ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

07 - EBÛ BEKR-İ ŞİBLÎ (Rahmetullahi Aleyh)

MÜHİM OLAN, GÖNÜLDÜR

 

Ebû Bekr-i Şiblî” ki, âşıktı Zülcelâl’e.

Hem tasavvuf yolunda, ermişti tam kemâle.

 

Nefsî arzularının, yapmazdı bir tekini.

Yaşıyan ölü” gibi addederdi kendini.

 

Bir elbise yaptırdı üstüne yeni, düzgün.

Ve onu giyinerek, dışarı çıktı bir gün.

 

Baktı, kimin üstünde var ise “Yeni esvap”,

İnsanlar, onun ile oluyorlar muhâtap.

 

Kimin üzerinde de, varsa “Eski elbise”,

Onlarla ilgilenen olmuyor hiçbir kimse.

 

İşbu hâl, kendisine çok menfî etti te'sîr.

Durdu, düşündü biraz, oldu çok müteessir.

 

Oracıktan, evine dönerek tekrar yine,

Eski elbisesini giyindi üzerine.

 

Dediler ki: “Efendim, niçin böyle ettiniz?

Yenileri çıkarıp, yine eski giydiniz?”

 

Buyurdu: “İnsanların hâline ettim nazar.

Çok taaccüp eyledim, üzüldüm bî-ihtiyâr.

 

Çünkü herkes bakıyor "zâhir"e, “dış kalıb”a.

Halbuki, mühim midir giyilen kaftan, abâ?

 

Hak teâlâ indinde, “zâhir”, mühim değil hiç.

Mühim olan “Gönül”dür, her şey onda mündemiç.

 

Bakmıyor Hak teâlâ, kişinin "dış hâli"ne.

Lâkin nazar ediyor niyetine, kalbine.

 

Yâni “Zarf”tan ziyâde, “Mazruf”tur mühim olan.

Zîrâ niyete göre, hüküm verir Yaradan.

 

Kalbi bozuk bir kişi, çok kıymetli bir libâs,

Giyse de, Hak indinde bir değer kazanamaz.

 

Kalbi temiz olansa, "çul" giyse üzerine,

Hak teâlâ katında, makbûldür o kul yine.

 

Zîrâ cenâb-ı Allah, kalplere nazar eder.

Kalpleri, “İhlâs” ile süslemektir tek hüner.

 

Eğer ki, bu ihlâstan mahrum ise bir gönül,

Rızâ-i ilâhîye edemez hiç temâyül.”

 

Bir gün, bir kimse geldi "Şiblî hazretleri"ne.

Dedi ki: “Ey efendim, düştüm geçim derdine.

 

Zîrâ kalabalıktır âile efrâdımız.

Geçinme husûsunda, hayli sıkıntıdayız.

 

Öyle ki, bu hususta kala kaldım bîçâre.

Ne olur, bu derdime gösteriniz bir çâre.”

 

Buyurdu ki: “Evlâdım, mâdem ki böyledir hâl,

Evine döndüğünde, dikkat et şuna derhal.

 

Âile efrâdının rızıkları, gün be gün,

"Allaha" mı bağlıdır, "Sana" mı, iyi düşün.

 

Hangisinin rızkını, bağlı görsen sana az,

At onu dışarıya, azalsın mevcut biraz.

 

Kimlerin rızkını da, görürsen Hakk’a bağlı,

Kalsınlar, değil onlar seninle alâkalı.”

 

Dedi: “Ben, kitaplarda etmiştim ki mütâlâ,

Her bir kulun rızkına, kefîldir Hak teâlâ.”

 

Buyurdu ki: “Öyleyse üzülmeğe ne gerek.

Her mahlûkun rızkına, kefîldir Allah tek tek.

 

Sen istemesen dahî, yine gelir o rızık.

Bunu bildiğin halde, üzülürsen, çok yazık.

 

Onların rızkını da, senin vâsıtan ile,

Muntazam gönderiyor, bu üzülmen nâfile.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan