ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

06 - DA'LEC BİN AHMED (Rahmetullahi Aleyh)

NİÇİN GİZLENİYORDU?

 

Da'lec ibni Ahmed” ki, büyük hadîs âlimi.

Onun, fıkıhta dahî, bir hayli vardı ilmi.

 

Zengin olup, pek çoktu onda mal, para, servet.

Lâkin yoktu kalbinde, bunlara hiç muhabbet.

 

Dağıtırdı cömertçe, ihtiyâcı olana.

Fakirler, çekinmeden gelirlerdi hep ona.

 

Bir gün, namâz kılmaya, câmiye girdi bu zât.

Birini, mahcûb halde görüverdi o saat.

 

Elbisesi içine bürünmüş biri idi,

Sanki o, bir kimseden, gizleniyor gibiydi.

 

Sordu ki: (Nedir sebep, böyle gizlenmenize?)

Dedi ki: (Beş bin akçe, borcum var benim size.)

 

Buyurdu ki: (Kardeşim, bu mudur seni üzen?

Öyleyse helâl ettim, onu hiç düşünme sen.

 

Değer mi, para için böyle çok üzülmeye?

Haydi buyur, gidelim bizde yemek yemeye.)

 

Hânesine götürüp, eyledi izzet, ikrâm.

Yedirdi o mü'mine, çeşitli lezîz taam.

 

Ayrıca, “Beşbin akçe” etti ona hediye.

Ricâ etti: (Hakkını, bana helâl et) diye.

 

O dedi: (Helâl ettim, var ise böyle bir hak.

Versin mükâfâtını, size de cenâb-ı Hak.)

 

Yine başka diyârda, bir müslümân vardı hem.

Borçluydu birisine, o dahî “Onbin dirhem”.

 

O, böyle bir sıkıntı görmemişti hayatta.

Yeryüzü, kendisine dar gelmişti âdetâ.

 

Çâresizlik içinde, kalmadı hiç kararı.

Katırına binerek, terk etti o diyârı.

 

Lâkin bilemiyordu, ne yöne gitse acep?

Hayvanın yularını bıraktı bundan sebep.

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, kalmadı hiç tâkatım.

Borcumu ödemekte, sen bana eyle yardım.

 

Sevdiğin bir kulunu, rast getir bana şu an.

Bir dünyâlık yüzünden, eyleme beni hüsrân.)

 

Katıra tâbi olup, yol aldı bî-ihtiyâr.

O hayvan, bir mescidin önünde kıldı karar.

 

Da'lec ibni Ahmed”in, mescidiydi o yöre.

Katırı durur durmaz, ümitle indi yere.

 

“Da'lec bin Ahmed” dahî, görür görmez bu zâtı,

Dâvet etti evine, kaçırmadı fırsatı.

 

Bir bakışta, derdini anlamıştı pek âlâ.

Ona, nefîs yemekler ikrâm edip evvelâ,

 

Sonra da suâl etti, hiç anlamamış gibi:

(Senin bir sıkıntın var, nedir acep sebebi?)

 

Dedi ki: (Onbin akçe, birine borcum vardır.

Ben bu büyük dert ile, dertliyim çok zamandır.)

 

Buyurdu ki: (Kardeşim, büyük derdin bu mudur?

Rahat ye yemeğini, bu, elbette hallolur.)

 

Ona, “Onbin akçe”yi hediye eyliyerek,

Uğurladı sonra da, tâ şehir dışına dek.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan