|
03 - İBRÂHİM HAVVÂS
(Rahmetullahi Aleyh)
AÇ MISIN, SUSUZ MUSUN?
“İbrâhim-i Havvâs”ın,
vardı bir talebesi.
Yolculuğa çıktılar,
üstâdıyla kendisi.
Hiç yemeden gittiler,
yedi gün, yedi gece.
Ve lâkin o talebe, çok
acıktı böylece.
Nihâyet kalmayınca,
yürüyecek tâkati,
Üstâdı bunu sezip,
anladı hakîkati.
Buyurdu ki:
(Evlâdım, ne oldu sana
böyle?
Aç mısın, susuz musun,
ne ise bana söyle.)
Dedi ki: (Ey efendim,
hem susuzum, hem açım.
Bir şey yiyip içmeye,
çok vardır ihtiyâcım.)
Buyurdu ki:
(Öyleyse, git, şu akan
sudan iç.
Bundan sonra susamak,
aslâ olmaz sana hiç.)
O, baktı ki bir “Nehir”,
yürüdü yakınına.
Eğilip içti sudan,
avcuyla kana kana.
“Serin” ve “tatlı”
idi, akıyordu önünde.
Hiç böyle lezzetli su,
görmemişti ömründe.
Bir de abdest alarak,
dönüp geri gelirken,
Arkasına baktı ki, eser
yok o nehirden.
Anladı üstâdının, büyük
kerâmetini,
Ve bildi daha iyi, kadir
ve kıymetini.
Bir gün de, bir
dükkânda, “Nar”
gördü bir tepside.
Ve sorup öğrendi ki,
"ekşi" imiş hepsi de.
Lâkin “Tatlı nar”
yemek, isterdi onun
canı.
O narları yemeyip, terk
etti o dükkânı.
Dedi ki:
(Tatlısını, bulursam her
nerede,
Sabredeyim, bulunca, çok
çok yerim ilerde.)
Bu nar düşüncesiyle, o
böyle ilerlerken,
Çok “Hasta”
birisini gördü ve durdu
birden.
Zaif
ve halsiz idi, yoktu eli
ayağı.
Onu böyle görünce,
kederlendi bayağı.
Baktı ki, vücûdunun her
yerinde yara var.
Üşüşmüş üstlerine, hep
yabânî arılar.
Düşündü ki: "Bu kişi,
evliyâdır muhakkak."
Sordu:
(İstemez misin, bu
dertten şifâ bulmak?)
O, (İstemem) deyince,
daha arttı hayreti.
Dedi:
(İstememenin, peki nedir
hikmeti?)
Dedi: (Bundan kurtulmak,
nefsimin arzusudur.
Bunu ise, Rabbimiz
istiyor, hikmet budur.
Benim hasta olmamı
istemeseydi eğer,
Ben de böyle olmazdım,
O, dilediğini eyler.
Hak teâlâ bir kula,
verince bir musîbet,
Kula düşen, bu derde
râzı olmaktır elbet.)
Buyurdu ki:
(Arılar sarmış hep
yaraları.
İzin ver de, kovayım
vücûdundan onları.)
O dedi ki: (Ey Havvâs,
kovma da, dursun onlar.
Nasıl olsa senin de,
kalbinde “Tatlı nar”
var.
"Tatlı bulurum"
diye yemedin ekşisini.
Kovamadın kalbinden, bu
nar düşüncesini.
Benim vücûdumdaki
arıları sen bırak.
Kalbindeki "Tatlı nar"
fikrini kovmaya bak.) |