ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

05 - ABDURRAHÎM İSTAHRÎ (Rahmetullahi Aleyh)

SETREDERDİ KENDİNİ

 

Abdurrahîm İstahrî”, üstün velî, büyük zât.

İlim öğrenmek için, yaptı pek çok seyâhat.

 

Kalbi, hep "Hüzün” ile dolu iken lebâleb.

"Neş’eli" görünürdü, insanlara yine hep.

 

Av elbiselerini giyerek ara ara,

Avlanmaya giderdi, tek başına dağlara.

 

Lâkin onun niyeti, av değildi kat'iyyen.

O, böyle "setrederdi" kendisini gayriden.

 

Bir gün ava çıkmıştı, alıp av köpeğini.

Bir kişi de, gizlice, tâkîb etti kendini.

 

Ne zaman ki ulaştı, bir dağın eteğine.

Köpeğini salarak, başladı tâatine.

 

O, Rabbinin ismini, söylediği zamanda,

"Dağlar" da söylüyordu, onunla aynı anda.

 

Öyle ki, o dağlarda bütün mevcut olanlar,

Cümle "ağaç" ve "taşlar", hem de "vahşî hayvanlar",

 

Ona iştirak edip, meşgûl oldu zikr ile.

Yer ve gök inliyordu, hep “Allah” sesleriyle.

 

"Halk" içinde, "Hak" ile bulunan bu evliyâ,

Îtibâr etmiyordu, zerre kadar dünyâ'ya.

 

Yirmibin akçe” kaldı babasından kendine.

Dağıttı onbin’ini, şehrin fakirlerine.

 

Kalan onbin’ini de, bir torbaya doldurup,

Çıktı damın üstüne, ayırdı gurup gurup.

 

Sonra, o akçelerin tamâmını bu defâ,

Avuç avuç alarak, saçtı dört bir tarafa.

 

Öyle ki, para ile doldu hep o havâli.

O sabah uyanınca, çok şaşırdı ahâli.

 

Zîrâ görmüşlerdi ki, her yer para ve akçe.

Zannettiler ki: “Gökten, para yağmış o gece”.

 

“Abadan”a gitmişti, Ramazânda bir ara.

Herkes, yemek getirdi kendisine iftâra.

 

Lâkin sabah olunca, baktılar ki o yine,

Hiç elini sürmemiş, yemeklerden birine.

 

İnsanlar anladı ki, bu, bir "Allah adamı".

O bunu hissedince, terk etti Abadan'ı.

 

Ve “Sehl-i Tüsterî”nin, gelip memleketine,

Kavuştu bu velînin, kıymetli sohbetine.

 

“Sehl-i Tüsterî” dahî, etti ki ona suâl:

(Ne yemek istiyorsan, hazırlasınlar derhal.)

 

Dedi ki: (Öyle ise, ekşili olsun biraz.)

Ona göre pişirip, eylediler ona arz.

 

Onlardan yemek için, bekliyorken iftârı,

Gördü kapı önünde, fakir bir ihtiyârı.

 

O yemekten almadan, henüz bir lokma bile,

Verdi o ihtiyâra çömleği tamâmiyle,

 

Sâdece bir "Su ile" yaparak o gün iftâr,

Yarınki oruç için, niyet etti o tekrar.

 

Üç gün üstü üstüne, vâki oldu böylece.

Üçünde de yemeği, ikrâm etti öylece.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan