ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

17 - SEYYİD ABDÜLKÂDİR (Rahmetullahi Aleyh)

TÜYLÜ KANAT

 

Hindistan'da yaşamış büyük evliyâdandır.

"Seyyid" olup, Resûl'ün mübârek soyundandır.

 

Hasta olan insanlar, hep ona başvururdu.

Duâsını alarak, sıhhate kavuşurdu.

 

Nitekim anlatılır onun şu kerâmeti:

İslâm âlimlerinden, naklettik rivâyeti:

 

Bu mübârek kişinin, yaşadığı devirde,

Hindistan'da bulunan, "Mültan" adlı şehirde,

 

Bir "Kemik hastalığı" yayılmıştı bir zaman.

Ölüyordu, bu derde yakalanan her insan.

 

"Seyyid hazretleri"nin, talebesi içinde,

Sâlih bir zât var idi, "Gıyâseddîn" isminde.

 

Bu kişi, ekseriyâ, hep Cumâ geceleri,

Görürdü rüyâsında “Sevgili Peygamber”i.

 

Yine bir rüyâsında, Resûl’ü gördü bu zât.

Peygamberimiz ona, verdi bir "Tüylü kanat".

 

Ve ona buyurdu ki: (Bu kanadı al benden.

Gidip, Abdülkâdir'e teslim et yarın hemen.

 

Hasta olan bir uzv’a , bunu dokundurursa,

Ayrıca, o hastaya, “On ihlâs” da okursa,

 

Elbet şifâ yaratır, oraya cenâb-ı Hak.

Tüyü ver, bunu dahî, söyle ona muhakkak.)

 

Gıyâseddîn dinledi bunları o Resûl’den.

Elinde "Kanat" ile, uyandı sonra hemen.

 

"Seyyid Abdülkâdir" de, yattığında o gece,

O da, Resûlullah'ı görüverdi öylece.

 

Resûlullah, ona da buyurdu ki: (Ey oğlum!

Sana, Gıyâseddîn’le bir şey gönderiyorum.

 

Onu al, târif üzre tatbîk et hastalara.

Hak teâlâ, onunla, şifâ verir onlara.)

 

Onun, öyle faydası oldu ki hakîkaten,

Bunu ifâde etmek, mümkün olmaz kat'iyyen.

 

Yukarda bildirilen, derde yakalananlar,

Bu “Kanat” sâyesinde, hemen iyi oldular.

 

Allahü teâlâ'nın izniyle, bu hastalık,

O beldede, kimsede görülmedi hiç artık.

 

Bu zât buyuruyor ki: (Çok verin "sadaka"yı.

Zîrâ önler sadaka, çok kazâ ve belâyı.

 

"Duâ etmek"te dahî, vardır çok sevap, ecir.

Ve hattâ duâ etmek, kaderi değiştirir.

 

Nitekim Resûlullah, Ömer İbnil Hattâb'a,

Buyurdu ki: “Kardeşim, duâ eyle bana da”.

 

Hazreti Ömer der ki: “Bu, "Kardeşim" sözünden,

Daha tatlı bir kelâm, duymadım ömrümde ben.”

 

Eshap, suâl etti ki Resûl-i kibriyâ'ya:

(Var mı ihtiyâcınız, sizin dahî duâya?)

 

Buyurdu ki: (Siz edin, zîrâ duâ eylemek,

Bir nevî ibâdettir, onu çok yapmak gerek.)

 

Öyleyse kardeşlerim, bulunun çok duâda.

Zîrâ duâ etmiyen, kavuşamaz murâda.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan