ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - MENSÛR BİN AMMÂR (Rahmetullahi Aleyh)

BESMELE’YE HÜRMET

 

Mensûr ibni Ammâr” ki, şânı büyük bir velî.

Hitâbeti kuvvetli, te'sîrliydi sözleri.

 

Gençliğinde, bir kâğıt gördü yol üzerinde.

Besmele-i şerîfe”, yazılıydı üstünde.

 

Vicdânı sızlıyarak, eğilip aldı, ancak,

Bakındı, bulamadı, müsâit yer koyacak.

 

Besmele”ye hürmeten, koydu onu ağzına.

O gece, nûrlu bir zât, girerek rüyâsına,

 

Dedi ki: (Sen Rabbinin ismine hürmet ettin.

Açıldı kapıları, sana ilmin, hikmetin.)

 

Uyanıp tövbe etti, bilcümle hatâsına.

Çalışıp girdi o da, "velîler" arasına.

 

Bu zâtın zamanında, vardı ki genç bir kişi,

Devamlı içki içip, eğlenmekti hep işi.

 

Oturdu bir gün yine, bir içki âlemine.

Ve dört gümüş vererek, kölesinin eline,

 

Dedi:  (Bu dört gümüşle, hemen çık da, bir yerden,

Bana, meze olarak birşeyler getir hemen.)

 

O köle, "Peki" dedi ve çıktı dışarıya.

Meze almak üzere, gidiverdi çarşıya.

 

Bir yerde, kalabalık insanlar gördü fakat.

Bir kişi konuşuyor, dinliyordu cemâat.

 

Mensûr bin Ammâr” idi, cemâate va’zeden.

Köle, çok duygulandı işittiği sözlerden.

 

Öyle ki, her bir cümle, işliyordu gönlüne.

Daha da ilerleyip, tam oturdu önüne.

 

“Mensûr” dahî o ara, bir fakir göstererek,

Buyurdu ki: (Bu kişi, fakir ve muhtâçtır pek.

 

Kim eğer ki dört gümüş verirse şimdi buna,

Ben dahî dört kıymetli duâ ederim ona.)

 

O köle düşündü ki: “Verip de bu parayı,

Alayım bu velîden, dört kıymetli duâyı”.

 

Verip de oturunca, sordu Mensûr köleye:

(Benden, hangi hususta duâ istersin?) diye.

 

Dedi: (Önce, efendim, hâlinden tövbe etsin.

Sonra da, kölelikten beni âzâd eylesin.

 

Ayrıca, dörtyüz gümüş hediye etsin bana.

Kavuştursun Rabbimiz, bizleri gufrânına.)

 

“Mensûr” duâ buyurdu, köle döndü geriye.

Sordu ona Efendi: (Nerede kaldın?) diye.

 

Başından geçenleri, eyledi bir bir beyân.

O da çok duygulanıp, tefekkür etti bir an.

 

Hidâyet ışıkları, doldu birden kalbine.

Ve hemen oracıkta, tövbe etti hâline.

 

Sonra âzâd eyledi, köleyi kölelikten.

Ve ona “Dörtyüz gümüş”, hediye edip hemen,

 

Dedi: (Yâ Rab, getirdim ben üçünü yerine,

Dördüncüsü sendendir, sığındım keremine.)

 

O an bir ses duydu ki: (Sen yaptın vazîfeni.

Bağışladı Allah da, hem onları, hem seni.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan