|
07 - EBÛ BEKR-İ ŞİBLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
İHLÂS MI, RİYÂ MI?
“Şiblî hazretleri”
ki, devrinin bir tânesi.
İnsanları hak yola
sevketmekti gâyesi.
Talebesinden biri,
çalışırdı ihlâsla.
Onu, diğerlerinden
severdi daha fazla.
Sâir talebeleri,
derlerdi:
"Neden acep,
Hocamız, onu bizden
kıymetli tutuyor hep?
Her emrini, ondan çok
yaparız da ihlâsla,
Ne için onu bizden
seviyor daha fazla?)
Anladı hocaları, bu
düşüncelerini.
Diclenin
kenarına, götürdü her
birini.
İsterdi ki, varsınlar
işin hakîkatine.
Bu maksatla o yerde,
başladı sohbetine.
Vardı aralarında, o "Hâlis
kişi" dahî.
Birden şevke getirdi,
onu aşk-ı ilâhî.
Kendini daha fazla
tutamayıp, ansızın,
Bağırdı "Allaah!"
diye, elinde olmaksızın.
Diğer talebeler de, oldu
buna muttali.
İçlerinden geçti ki:
"Gösteriştir bu hâli.
Biz dahî onun kadar,
Allah'ı seviyoruz.
Lâkin biz, onun gibi
riyâ yapamıyoruz."
“Hazret-i Şiblî” ise,
sezip bu düşünceyi,
Çağırdı huzûruna, o
hâlis talebeyi.
Onlara "Ders vermenin",
zamanı geldi diye,
O hâlis talebeyi, tutup
attı Dicle’ye.
Talebeler, bu hâli görüp
üzüldüler hep.
Dediler ki:
(Çok yazık, biz olduk
buna sebep.
Eyvâh, şimdi n'olacak,
boğulmuştur o suda?)
Onlar bunu düşünüp,
korktular bu hususta.
O anda hocaları,
buyurdu: (Evlâtlarım!
Size, bir ders vermekti,
bundan benim murâdım.
Siz, onun kalbindeki "İhlâs”ı
bilseydiniz,
Aslâ onun hakkında,
böyle düşünmezdiniz.
Attımsa da ben onu, şu
muazzam Dicle’ye,
Sakın kapılmayınız,
korku ve endîşeye.
Eğer o bağırması, olmuş
ise "İhlâs”la,
Ona, bu akan nehir, bir
zarar vermez aslâ.
Nasıl ki Nil nehrinden,
kurtuldu "Mûsâ Nebî",
Kurtarır Hak teâlâ, bunu
da onun gibi.
Ve lâkin "Riyâ ile"
bağırdıysa o şâyet,
O da, "Fir'avn
misâli" boğulur suda
elbet.
Lâkin biliyorum ki, onun
kalbi, lebâleb,
"İhlâs ile"
doludur, kurtulur bundan
sebep.)
Sonra devam eyledi,
sohbete oturarak.
Lâkin şunu talebe,
ediyordu çok merak:
"Acabâ boğuldu mu,
boğulmadı mı?" diye,
Meraklanıp, düştüler
büyük bir üzüntüye.
Onların bu merakı son
hadde geldiği an,
Baktılar, o talebe çıkıp
geldi o sudan.
Onlar, o talebeyi
süzerken gıbta ile,
Baktılar, elbisesi
ıslanmamış az bile. |