|
22
- BEHLÜL DÂNÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
DEMEK Kİ LÂYIKMIŞIZ
Çocuklar, taş attılar
bir gün "Behlül Dânâ"
ya.
Vücûdunun bir yeri,
başladı kanamaya.
Buna rağmen kızmayıp,
dedi ki:
(Ey çocuklar!
Kanattı vücûdumu
attığınız o taşlar.
Lâkin Hak teâlâ'ya
ederim ben tevekkül.
Rabbinden başkasına,
sığınmaz çünkü Behlül.)
Bir gün de, kendisini
gördüler kabristanda.
Kabirler arasında
otururdu o anda.
Bu hâl, o insanların
gitti gariplerine.
Dediler: (Kabristanda ne
ararsın sen yine?)
Dedi: (Şu
insanlarla otururum ki,
bunlar,
Ne bana bir eziyet, ne
de gıybet yaparlar.)
Bir defâ da, Bağdat'ta,
oldu çok pahalılık.
Halkın tahammül gücü,
kalmadı buna artık.
Gidip “Behlül Dânâ”ya
bunu hâtırlatarak,
Dediler: (Duâ et de,
rahata kavuşsun halk.)
Buyurdu ki: (Vallahi
karışmam ben bu işe.
Demek ki, lâyıkmışız bu
fiyât-ı fâhişe.
Zîrâ biz, günâhlardan
tam kaçınsaydık şâyet,
Ve emrettiği gibi,
yapsaydık tam ibâdet,
O zaman, bir tek buğday,
"bir dînâr" olsa
dahî,
Hiç sıkıntı çekmezdik bu
hususta vallahi.
Çünkü Allah, kefîldir
kullarının rızkına.
Yeter ki, bu kulluğu tam
yapalım biz O’na.)
Sonra da ellerini
birbirine vurarak,
Buyurdu ki: (Ey insan,
âhiret var muhakkak.
Hep dünyâ'ya çalıştın,
yazık ettin kendine.
Bir hazırlık yapmadın
lâkin âhiretine.
Halbuki âhiret'te bir “Hesap”
var ki yarın,
Senin, o suâllere, yok
verecek cevâbın.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Çabuk geçer bu dünyâ.
Bu hayat, bir "Hayâl"dir,
yâhut sanki bir "Rüyâ".
Bu fânî'ye aldanan,
bulamaz huzur, sevinç.
Aklı olan, gönlünü
kaptırır mı buna hiç.
Sâdece "Dünyâ için"
çalışırsa bir kimse,
Verir Allah, dünyâlık,
murâdı her ne ise.
Eğer "Âhiret için"
çalışırsa bir insan,
Allah, ikisini de, o
kula eder ihsân.
Her kim, ikisini de elde
etmek isterse,
Her ikisinden dahî,
mahrum kalır o kimse.)
Dediler ki:
(Efendim, iyi anlamadık
biz.
Bunu, bir misâl ile îzâh
eder misiniz?)
“Behlül Dânâ” baktı ki,
önünde bir "Kalas"
var.
Bir ucuna geçti ve
kaldırıp koydu tekrar.
Sonra, öbür ucuna
yürüyüp geçti hemen.
Kaldırdı onu dahî, çok
kuvvet sarf etmeden.
İnsanlar bakıyorken onun
ne yaptığına,
Bu sefer de, kalasın
geçti tam ortasına.
Uğraştı kaldırmaya,
yetmedi gücü fakat.
Anladılar o zaman, ne
demek ister bu zât. |