ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - İBRÂHİM HAVVÂS (Rahmetullahi Aleyh)

AÇ MISIN, SUSUZ MUSUN?

 

İbrâhim-i Havvâs”ın, vardı bir talebesi.

Yolculuğa çıktılar, üstâdıyla kendisi.

 

Hiç yemeden gittiler, yedi gün, yedi gece.

Ve lâkin o talebe, çok acıktı böylece.

 

Nihâyet kalmayınca, yürüyecek tâkati,

Üstâdı bunu sezip, anladı hakîkati.

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, ne oldu sana böyle?

Aç mısın, susuz musun, ne ise bana söyle.)

 

Dedi ki: (Ey efendim, hem susuzum, hem açım.

Bir şey yiyip içmeye, çok vardır ihtiyâcım.)

 

Buyurdu ki: (Öyleyse, git, şu akan sudan iç.

Bundan sonra susamak, aslâ olmaz sana hiç.)

 

O, baktı ki bir “Nehir”, yürüdü yakınına.

Eğilip içti sudan, avcuyla kana kana.

 

Serin” ve “tatlı” idi, akıyordu önünde.

Hiç böyle lezzetli su, görmemişti ömründe.

 

Bir de abdest alarak, dönüp geri gelirken,

Arkasına baktı ki, eser yok o nehirden.

 

Anladı üstâdının, büyük kerâmetini,

Ve bildi daha iyi, kadir ve kıymetini.

 

Bir gün de, bir dükkânda, “Nar” gördü bir tepside.

Ve sorup öğrendi ki, "ekşi" imiş hepsi de.

 

Lâkin “Tatlı nar” yemek, isterdi onun canı.

O narları yemeyip, terk etti o dükkânı.

 

Dedi ki: (Tatlısını, bulursam her nerede,

Sabredeyim, bulunca, çok çok yerim ilerde.)

 

Bu nar düşüncesiyle, o böyle ilerlerken,

Çok “Hasta” birisini gördü ve durdu birden.

 

Zaif ve halsiz idi, yoktu eli ayağı.

Onu böyle görünce, kederlendi bayağı.

 

Baktı ki, vücûdunun her yerinde yara var.

Üşüşmüş üstlerine, hep yabânî arılar.

 

Düşündü ki: "Bu kişi, evliyâdır muhakkak."

Sordu: (İstemez misin, bu dertten şifâ bulmak?)

 

O, (İstemem) deyince, daha arttı hayreti.

Dedi: (İstememenin, peki nedir hikmeti?)

 

Dedi: (Bundan kurtulmak, nefsimin arzusudur.

Bunu ise, Rabbimiz istiyor, hikmet budur.

 

Benim hasta olmamı istemeseydi eğer,

Ben de böyle olmazdım, O, dilediğini eyler.

 

Hak teâlâ bir kula, verince bir musîbet,

Kula düşen, bu derde râzı olmaktır elbet.)

 

Buyurdu ki: (Arılar sarmış hep yaraları.

İzin ver de, kovayım vücûdundan onları.)

 

O dedi ki: (Ey Havvâs, kovma da, dursun onlar.

Nasıl olsa senin de, kalbinde “Tatlı nar” var.

 

"Tatlı bulurum" diye yemedin ekşisini.

Kovamadın kalbinden, bu nar düşüncesini.

 

Benim vücûdumdaki arıları sen bırak.

Kalbindeki "Tatlı nar" fikrini kovmaya bak.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan