|
11
- MÜSLİM BİN YESÂR
(Rahmetullahi Aleyh)
KENDİNDEN GEÇERDİ
Tâbiîn-i izâmdan, “Müslim
bin Yesâr” vardı.
Büyük bir âlim olup, çok
ibâdet yapardı.
Sarmıştı aşkı onu,
Allahü teâlâ'nın.
Ve tadına varmıştı,
Allah'a "kul"
olmanın.
Yaşayışı, tamâmen uygun
idi "sünnet"e.
Dünyâ'dan soğumuş ve
çekilmişti uzlete.
Hak rızâsından başka,
yoktu bir istediği.
Yine “Resûlullah”tı,
onun en çok sevdiği.
“Namâz”ı, öyle
güzel kılardı ki her
zaman,
Hemen hayrân kalırdı,
onu gören her insan.
Namâz dışında dahî,
namâzdaymış gibi hem,
Sakınırdı, lüzumsuz söz
ve hareketlerden.
O, namâz kıldığında, çok
edebli dururdu.
Sanki yere dikilmiş
direk gibi olurdu.
Kendini Hakk’a verir,
olurdu hareketsiz.
Etrâfta olanlardan,
bulunurdu habersiz.
Basra'da bir câmide, bir
gün namâz kılarken,
Bir direk yıkıldı ve
kubbe çöktü âniden.
Câmide bulunanlar, hep
kaçtılar dışarı.
“Müslim bin Yesâr”
ise, duymadı olanları.
Cemâat, kendisini
kurtarmaya geldiler.
Onu, sağ ve sıhhatte,
namâz kılar gördüler.
Namâzını bitirip, selâm
verdiği saat,
(Geçmiş olsun) dediler
kendisine cemâat.
(Ne oldu?)
diye sordu, onlara da o
hemen.
Dediler: (Görmedin mi,
kubbe çöktü âniden.)
Buyurdu ki: (Ne
zaman oldu bu dediğiniz?
Ben hiç bir şey
duymadım, siz neler
söylersiniz?)
Bir gün de buyurdu ki:
(Kâbeyi görse insan,
Mutlak kabûl olunur, ne
duâ etse o an.
“Kâbe” kul
yapısıdır, “Kalp”
ise, Rabbimizin.
Kâbe’den kıymetlidir,
bir mü'min onun için.
Bir “Mü'min”
görünce de, edilse her
ne niyâz,
Hak teâlâ indinde, o duâ
red olunmaz.
Öyleyse her görüşte,
demeli ki:
"İlâhî!
Bu mü'min hürmetine, af
eyle beni dahî”.)
Yine o buyurdu ki:
(Âhiret işlerinde,
Mü'minin,
çok korkusu olmalıdır
içinde.
Denilse ki:
"Bir kişi düşecektir
azâba".
Şöyle düşünmeli ki: "O,
ben miyim acabâ?"
Ve yine denilse ki:
"Bir kişi Cennetliktir".
"O, ben olabilirim" diye
düşünmelidir.
Zîrâ buyurmuştur ki
büyükler bu konuda:
(Müsâvî olmalıdır, ümit
ile korku da.)
Gâyemiz, bir kimseyi,
kurtarmaktır “Ateş”ten.
Zîrâ daha kıymetli bir
iş yoktur bu işten.
Değil ki bir insanı, “Yılan”
veyâ bir “Akrep”,
Yanarken görsek eğer,
kurtarırız onu hep.
Halbuki “İnsan için”,
yaratıldı Cehennem.
Bu dünyâ ateşinden, daha
şiddetlidir hem.) |