|
13
- CÂBİR-EL KÜRDÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BİR KERÂMET
Hanbelî
mezhebinin, büyük
âlimlerinden.
Devrinin fazîletli,
üstün velîlerinden.
Çok yüksek derece ve
kerâmet sâhibiydi.
Herkesce
sevilen ve sayılan bir
velîydi.
Nafakası, kendine,
verilirdi gâibden.
Ne yiyip ne içtiği,
bilinmezdi kat’iyyen.
Bir gün bir talebesi,
gelerek huzûruna,
Dedi ki: (Sefer için,
izniniz var mı bana?
Gemiyle Hindistan'a
gitmek arzu ederim.
Yüksek müsâdenizle,
duânızı isterim.)
Buyurdu:
(Hak teâlâ, versin sana
selâmet.
Yollarda, bir sıkıntı
gelirse sana şâyet,
Telâşlanma, o anda beni
getir yâdına.
Allah'ın yardımıyla.
gelirim imdâdına.)
Talebe "Peki" deyip,
ayrıldı huzûrundan.
Ve “Altı ay” bir
zaman geçmişti ki
aradan,
Evinde otururken, bir
gün bu mübârek zât,
Heyecanla fırlayıp,
ayağa kalktı bizzât.
İşâretler eyledi, sanki
birilerine.
Sağa sola yürüyüp,
oturdu sonra yine.
Evinde bulunanlar,
birşey anlamadılar.
Daha sonra, bu işin
hikmetini sordular.
Cevâben buyurdu ki:
(Falanca talebemiz,
Denizde boğulurken,
yardım ettik ona biz.)
Bir ay sonra talebe,
gelerek huzûruna,
Kapandı hocasının,
mübârek ayağına.
Dedi ki:
(Ey efendim, yardım
etmeseydiniz,
O anda helâk olur,
boğulurduk hepimiz.)
Sonra, bir arkadaşı
sordu ki: (Birâderim,
Hâdise nasıl oldu,
anlat, biz de bilelim.)
Dedi: (Biz gemideydik,
"Rüzgâr” çıktı bir gece.
Dalgalar, "Dağlar”
gibi geliyordu peşpeşe.
Nihâyet batırırken
dalgalar gemimizi,
Hocamı hâtırladım,
kurtardı gelip bizi.
Eli ile, rüzgâra işâret
eyleyince,
O şiddetli rüzgârlar,
birden durdu hemence.
Yaptı bir işâret de,
eliyle dalgalara.
O dağ gibi dalgalar,
kayboldular o ara.
Sonra da, sağa sola
yürüdü bir kaç adım.
Ve gözlerden kayboldu,
aradım, bulamadım.)
Bu zât, bir sohbetinde,
buyurdu: (Ey insanlar!
Gaflete gelmeyin ki,
âhiret'te "hesap"
var.
Hele “Kul hakları”nda,
olur ki öyle dehşet,
Peygamberlere bile,
gelir korku ve haşyet.
Bir gıybet, bir iftirâ,
gönül yıkma, sû-i zan,
Yüzünden, Cehenneme
atılır nice insan.
Bu günâhlar, girer ki “Kul
hakkı”nın içine,
Atılır böyleleri,
Cehennem ateşine.
Pişmân olmamak için,
mahşer gününde yarın,
Aslâ girmemelidir,
hakkına insanların.) |