|
08 - CÂFER BİN MUHAMMED
(Rahmetullahi Aleyh)
DÜNYÂ, BÂKÎ DEĞİLDİR
Hadîs âlimlerinden, “Câfer
ibni Muhammed”,
Vermişti Hak teâlâ , ona
ilim ve hikmet.
"Âhiret derdi"
ile doluydu, onun gönlü.
Dünyâ'ya, zerre kadar
yok idi temâyülü.
"Ölüm”ü,
hâtırından çıkarmazdı o
aslâ.
Kabir ziyâretini,
yapıyordu pek fazla.
Her gece, kabristana
uğrar, selâm verirdi.
Cevap alamayınca, onlara
şöyle derdi:
(Size ne oluyor ki, hiç
cevap vermezsiniz?
Yoksa, toprak mı oldu
konuşan dilleriniz?)
Sonra, kendi kendine der
idi ki: “Ey Câfer!
Onlar, sükûtlarıyla
verirler şunu haber.
Diyorlar ki: O dünyâ,
fânîdir, değil bâkî.
Yakında, sen de bize
olacaksın mülâki.
Şu anda sen dünyâ'da,
bizler âhiret'teyiz.
Bir kısmımız azapda,
bâzımız nîmetteyiz.
Bilesin ki orada,
yaparsan her ne amel,
Hepsi yazılmaktadır,
birine gelmez halel.
"Îmân" ile
yaşayıp, "îmân"la
ölmeye bak.
Yoksa azap çekersin, hem
de sonsuz olarak”.
Böylece söylenerek, o,
kendi kendisine,
Korkusundan, başını,
eğerdi sînesine.
Gece, sabaha kadar,
kılardı dâim namâz.
Ağlayıp, affı için,
ederdi Hakka niyâz.
Bir gün, varken yanında,
bilcümle talebesi,
Buyurdu: (Çok seviniz,
siz birbirlerinizi.
Sakın birbirinize
bakmayınız hasetle.
Dolsun gönülleriniz, "sevgi"
ve "muhabbet"le.
Mü'mine
kırgın durmak,
tehlikelidir gâyet.
Kâfirlere lâyıktır, zîrâ
kin ve adâvet.
Siz, birbirlerinizi,
kat’iyyen üzmeyiniz.
Yoksa veliyyullah’tan,
kesilir "nûr" ve
"feyiz".
Hem de dostlara karşı,
davranın açık ve mert.
Ve lâkin düşmanlara,
yapın ilm-i siyâset.
Kardeşlerim, sabredin
dert ve musîbetlere.
Zîrâ sabreden kullar,
kavuşurlar zafere.
Gün içinde vardır ki,
müstesnâ bâzı zaman,
O andaki duâlar, kabûle
olur şâyan.
Namâzların sonunda ve
yemek yendiğinde,
Yapılan herbir duâ,
makbûldür Hak indinde.
Ben, duâ ediyorum
sizlere bu vakitler.
Diyorum:
“Yâ ilâhî, bizi eyle
muzaffer.
Kim islâma hizmete
ediyorsa iştirak,
İhsân et sen onlara,
doğru yol, güzel ahlâk.”
Buyurdu ki: (Evliyâ,
anılsa her ne zaman,
Ruhları, o kimsenin
yanında olur o an.
Vermiştir Hak teâlâ,
onlara bu kuvveti.
İhlâsla
çağırana, yaparlar bu
himmeti.
İnanmıyan
var ise, buna ehli
bid'atten,
Onlar mahrum kalırlar,
bu yardım ve himmetten.) |