ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - MÂCİD-ÜL KÜRDÎ (Rahmetullahi Aleyh)

SOFRA VE YEMEKLER

 

O zamanda yetişen, evliyâya tâc idi.

Her bir sözü, kararmış kalplere ilâç idi.

 

Bir gün, bir dostu ona, dedi ki: (Ey efendim!

Tek başıma, nâfile hacca gitmek isterim.)

 

Ancak o, fakirlikten hiç azık almamıştı.

Zîrâ azık alacak, para bulamamıştı.

 

Mâcid-ül Kürdî” hemen, deriden "Su kabı"nı,

Bu kimseye uzatıp, buyurdu ki: (Al bunu.

 

Bu, öyle bir kaptır ki, bir çok işlere yarar.

Her neyi arzu etsen, içi, onunla dolar.

 

Yâni susadığında, içinde “Su” bulursun.

Acıkınca da içi, “Yemek”le dolar bunun.

 

Abdest ve gusül için ve temizlik için de,

Eline aldığında, "Su" bulursun içinde.)

 

Bu kişi kabı alıp, koyuldu hac yoluna.

Gidip gelene kadar, bu "kırba" yetti ona.

 

Yine anlatıyor ki kendi oğlu Süleymân:

Babamın hânesinde bulunurdum bir zaman.

 

Bir ara kapımıza, geldi bir çok fakirler.

Babamdan, yemek için, birşeyler istediler.

 

Babam bana dedi ki: (Gir şu küçük odaya.

Oradaki sofrayı, alıp getir buraya.)

 

Bu söze hayret ettim, zîrâ bilirdim ki ben,

Hiç yemek bulunmazdı, o odada kat’iyyen.

 

Buna rağmen, îtirâz etmeyip, "Peki" dedim.

Babamın emri üzre, o odaya yöneldim.

 

Baktım, bir “Sofra" vardı, doluydu yemeklerle.

Hem de öyle çoktu ki, yeter bu fakirlere.

 

Nitekim o fakirler, yemekleri yediler.

Allah'a şükrederek, sonra geri gittiler.

 

Az sonra, “Otuz fakir” geldiler evimize.

Babam, aynı şekilde, emretti bendenize.

 

Tekrar girdim odaya, hiç tereddüt etmeden.

İkinci sofrayı da, alıp getirdim hemen.

 

Onlar da yemekleri yiyip, geri gittiler.

Bunlar, yüksek babamın kerâmeti idiler.

 

Bu zât, bir sohbetinde, şöyle etti nasîhat:

İslâma hizmet için, “Üç vasıf” olması şart.

 

Evvelâ “Güler yüzlü, tatlı dilli” olmaktır.

Bu, muvaffak olmakta, en büyük vâsıtadır.

 

İkincisi “Cömertlik”, cimri hizmet edemez.

Zîrâ o, kendisinden gayriyi düşünemez.

 

Tam ihlâslı” olmaktır, hizmette üçüncü şart.

Yâni beklememektir, bu yolda bir menfaat.

 

Kim ki, islâmiyyeti dökerse ticârete,

Dünyâ ve âhiret'te, düşer çok felâkete.

 

Hizmet, “Vermek”le olur, almakla değil zinhâr.

Sahâbe, canlarını verip "şehîd" oldular.

 

Bu uğurda can vermek, en büyük rütbe, şeref.

Din, "ihlâslı olmak"tır, budur gâye ve hedef.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan