı peki sen Beytullah'tan?)

 

Hârun Reşîd sordu ki: (Bunlar ne olabilir?)

Buyurdu: (Bu, Allah ve Resûl’ün sevgisidir.

 

Eğer verebilirsen onlara sen bu şeyi,

Götürmüş sayılırsın en güzel hediyeyi.)

 

“Hârun”, çok duygulanıp, başladı ağlamaya.

Ve dedi ki: (Ey Behlül, devam et anlatmaya.)

 

Buyurdu ki: (Ey Hârun, sen ki bir hükümdârsın.

"Adâlet"i, elinden sakın bırakmayasın.

 

Bir mazlum, zulüm görse eğer senin mülkünde,

Onu senden sorarlar, yarın mahşer gününde.

 

Orada iki yer var, ya “Cehennem”, ya “Cennet”.

Öyleyse azığını şimdiden tedârik et.)

 

Hârun çok memnun olup, bir kese dolu altın,

Verip, ricâ etti ki: (Lutfedip şunu alın.)

 

Lâkin kabûl etmeyip, buyurdu: (Ey hükümdâr!

İhtiyâcı olana ver onu, bizim çok var.)

 

Hârun Reşîd dedi ki: (Peki ey Behlül Dânâ!

Varsa bir ihtiyâcın, bâri onu de bana.)

 

Buyurdu: (Hak teâlâ, Rabbinse senin eğer,

Benim dahî Rabbimdir, O bana ihsân eder.)

 

Bu cevap üzerine, ağladı Hârun Reşîd.

Devam etti yoluna, olarak çok müstefît.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan