ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - ABDULLAH BİN MÜBÂREK          (Rahmetullahi Aleyh)     

BENİM SEHL'İM! BENİM SEHL'İM!

 

"Abdullah bin Mübârek" âlim ve evliyâ zât.

Kararmış, ölü kalpler, onunla buldu hayat.

 

Talebesinden biri, "Sehl ibni Abdullah"tı.

Takvâ sâhibi olup, çok mübârek bir zâttı.

 

Bir sabah derse gelip, dedi ki gâyet üzgün:

"Artık gelmiyeceğim dersinize hiç bir gün."

 

"Ne için?" Buyurunca, dedi ki: (Bu gün, size,

Gelirken, vukû buldu çok ayıp bir hâdise.

 

Sizin evin kızları, çıkmış evin damına,

"Gel! gel!" diye, işâret ediyorlardı bana.

 

Herbiri, "Benim Sehl'im! benim Sehl'im!" diyerek,

Beni, kendilerine çağırırdı gülerek.)

 

“Abdullah bin Mübârek”, anladı meseleyi.

Ve topladı o gece, bilcümle talebeyi.

 

Buyurdu ki: (Gidelim Sehl'in cenâzesine.)

Gidince, gördüler ki, kavuşmuş Cennetine.

 

Talebeler şaşırıp, dediler: (Efendim, siz,

Sehl'in öleceğini, nasıl bilebildiniz?)

 

Buyurdu: (Çünkü benim hiç kızım yok idi ki.

Sehl'in o gördükleri, Cennet hûrîleriydi.

 

Vefât edeceğini öğrenip o hûrîler,

Onu, kendilerine gelip dâvet ettiler.)

 

Bir gün de buyurdu ki Abdullah bin Mübârek:

Bir ateşperest ile çalışırdık müşterek.

 

Namâz vakti gelince, ben dedim ki bâhusus:

(Ben namâza durunca, etme bana taarruz.)

 

Dedi: (Söz veriyorum, ol müsterîh ve rahat.

Sen ibâdet yaparken, yapmam sana sûikast.)

 

O böyle söyleyince, namâza durdum artık.

O, ahdinde durdu ve yapmadı bir fenâlık.

 

Sonra, ateşperestin ibâdet vakti geldi.

O da, benden bu bâbta, bir temînât istedi.

 

Dedim: (İbâdetini yap sen de rahat rahat.

Emîn ol, benden sana gelmez aslâ mazarrat.)

 

Lâkin o, ateş yakıp, secdeye gittiği an,

Ben sözümde durmayıp, hücûma geçtim heman.

 

O sırada, gâibten bir ses duydum bu defâ.

Diyordu: "Söz vermiştin, ahdine eyle vefâ"

 

Hiç bir zarar yapmadan çekildim geri derhal.

O, secdeden kalkınca, eyledi benden suâl.

 

Dedi: (Sen, önce bana hücûma geçmiş idin.

Sonra ne hâl oldu ki, hemen geri çekildin?)

 

Dedim ki: (Rabbim beni îkâz etti ki o an:

“Ahdine vefâ göster, bir söz verdiğin zaman”.)

 

O bunu işitince, düştü büyük hayrete.

Şehâdet”i okuyup, kavuştu hidâyete.

 

Sebebini sorunca, dedi ki: (Ey kardeşim!

Senin ilâhın haktır, nûrlandı şimdi içim.

 

Zîrâ düşmanı için, azarladı dostunu.

İşte bu, gösteriyor, hak mâbud olduğunu.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan