|
15
- KADÎB-ÜL BÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
EVLİYÂ HİMMETİ
Mağrib
memleketinde, “Kadîb-ül
bân” devrinde,
Bir kişi var idi ki,
"Ebü'n Necâ" isminde,
Yanında, "Pehlivanlar"
gezdirerek bu kişi,
Bunları "güreştirip" nâm
yapmaktı tek işi.
Yanında, çok kuvvetli,
vardı ki "Kırk
pehlivan",
Bunları yenen kimse,
çıkmazdı pek o zaman.
Şehir şehir dolaşıp,
güreş tutturuyordu.
Adamları yenince, çok
gurur duyuyordu.
Bir gün, bu “Ebü'n Necâ”
geldi Musul iline.
Sordu “Kadîb-ül bân”ı,
talebeden birine.
O talebe, cevâben dedi
ki: (Üstâdımız,
Falan göle gitmiştir,
siz oraya varınız.)
O kimse “Peki” deyip,
gelince o mahale,
Gördü ki “Kadîb-ül bân”,
bağdaş kurmuş bir göle.
Oturuyor, üstelik çok
yağmur yağıyordu.
O ise hem batmıyor, hem
de ıslanmıyordu.
Ebü'n
Necâ seslenip, dedi:
(Yâ Kadîb-ül bân!
Şimdi benim yanımda,
vardır ki kırk pehlivan,
Bunları yenen biri
çıkmadı senelerle.
İsterim, güreşsinler
senin talebelerle.)
“Kadîb-ül bân” gördü ki,
çok gururlu bir adam.
O dahî buna karşı,
seslendi ki oradan:
(Benim talebelerden, çok
zayıf bir çocuk var.
Onu bile yenemez, senin
o pehlivanlar.
O çelimsiz çocuğa, git
selâm söyle benden.
Senin pehlivanlarla,
güreş tutsun o hemen.)
Geldi gururlanarak
tekrardan medreseye.
Ve haber verdi bunu, o
“Zayıf talebe”ye.
O çocuk, hocasının
emrini aldığında,
Hiç tereddüt etmeden,
"Peki" dedi ânında.
Düşündü ki:
“Ömrümde, ben hiç
güreşmemiştim.
Mâdem hocam emretmiş,
öyleyse budur işim.”
Çıktı er meydanına,
sanki bir pehlivan er.
O kırk pehlivanı da, tuş
etti birer birer.
Az sonra “Kadîb-ül bân”,
teşrîf etti oraya.
İzzetle buyurdu ki,
mağrur Ebü'n Necâ'ya:
(Bu yeri terk et, zîrâ,
şu kırk pehlivanın da,
Benim şu talebeme
yenildiler ânında.
Evliyâ, bir kişiye
himmet ederse eğer,
O kişi, her engeli
devirir birer birer.)
Bu zât buyuruyor ki:
(Evliyâyı seviniz.
Zîrâ bu sevgidedir,
sonsuz seâdetiniz.
Sevmenin şartı ise,
elbet “Söz dinlemek”tir.
Eğer dinlemiyorsa, o,
sevmiyor demektir.
Kim ki, Hak teâlâ'nın
emirlerine uymaz,
"Allah'ı seviyorum"
demesi, doğru olmaz.
Ve kim ki uymuyorsa,
Resûl’ün sünnetine,
Onun da, inanılmaz "Seviyorum"
sözüne.
Her kim de, hocasını
dinlemiyorsa eğer,
"Hocamı seviyorum"
diyorsa, yalan söyler.) |